You are here:
Göç Yollarımız 4 PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 26 Mart 2012 00:00

Ali VAROL

4. Bölüm

Köylülerimiz sıcak Akdeniz yamaçlarına yerleşmişler ama sıcak yaza aylarında yaklaşık 500 yıldır da hartialara adı kazınan Ahmetler Yaylasına göç edip durmuşlar. İşte bu yazıda yaylaya çıkış yollarımızı anlatacağım.

Çimi Yolu:

Eskiden yaylaya göçerken göç köyden çıkınca Harmankaya'da konaklardı bir gece. Sabah yükler sarılır Murtiçi'nde şose yoluna girilir, akşama Gandilce'ye gelinirdi. İkinci gece orada geçirilir hayvanlar yayılır, dinlenirdi. 3. gün akşama Nohut çukuruna gelinir orada akşamlanırdı. Sonraki gün Nohut Çukurunda araba yolundan ayrılır, Aşağı Bucak, Belen, Yukarı Bucak köyleri geçilir, Çimi'ye ait Biladanlısu'da hayvanlar sulanır, Akşama Aldürbe'ye çıkılırdı.

Göç burada saydığım köylerin içinden geçmez, köyün kenarındaki bir çevre yolundan geçer giderdi.  Çimi Köyü'nün içine de girmez köyün aşağısındaki çevre yolundan geçilirdi. Sonradan Yaylaya yol yapılıp motorlu taşıtlar gitmeye başlayınca göçler de motorlu taşıtlarla taşınmaya başlandı. Bu köylerin kenarındaki yollara da ihtiyaç kalmadı. Taşıtlar Akseki üzerinden geçip Dutluca ve Çimi köylerine uğrayarak yaylaya çıkmaya başladı. Bu dönemde Çimi köylüleri köy dışındaki çevre yolunu kapatıp göçlerin köy içinden geçmesini zorunlu hale getirdi. Sonra da köy içine bir demir kapı yapıp işine gelmeyen göçlerin, demir kapıyı kapatarak, yaylaya gitmesini engellemeye başladılar.

Alavada (Çanakpınar) Yolu:

Köyden çıkan sürüler yük göçü ile aynı yolu izleyerek Cemerler üstündeki Gandilce'ye kadar gelirlerdi. Orada göçten ayrılara Sadıklar köyünün kuzeyindeki bir boğaza girerlerdi. Buradan Değirminci Kuyusu, Çalıdibi, Sarıotlu, Çağşırcı Oğruğu, Topraktepe bölgelerini geçerek Ahmetler Kuyusu'na gelirlerdi. Bu yolculuk bazen bir gün bazen de iki gün sürerdi Konaklamak gerekirse Alavada dağlarında uygun bir yer
seçilirdi.

Kurna Yolu:

Göç ve sürüler yaylaya çıktıktan sonra tek tük gelip gitmeler Kurna yolundan yapılırdı. Kurna yolu daha kestirme idi ama Çimi'den geçen yol kadar düzgün değildi. Kurna yolundan gitmek için Murtiçi'nde şose yolu çaprazlama geçilir, Çukurköy, Güzelsu köylerinin kenarından geçerek Çataloluk'a gelinir. Orada bir mola verilir. Devam edip, Çatma, Gölbüz Gediği, Buzobruk, Kurna geçilerek Ahmetler Kuyusu'na gelinirdi.

Galandıras, Güneycik Yolları:

Çimililer bir sene demir kapıyı kapatıp Ahmetler göçünün yaylaya geçmesini engellediler. Akseki'deki yetkililer göçün Çiminin kuzeyindeki Galandıras Boğazı'ndan geçmesini sağladılar. Böylece Galandıras yolunu da öğrenmiş olduk.

Başka bir sene gene demir kapı kapandı. Galandıras yolundan da yol verilmedi. Ahmetler göçü Gündoğmuş üzerinden dolanıp Güneycik yaylasını geçerek Gökçukur, Keklik Pınarını da geride bırakarak Çırlavık'tan yaylaya gelebildi.


Yayladaki Komşularımız:

Eğrikar'da Fersin'li Kır Velinin koyun sürüsü eğleşirdi.

Güney komşumuz Güneycik'in koyun sürüleri bazen bizim koyun sürüleri ile Kızılalan'da yan yana gelirdi. Bizim sürümüzden yarıkıp* onların sürüsüne karışan bir hayvanı sonraki gün haber verirlerdi. Gölcük, Katırcı İni, Keklik Pınarı ve Gökçukur'da Gençler (Araplar) obaları vardı. Çandırsırtı ve Yürük'te sürülerimiz yan yana yayılırdı.
Düneğin Dibi, Kurna ve Buzoğruk'ta (Buzobruk) Fersinliler (Güçlüköylüler) otururdu.
Çağşırcı Oğruğunda bazen Fersinliler bazen de Ahmetlerliler otururdu.

Yüksek Eğrikte genellikle Ahmetlerliler oturur.

Ölümuar'da (Ulupınar), Akeşme'de, Kızıl Belende Gebeceliler oturur.

Aldürbe'de Zindanın yanında ve Diyrak'ta Kepezliler otururdu.

Göktepe'de Kalecik (Mannas) ve Namaras yaylaları var. Bu komşularımızın sürüleri de bizim sürülerle bazen yan yana yayılır.

Ahmetler kuyusunda Erengeriş'li ve Tepeköy'lü nüfus çoğalınca malcılık yapan Ahmetlerli köylülerin su sıkıntısından, kalabalıktan rahatı kaçtı oba yerlerine gelmez oldular. Haritalarda "Ahmetler Kuyusu" yazarken oturan Hacıahmetlilerin kalabalıklığını görenler "Hacıahmetli kuyusu " demeye başladılar.

Komşu Yaylalara giden Ahmetlerliler:

Yüksek Eğrik, Alavada (Çanakpınar) köyü sınırları içindedir. Keza Çağşırcı Obruğu da öyledir. Hayvanlarının sıkışmadan rahat yayılmasını isteyen bazı köylülerimiz yazları buralarda oba kurmaktadırlar.

Güzün bazı davar ve koyun sürüleri Alavada dağında kalmaktadırlar. Bunlar su ihtiyacını Çalıbaşı ve Çalıdibi'ndeki sarnıçlardan karşılamaktadırlar. Güzün koyun sürüleri için bizim yaylada yayılım azalınca bazı koyuncularımız başka yerlerden yurt arayıp oralara gitmektedirler.

Geyran koyuncularımızın güzün gittiği yerlerden biridir.

.....................

Bugünkü Durum:

Kepezliler yaylaya çıkmaz oldu. (Sadece bir tane oba çıkıyor.)

Bizim köylüler Kumluboğaz’a oturmaz oldu. Ören yerlerinin taşları taşındı, bu taşlarla başka yerlere evler yapıldı.

Ahmetler Kuyusu’ndaki oba yerlerine oturulmaz oldu. Kurna Dibindeki oba yerleri hala boş durmaktadır. Örenler yıkılıp dağılmış durumdadır. Kuyudaki oba yerlerine de bizim köylüler gelmeyince Erengeriş ve Tepeköy’den gelenler ev yaptırdılar ve yazları oturmaktadırlar. Erengeriş ve Tepeköy’den yaylaya çıkanlarda Ahmetler’deki kadar sürü yoktur. Arıcılık veya yaylanın temiz, serin, nemsiz havasından faydalanmak için çıkmaktadırlar.

………………….

Ahmetler köylülerinin yarısı Manavgat’a, Antalya’ya göçüp gitmiş olsa da,

Eskisi kadar çok sürü olmasa da,

Yine de yaylada en çok davar besleyen Ahmetler köylüleridir. Mallarını besleyebilmek için yaylaya ihtiyaçları vardır. O nedenle yayladan vazgeçemeyecekler. Eskiden bu oba yerlerini doldurup taşıran ailelerin bazılarının torunları şimdi bu oba yerlerinde gene malcılık (küçükbaş hayvan besiciliği) yapmaktadırlar. Akdağdaki oba yerlerinde gene sürüler var. Ancak yazla ve güzle obaları çeşitli nedenlerden dolayı yer değiştirdi. Yazla ve güzle oba yerleri:

İmalı Önü,

İmalı Ardı,

Mahmut Koyağı,

Aldürbe Çapırının Dibi,

Çırlavık gibi yerlerde toplandı.

Bazı köylülerimiz arıcılık yapmaktadır. Arılar vesilesiyle yazın yaylaya çıkmaları gerekiyor.

Arıcılar ise daha çok Aldürbe – Ortataş’ın dibini ve Akkuyu Bucağını tercih ediyorlar. Bazı arıcılarımız da bazı seneler arılarını Kurna Dibi’ne götürmektedirler. Kuyu’da ve Kurna’da arı yayılımı Aldürbe’den 10 gün daha sonra bitmektedir. Eskiden çoğumuz arılarımızı Kuyu’ya koyuyorduk, oradaki sıkışıklıktan dolayı götürenlerimiz azaldı.

Davarı ve arısı olmayan bazı insanlarımız da oralarda doğup büyümüşler; çocukluk anıları var. İnsan çocukluğunun geçtiği yerleri unutamıyor, Gidip görmek oralarda yeniden yaşamak geliyor içinden. Ayrıca yaz aylarında sahil nemden ve sıcaktan kaynarken buralar serin ve sakin oluyor. Bu sakin ve serin ortam da insanları çekiyor.

Çocukluğumda hangi ailenin nerede, hangi yurt yerinde oba kurduklarını, ev yaptıklarını yazdım. Son zamanlarda köylülerimizin bazıları İmalı Önü’nde, Çapırın Dibi’nde, Akkuyu Bucağı’nda güzel toprak dam evler yapmışlar. İki km. ötede Ahmetler Kuyusundaki evler gibi düzgün ve rahat evler. Ama bu gün bu evlerde “felanca” oturuyor demeye çekiniyorum. Çekiniyorum çünkü Akkuyu Bucağı’ndaki 4 toprak damlı eve “kitabına uydurulup” ceza kesilmiş. Köylülerimiz cezalarını ödediler.

Şimdi bir düşünelim:

Yarım saatlik yürüyüş mesafesinde, Ahmetler Kuyusu’nda, aynı arazide Erengerişli ve Tepeköylülerin yaptırdığı aynı tip evlerden daha çok var. Düz mantığa göre, benzer arazide, benzer tip evler yapılmışsa ya hepsine ceza kesilmelidir, ya da hiçbirine.

Bu yaylada senelerden beri Ahmetler, Fersin, Gebece, Erengeriş, Tepeköy ve Kepez köylüleri iç içe beraberce yaşamışlardır. Yardımlaşmanın, dayanışmanın, hoşgörünün, iyi komşuluk ilişkilerinin örneğini vermişlerdir. Arada bir köpek dalaşı olduysa da bunlar iyi komşuluk ilişkilerini bozmaya neden olmamıştır. İnsanlar birbirlerinin kusurlarını da hoş görme yolunu seçmişlerdir.

Bir iki hasta ruhlu bozguncu, insanlarımızı kışkırtmak istediyse de itibar edilmemiştir.

Aldürbe Oluğu’nun yanındaki mezarlıktaki Ahmetler mezarlarının yazılı taşlarını kırıp yok eden zihniyet, Aynı arazideki benzer tip onlarca evden sadece dördünü şikâyet edip “kitabına uydurarak” ceza kestiren sakat düşünce her zaman vardır ve var olabilir. Öte yanda aklıselim sahibi insanlarımız böylesi kışkırtmalara itibar etmemekle kalmayıp bunları önlemeye de çalışmalıdırlar. Yani delisi olan delisini gütmelidir. Gütmezse ne olur? “Bir deli bir kuyuya bir taş atar; kırk akıllı taşı çıkaralım diye uğraşır durur.”

Ünlü düşünürün dediği gibi:

“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir”

Değişim devam eder. Umarım değişim devamlı iyiye doğru devam eder. Umarım insanlarımız hoşgörü içinde beraberce yaşamaya devam ederler. Sabah ola, hayır ola.

Bitti

Ali Varol - 26 Şubat 2012 - Manavgat

 

NOT:

Yazıda geçen yeni sözcük ve deyimler:

Birinin ardına (kıçına) yama olmak: Yama nereye vurulur? Giysinin en çok yıpranan ve en önce sökülen yerine. Buralar da dizler ve oturak bölgeleridir. Vücudun en çok kahrını bu yama vurulan yerler çekmektedir. Birinin ardına yama olursanız siz de onun kahrını çekmek zorundasınız.

Kepeneği terkilemek: Kepeneği taşınabilecek şekilde katlayıp, azık peştamalı ile bağlayarak omuza asmak.

Yurt yeri: İçinde oba da olan hayvanların yayılacağı yakın çevre. Bozlağan bir yurt yeridir ama orada 5 tane oba yeri vardır.

Oba: Hayvan besleyen yörüklerin kendileri ve hayvanlarının barınması için yapılan yapıların hepsi.

Oba yeri: Oba kurulan yer.

Ören: Çadır kurmak için harçsız taş duvardan yapılmış tek odalı ev.

Toprakdam: Çatısı toprak ile örtülmüş tek veya iki odalı yayla evi.

Cirlemek: Kar suları ilkin damla damla akar. Hava ısınınca damlalar birbirine ulanır ve bir iplik gibi uzayarak akar. Buna suyun cirlemesi denir.

Meleğse > melevse > melese: İplik ve yün karışımı ince ve seyrek dokunmuş kilim.

 

NOT: Albümler...

Ahmetler Yaylasındaki oba yerlerimizi daha ayrıntılı oalarak Google görüntüleriyle inceleyebilmek için aşağıdaki belgesel albümlere bakabilirsiniz. Sırayla üzerlerine tıklayın.

1. Albüm

2. Albüm

3. Albüm

4. Albüm