You are here:
Dedem Korkut Diyor ki: PDF Yazdır E-posta
Cuma, 12 Haziran 2009 08:56

"Orası Ahmetler Yaylasıdır." 

 Belgeler ve Gerçekler - Yazan : Mehmet ARSLAN 

Dede Korkut; Asırlarca soy soylayıp boy boylayan ve Türklerin kültürel genetiğini şekillendiren belirli bir asra sığdırılamayan bilge ozanı ve “Oğuzname”nin yazarıdır. Dede Korkut’u Türklerin millî destanı kabul ederek günümüze taşıyan ve bu alanda dünyada otoritesi sayılan bilim adamımız, Prof. Dr. Faruk Sümer’i Tarih otoriteleri 20.  Asrın Dede Korkut’u olarak tanımlamaktadırlar.

129 adet tarihi eseri bulunan çağdaş Dedem Korkut’un neredeyse hayatını adadığı “Yazdığım İlk ve Son Eser” dediği “OĞUZLAR”/(Türkmenler) kitabı onun Türkmenlere olan yakınlığını ve bu konudaki bilgeliğini dünya alem kabul etmiştir.

Konya/Bozkır - Akçapınar Köyü’nde doğup yetişmiş olmanın özüyle AHMETLER YAYLASI’nı en iyi okuyup anlayacak ve anlatacak Tarih Profesörü bir büyüğümüzdür. Yine aynı şekilde o tarihlerde Doçent olan tarihçimiz Prf. Dr. Muzaffer ARIKAN ‘da Osmanlı Tarihi ve Tapu-Tahrir Defterlerinde ülkemizin en önde gelen isimlerindendir.

Önceki yazımda, ülkemizin en önde gelen tarihçilerinden,  Ord. Prof. Vasfi Raşit SEVİĞ ile Prof. Dr. Enver Behnan ŞAPOLYO’nun 06. 05. 1968 tarih ve Dosya No:1968/166 Bilirkişi Raporunu sayfamıza taşımıştım.

Mustafa Abi, ”Çimililer gene yapacaklarını yaptılar.” diye yazınca,  gözümün önünden film şeridi gibi çocukluğum geldi geçti. Yayla göçünde AKSEKİ/Marla-Çimi içinden geçerkenki topu topu 10-15 Km. deki korkularımız,  kaygılarımız.  Çiminin tam ortasında kanunsuz olarak yapılan demir kapı, yol kesmeler, çocuk bilinçaltımıza yerleşen kin, nefret ve korkuyla karışık duygular seli.  Yüzyıllardır aşamadığımız Akseki’deki ÇİN Seddi.

Aslında Çimili dostlarımıza buradan seslenmek istiyorum. Her toplumun kanaat önderleri, akil insanları olur.  Ki, varlıklarını sürdürebilsinler. Sizler gerçekten ekonomik - siyasi ve ticari olarak bizlerden mukayese götürmez şekilde güçlüsünüz. Çimi de eğitim 175 Osmanlı Şeyhülislamından 112.’si olan Dürrizade Seyit Mehmet Ataullah Efendi (1783–1785) kendi el yazısı ile 1. 783 yılında,  Ahmetler’de ise 167 yıl sonra 1. 950’de başlamış.  Sizler Selçuklu da, Osmanlı’da hep kentsoylu olmuşsunuz. Köyünüzde “…Arabin,  Arnavudin,  Boşnağin,  Çerkezin,  Gürcin,  Cezailin,  Mısırlin,  Tunuslin gibi, Hepsi Müslümanlığın birleştirici etkisiyle Türkleşmiş…” insanlar yaşamış, yaşamakta.  Paşalarınız, Kadılarınız,  Din alimleriniz olmuş, vardır. Bu ne demek, yani hep güçlü, hep mühür sahibi olmuşsunuz. Bizler se YÖRÜK/Türkmen oymaklarıyız. 2007 sayımına göre bizim köyün nüfusu 325, sizin 1950’de 900 olan nüfusunuz 185. Bizim köyün okulu açık, sizinkisi “metruk” halde. Bizler koyunlarımızla – keçilerimizle - arılarımızla yaylaya çıkıyoruz, sizde hayvancılık öteden beri yok. Olsa da yeterli yaylağınız zaten var.

Dava dosyasındaki şu sınırlı belgeler (Defteri Hakani/Kuyudu Kadime, Hacı Beşir Ağa Vakfiyesi kayıtları) incelendiğinde; Ahmetlerliler 943 (1527)’de yayladalar.

Beşir Ağa 1159 (1743)’da , Çimi ise 1259 (1843) yılında yaylada sahne alıyorlar.  

Elinizi vicdanınıza koyun. Türkler Güney Türkistan’dan 9 ila 12. yüzyıllarda Anadolu’ya akın akın geldiler. Sizler Önce Erzincan'a yerleştiniz. 13.  Yüzyılda Moğollar tam da sizin ilk yerleştiğiz bölgeden (Erzurum-Sivas –Kayseri…’den) Anadolu ya saldırdılar.  Akdenize Moğol saldırısıyla geçtiniz. Siz geldiğinizde biz o yaylalardaydık.

Türkiye’nin en önde gelen bu konuda uzman tarihçileri Ahmetler Yaylası Muhteşem Süleyman’ın TUĞRASI havi Hakan defterine kayıtlıdır. ”İmdi: Kuyudu Kadime (Defteri Hakanı) mutlak surette mamülünbih bir hüccet ve delildi. Hatta aksi iddia ve ispat edilemez” diyorlar.

Çimili dostlar;

Sayfanızdan (10 Haziran 2009 Çarşamba) aşağıdaki konulardaki notlarınızı okudum ve aynen aldım:

“YÖRÜKLER:

Yazları köyümüzün yaylasına birçok aşiret (halk arasında Yörük denir.) göçmektedir.  Yaylaya çıkanlar kendi köylerinde hayvancılıkla (Çobanlar) uğraşanlardır.  Köylerinde tarımla uğraşanlar (Manav) yazları da köylerinde kalırlar.   Bu şekilde yaylamıza göç edenlerin nüfusu bin beş yüze kadar çıktığı görülmüştür.  (bkz:1927 Nüfus sayımı).  Ayrıca bunlardan belirli miktarda otlakiye bedeli alınırdı.   (Hacı Ahmetli,  (Cırrıklı) Ahmetli,  Belenköylü,   Fersinli,  Gebeceli,  Geceremeli (Gençler) “Bunlara Mıstıklar ya da Araplar diyoruz” Kepezli (Maşılı) gibi. ) Bunlar eskiden daha çok hayvanlarını otlatmak için çıkarlardı. Şimdi hayvancılıkla birlikte,  dinlenmek için çıkanlar çoğalmaktadır.  “ demişsiniz.

"Halk arasında "Yörük" denir." açıklamanıza alındım doğrusu. YÖRÜK-YÜRÜK-Törük-Türük-Turukha-Turan’ın Türk  demek olduğunu bilemediğinize şaştım.  YÖRÜK: Geçimlerini hayvancılıkla sağlayan ve mevsimlere göre ova veya yaylalarda kurdukları çadırlarda oturan Oğuz Türklerine verilen ad.  Orhun yazıtlarında Türük. Neyse, sözü tekrar size verip devam edelim:

“Ayrıca bilgi olsun diye bu bilgiyi de aktarmak istiyorum. Köyümüzün yaylasına göçen aşiretlerden iki ahmet isminde şahıs birlikte Aldürbe yaylasının en son noktasında bir kuyu açtırmışlar. Zamanla buraya Ahmetlerin Kuyusu (Ahmetler Kuyusu) demişler.  

Köylülerimiz Ahmetler davası konusunda elini güçlendirmek,  büyükbaş hayvanlarını otlatmak ve yaylaya sahip çıkmak için Aldürbe’ye,  Atlar Alanına göçtükleri bilinmektedir.  Bu sebeple zaman zaman 70/80 hanenin göçtüğü görülmüştür.“ demişsiniz, ŞİMDİ BURADA DURALIM, ELİMİZİ VİCDANIMIZA KOYALIM VE TEKRAR OKUYALIM.

“Köylülerimiz, Ahmetler davası konusunda elini güçlendirmek,  büyükbaş hayvanlarını otlatmak ve yaylaya sahip çıkmak için Aldürbe’ye,  Atlar Alanına göçtükleri bilinmektedir. ”

Aldürbe’ye ihtiyacınız olmadığı halde “ELİNİZİ GÜÇLENDİRMEK” için “BÜYÜKBAŞ HAYVAN’la” göçtüğünüzü itiraf ettiğiniz için sizleri açık yürekliliğinizden dolayı alkışlıyorum.

Devam edelim:

“(*) Köyümüzün egemen nüfusun Türk asıllı olduğu tezini kuvvetlendiren başlıca unsur köyümüze ve yaylasına ait yer isimlerinin Türkçe olmasıdır.  

Örnek: Ak Dağ,  Ala Tepe,  Çıra Koyağı,  Deve Yolu,  Nene Koyağı,  Armut Koyağı,  Ölü Miyar (Ölü Pınar),  Gök Çukur,  Atlar Alanı,  İniş Dibi,  Uzun Dede,  Top Taş,  Tekne Çukuru,  Sivri Arası,  Akça Sivri,  Yukarı Bağlar,  Hisar Önü (Hisariçi),  Burçak Alanı,  Sarıçlar (Sarnıçlar),  Melek Çukuru,  Kızıl Çukur,  Aşağı Kuyu,  Yukarı Kuyu,  Susam Beli,  Kavaklar,  Karanlık Sokak,  Ay Otu,  Aşağı Kovanlık,  Hatıp Koyağı,  Aşağı Dağ,  Yukarı Dağ,  Değirman Deresi,  Tekne Çukuru,  Yayla Boğazı,  Atlar Kırı,  Sivri Arası,  Karlık Alanı gibi.“

Buradaki iyi niyetiniz için de sizleri kutlarım. Ahmetler Yaylasına ait Akdağ dışındaki isimleri buraya almamışsınız. Çocukluğumun geçtiği yaylanın bırakın dağlarını, koyaklarını,  deliklerini,  mağaralarını (oğruk) bilirim. Hepsinde çarık eskilerim, dolaklarım, hatıralarım var.

Aldürbe’den girelim. Aldürbe Alanı/ovası: O ovada karamuklar yedim, köstebek yakaladım,  hıdırellez ateşi yakıp üstünden atladım, çıngırak kurup Mevlana gibi döndüm, ata binip rahvan koştum.  Dünyanın bütün köstebekleri orada toplanır. 17. 553 dönümdür. Aldürbe Çeşmesi Akseki-Arataşı hizasında güneyindedir. Ovanın Güneybatı ucunda sizlerinde söylediği gibi Ata dedelerimin yaptığı Ahmetler Kuyusu’nu Alavada Dağı kucaklar, Çırlavık ve İmalı dağı besler.  

Yaylamızın Doğusu :Kızılbelen, Ortayurt, Arataşı

Güneyi : Arataşı, Alavada Dağı, Çaşırlı Oğruk, Buzoğruğu, Karasivri  

Batısı : Karasivri, Isırganlıkah, Çatalyörük, Avukboğazı

Kuzeyi;  Avukboğazı, Topeşme, Karabul, Palazbaşı, Tekelik, Çürük Ağız, Çataleğrik, Kızılbelen’dir. Tamamı 68. 365 Dönümdür.

Şimdi hatırladığım kadarıyla sayayım sizlere yaylanın diğer yer isimlerini: Aldürbe, Aldürbe Çeşmesi, İmalı, Ahmetler Kuyusu, Çırlavık, Tomsubaşı,  Sayyatak, Çürük, Papazbaşı, Kızıleğriön,  Eğriyar,  Teketaşı, Kızılalan, Kösedağı, Akdağ,  İnceeğriş, v. s.

Bir şey daha var: Askeri haritalar biliyoruz ki tarafsız ve doğrudurlar. Askerimizin haritasında da bu bölge Ahmetler Yaylası olarak geçmekte. Daha ne diyeyim.

Adımız miskindir bizim

Düşmanımız kindir bizim

Biz kimseye kin tutmayız

Kamu âlem birdir bize.


Bir kez gönül yıktın ise

Bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi

Elin yüzün yumaz değil.


Bir gönülü yaptın ise

Er eteğin tuttun ise

Bir kez hayır ettin ise

Binde bir ise az değil.


Yol odur ki doğru vara

Göz odur ki Hak'kı göre

Er odur alçakta dura

Yüceden bakan göz değil.

İyilikten zarar gelmez. İyiliği at yere birine yarar demişler.
Ruhumuzun ozanı YUNUS’la sizlere esenlik ve başarılar dilerim.

Dostluk kazansın.