You are here:
HAYATIMIZ, ALINACAK DERSLERLE DOLU PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 27 Haziran 2012 05:32
Zehra Deniz ÖZDEMİR

Üniversiteyi bitirdikten sonra uzun süreli bir işe girip çalışmaya fırsatım olmadı. Evlendikten sonra iki oğlum olduğu için onlarla ilgilenmeyi tercih ettim. Ama artık büyüdüler. Çocuklar biraz büyüyünce evde boş oturamayacağımı düşünmeye başladım.  Sonradan bir işte çalışma arzum ortaya çıktı. Bu nedenle de Kamu Personeli Seçme Sınavına, KPSS'ye girmeye kara verdim.

Sınav  hazırlığını ev ortamında yapamayacağımı düşünerek bir dershaneye devam ediyordum. Ara sıra dershaneden telefonuma gelen mesajlar "KPSS Deneme Sınavları şu tarihte..." diye uyarıyordu.  Önceleri her gelen mesajda içime biraz ürperti doğar, sanki gerçek sınava girecekmişim gibi heyecanlanırdım. Bir yandan da "Konular nasıl yetişecek" diye düşünür ve çevremdeki hocalardan yardım isterdim.

Her şey yolunda giderken birden beni çok etkileyen bir şey oldu: KPSS başvurularını kaçırmıştım. Başlangıçta çok utandım ve bunu kimselere söyleyemedim. Ama bir yandan da dershanenin sınav mesajları gelmeye devam ediyordu. Son yıllarda hiçbir şeye bu kadar çok üzülmedim; ama olmuştu işte, sınava giremeyecektim. O günlerde buna alışmak ve bunu kabullenmek çok zor oldu.

Saklamaya gerek yok… Günlük hayatın telaşları, koşturmacaları derken, bir akıntının eşiğinde günlerin nasıl geçtiğini bilmeden ve yıllar sonra yeniden ders peşinde koşarken başvuruları kaçırmam, beni altüst etti. Ama araya giren zaman hissettiğiniz acıları hafifletiyor; artık alıştım ve bakın bu konuyu herkesle paylaşabiliyorum bile... Sınavı kaçırmış olsam da KPSS'ye girecek bütün arkadaşlarıma içten başarılar dilerim.

Şöyle sakin bir kafayla geriye dönüp değerlendirmem gerekirse belki de benim için önemli olan KPSS'nin sonucu değildi… Belki de üniversiteyi bitirmiş olduğum halde yıllar sonra öğrenciliğin tadına bir daha varmak istemiştim. Kim bilir belki de KPSS bahanesiyle yeni şeyler öğrenme aşkı da bana  heyecan vermişti.  Ne var ki bir küçük ihmal, bu heyecanımın önünü kesmişti.

Oysa yeniden ders çalışmaya başlamak ne güzeldi. Matematik çalışmayı,Türkçe bilgilerimi yenilemeyi çok özlemişim; nitekim kısa sürede çok şeyi yeniden öğrenmeye ve sevmeye başlamıştım. İşte bu yüzden olmalı; bu çalışmalardan öylesine hoşlandım ki birden ara vermek keyfimi kaçırdı. İnsan, göz göre göre elindeki fırsatı kaçırınca kimselere görünmek istemiyor. Ben de bir süre herkesten saklanma ihtiyacı duydum. Elinden en değerli eşyası alınmış biri gibiydim. Uykularım kaçmış, uzun kış gecelerinde bana arkadaş olan derslerim uçup gitmişti.

Zaman her şeyin ilacı derlerdi; gerçekten öyleymiş. Sonuçta hepimiz insanız; hata yapma, yanılma hakkımız da var. Ama ne olursa olsun, nasip deyip içimdeki öğrenme sevgisini kaybetmeden geçmişe bir sünger çekivermek en önemlisiymiş. Zaman ve acılar insanı olgunlaştırıyor; daha mantıklı düşündüğün zaman her şeyin hayırlısı diyebiliyorsun . Bazen her kaybediş bir kazanış, bir derstir insana. Ya da her bitiş, başka bir başlangıcı da yanında getirebiliyor.

Ders çalışma sürecinde bana yardımcı olan insanlar vardı çevremde. Onların yanımda olduklarının değerini sonradan daha iyi anladım. Ayrıca  yardımlaşmayı, destek olmayı ve dostlukları öğrendim. Yine öğrendim ki her şey nasip ve kısmetti...

Yazdıklarımı okuyanlar "ne kadar kadercisin" diye eleştirseler de ben bu dersi kendi rolümü yaparken öğrendim. Hayatta ne kadar koşturursan koştur, uğraş; bazen nasip olmayınca bir yerde planların bozuluyor araladığın her kapı kapanıyor ve nasip olmuyor. Nasip olmayan hiçbir şeyin de arkasından bile bakmamak ve dimdik durmak olduğunu da öğrendim. Elbette kapalı kapıları zorlamak, bazen insanı başarıya götürebilir. Ama başarı da işte bir kararlılığın, sabrın ve direnmenin sonunda gelen bir kısmet işidir.

 Hayatımızda geriye dönüp de baktığımız zaman elde edemediklerimiz için de bazen şükretmiş, "İyi ki olmamış" diyebiliriz.  Kaybettiklerimizin yan etkileri de bir gün bir şekilde önümüze gelebilir. Ya da hayatın bize sunacağı güzellikler, hiç beklemediğimiz anlarda seriliverir önümüze...

Sizler de mutlaka yasamışsınızdır. Beklenmedik nasipler çıkmıştır karşınıza. Aralanan kapılar kendiliğinde açılmış, önünüze gelen fırsat, yolunuzu açmıştır. Peşini bırakmış olduğunuz şeyler işte sürprizlerde hiç beklemediğimiz zamanlarda bir bohça gibi önünüze açılmış, sizi buyur etmiştir. Hiç beklemediğimiz zamanlarda dostlarımızın gülümseyerek  "alo" diyen telefondaki sesi bile mutlu etmeye yetebilir. Müjdeler halinde sevdiklerimizin iyi haberini alır teşekkür ederiz.

 İşte, yaşadığım bir olumsuz olayı anlatırken araya birkaç cümleyle belki yarı öğüt gibi algılanacak bir şeyler sıkıştırdım. Oysa amacım öğüt vermekten çok paylaşmaktı. Derler ya "bir musibet, bin nasihatten iyidir." İşte ben de musibeti paylaşarak nasihate ulaşmış gibi oldum.

Hepinize zorluklardan uzak, tasasız ve tatlı derslerle dolu güzel bir hayat diliyorum.