You are here:
Sultan Süleyman'ın Mühürü PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 01 Haziran 2009 07:55

İşte Tarihi Bir Belge

Ahmetler Yaylasıyla ilgili, mahkeme tarafından istenerek getirtilen, tarihi "Bilirkişi Raporu". Tam 41 yıllık... 

Böyle belgelere rağmen aldığımız yola bakıp;
"Kırk bir kere maşallah!" diyelim mi?

Tarih : 06. 05. 1968; Dosya No:1968/166

Bilirkişiler : Prof. Vasfi Raşit SEVİĞ (Ordinaryüs), (*)
                   Prof. Dr. Enver Behnan ŞAPOLYO,      (**)
                   Av. Vasfi ŞENSÖZEN.  

Aynen aktarıyoruz;

Bilirkişi Raporu

Tarih : 06. 05. 1968;Dosya No:1968/166 

Bilirkişiler : Prof. Vasfi Raşit SEVİĞ (Ordinaryüs),  (*)       

                   Prof. Dr. Enver Behnan ŞAPOLYO,        (**)

                  Av. Vasfi ŞENSÖZEN.

Tetkuk mevzuu ittihaz edilen kaydın esasını Kuyudu Kadime Defteri  üzerinde tetkik etmek üzere alakalı Tapu Kadostra Umum Müdürlüğü Dairesine varılarak Defteri Mufassal diye tavsif olunan defterde alakalı kaydın bulunduğu sahife görevli memura bulunduruldu.

Bahis konusu yaylak yerinin Cönkere (Alanya) nahiyesine bağlı Ahmetler Köyü dahilinde olup, mezkur köyün ziraat ehli ahalisinin aile reisleri ve ondan sonra yine hususu recime tabi diğer bazı kayıtlar gösterildikten sonra yaylak olarak açılan başlığın altında (Deli Derne namı diğeri Ertaş ve Korna Gediği ve İmalı Dağı ve Cırlavık ve Keklik Pınarı demekle mahdut) şeklinde tahdit edildiği görüldü.

İş bu defter ilk sahifesinde (Süleyman Han Bin Sultan Selim) olarak okunan Kanuni Sultan Süleyman Turasını havi olduğu ve defterin başkaca bir tarih ile zamanının gösterilmediği görüldü. Şu hale nazaran defter Türkiye’nin geniş çapta yapılan arazi tarihine ait ve Kanuni devrinde tanzim edildiği muhakkak esaslı kayudattan mağdut olduğu müşahede edildi. (*Kanuni Devri:1520-1566)

Yaylaklar ve Mer’a ve Harman yeri amme emlakinden ve diğer bir tabirle orta mallarından ibaret olup, bunlar aslında senede bağlanmamaktadır.

Esasen 1328 (*1912) tarihli Eşhası Hükmiye Kanununa kadar hükmü şahıslara tapu senedi verilmemiştir.  O kanundan sonra dahi bu gibi orta malları yine senetten veraste tutulmuştur.  Bu esasa göre mer’a ve harman yeri gibiler bu Kuyudu Kadime Defterlerinde dahi gösterilmemiştir.

Zira onlar vergiye tabi değildirler. Yaylak ve Kışlalar ise : Mülga Arazi Kanununun 101.  Maddesiyle (Rüsumatı yaylakiye ve Kışlakiye) denilen vergiye tabi tutulduğu için Kuyudu Kadimeye geçirilmesi lüzumlu görülmüştür. Bununla beraber kaydın bu sebeple tesis edilmiş olması yalnız bir vergi mükellefiyeti nişanesi telakkisinede müsait değildir.

Zira yaylak bağlı bulunduğu köyün kayıtları arasındadır. Ve bu kayıt mezkur yaylak’ın o köye tahsis edildiğinin vesikasıdır. Nasıl ki Arazi Kanununun 101.  Maddesinde (Defter haneyi amirde mukayyet olup bir kariye ahalisine müstakiller ve yahu üç, beş kariye ahalisine müştereken minelkadim mahsus olup yayla’kı kışlağın otundan ve suyundan yalnız kendilerine mahsus olan kariyeler ahalisi intifa eyleyip ecanipten bulunan kurağ ahalisi intifa edemez. Ve bu makule yaylak ve kışlağın otundan ve suyundan intifa eden ahaliden tahammüllerine göre canibi amiri için rüsumatı yaylakiye ve kışlakiye alınır. Ve böyle ahaliye mahsus olan yaylak ve kışlaklar alınıp satılamaz ve tapu ile bir kimseye müstakilen tasarruf ettirilemez ve ahalinin rızası olmaksızın ziraat ve haraset dahi olunamaz. )Denilmektedir.

Şu hale göre yaylak ve kışlakların tasarrufu ancak defterhanedeki  kayıtlı tevsik edilir ve bunun dışında vesika aranmaz ve kanaatımıza göre hilafına iddia dahi muteber sayılamaz.

İş bu mütealamız samimi kanaati vicdaniyetimizin ve kanaati ehliyetimizin bir ifadesi olarak arz ve takdim olunur. 06. 05. 1968”

Kuyud-u Kadime (Eski Kayıtlar/Defteri Hakanı) Orhangazi (1326 – 1359) zamanında başlamış, Ancak  Kanuni devrinde 1535 yılından itibaren yazılı hale getirilmiş 2. 232 cilt halinde olduğu söylenmektedir.

 

(*)

·         Prof. Vasfi SEVİĞ : Yemen 1887-İstanbul 1971. Mehmet Reşit Paşanın oğlu, Türk hukukçusu. Kendisi gibi  hukukçu olan Muammer Reşit SEVİĞ’in kardeşi. Galatasaray Lisesi-İstanbul ve Paris Hukuk Fakültelerini bitirdi. 1914 yılında  İstanbul’a geldi. 1917-1925 yılları arasında Saksonyo Mahkemelerinde (Almanya) staj yaptı. 1930 da Şebinkarahisar, 1934 de Sivas Mebusu seçildi. 1935 Ankara Hukuk Fakültesinde Roma Hukuku kürsüsünde medeni hukuk dersleri verdi. Hukuk kitapları var. Toprak Hukuku dersleri 1953 basımlı(Meydan Larousse/226 SEV)

 

(**) 

·         Prof. Enver Behnan ŞAPOLYO : İstanbul  1900-1972, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünü bitirdi. Tarih öğretmeni. Muhabir-Yazar. Tarih kitapları var. (Meydan Larousse/719 ŞAR)

 

***

Arkadaşımız Mehmet Arslan, yayla mahkemesi dosyasındaki bu belgeyi bize gönderirken aşağıdaki çocukluk anısını da eklemiş. Yüzlerce yıllık geçmişi olan bu sorunun derinliğini bilmeyenlere belki bu çocukluk anısı bir fikir verebilir.

 

"Bu belgenin sonuna o yıllarda aynen şu notu düşmüşüm. Bu notu da bu belgeyle birlikte sizlerle paylaşıyorum:"

 

ZOR YILLAR

(Anı)

Yıl 1956, 1957, 58 de olabilir.

Güzün, Eylül-Ekim aylarında,

Yukarıdan (Kızıleğriön) Aldürbe’ye Göçümüz indi.

O zaman develerimiz var.  Develer çöktü çökecek,  göçü yıkamadık daha.

Çimililer 70-80 kişi elleri sopalı obamızı bastılar.

Sanırım o yıl bizim grup iki veya üç oba idi.

Tekelioğlu bizimleydi,  herhalde Zobu emmi de vardı.

Bizim göçün başında annem,  babam ve henüz 5-6 yaşlarında ben.

Çimililer önüne geleni yıkıp döküyor,  bizleri sopalıyorlardı.

Annem Arzu Karıyla baş edemediler.  Anam çoğunun kafasını gözünü kırdı.

Babamı linç olmaktan,  imdadımıza yetişen Ahmet Abim kurtardı.

Çapıra çıkıp toplu tabancasını çekti.

Çakar almazın belki de mermisi yoktu.

Yıl 2000,  milenyum yılı,

Ben Bursa’da ekmeğimi kazanıyorum.

Çektiğim karelere gelince.  Eve bir gün bir hırsız girdi,  ne işine yarayacaksa kamerayla birlikte onları da aldı götürdü,  kopyasını hala arıyorum.

Mehmet ARSLAN, 27. 05. 2009