You are here:
Üç Doğru Yapana Bir Doğru da Benden PDF Yazdır E-posta
Salı, 23 Haziran 2009 21:37

Yazan: Hasan VAROL

Yörüklerde sürekli dağa giden çobanı arada bir eve bırakıp dinlendirirler. Öyle ya adamın çoluğu çocuğu var, konuşsun, dertleşsin. Eşiyle ev işlerini konuşsun vs.

Bir baktım ki sitede iki üç gündür yeni bir yazı yok. Bir arkadaşım bana sordu: "Siteye yeni yazı yazmadı  Mustafa Koç abi, acaba bir şey mi oldu?" diye.

Ben, geçen Antalya'da gördüğümü iyi olduğunu, biraz yorgun olduğunu söyledim. Yorgunluk dershanecilikten gelir, koşturmaca bir ilişki vardır ve bundandır. Kendimce yorgunluğu buna yordumdu. Mustafa Koç, Kara Osman'ın Mustafa'nın ANSAN'daki konuşmasını dinledi. Fotograflar çekti.  İyi ki çekti, çünkü başka fotoğrafçı yoktu ANSAN'da. (ANSAN:Antalya Sanatçılar Derneği). Ertesi gün benim de konuşmam vardı ama Mustafa Koç gelemedi. Koşturmaca içinde bir yorgunluktu belki. Ben hoşgördüm.

 

Bir mail yollamıştı bana. Aklımda kaldığınca "Soru yanıtlarken üç yanlış yapanın bir doğrusu gider de niye üç doğru yanıta bir doğru daha vermiyoruz?" diyordu, yazısında  Mustafa Koç. Ben, içimden  hınzırca gülümsedim. Hoşuma gitti bu söz. Hoşuma gitti, çünkü ben bu tür uygulamalar yapmıştım Manavgat Koleji'nde öğretmenlik yaparken. Öğrencilerime özgüvenlerinin gelişimi için olsun, daha bir dersleri sevmeleri için arada bir beş, on puan veriyordum fazladan. Ağızları açık sevinçten yerlerine otururlardı. Hele biri vardı, adı Derya Coşkun, yedi dakikada yirmi beş soruyu yanıtlar, tekrar bir bak desem bile bakmazdı. Bak, sana yanlışın varsa fazla not vermem, desem bile geri dönüp bakmazdı. Zaten hepsini doğru yanıtlardı, alırdı kocaman bir yüz. Diyeceğim, beş on puan fazla verince pozitif bir duruma geçerdi öğrencilerim. Bunu fark ettiğimden olacak arada bir verirdim ben fazla puanı.

Bir de bende Borges diye bir yazarın izi kalmış. Borges, öğrencileri ile çeviri yapacak. Toplar öğrencileri başına,"Haydi arkadaşlar, başlayalım çeviriye" der. Arkasından öğrencilere: "Hepiniz sınıfı geçtiniz, hem de pekiyi ile geçtiniz" der. Öğrenciler şaşırır, "Efendim daha ne yaptık ki sınıfı geçtik, başarımızı bile görmediniz."  Borges, hepsinin şimdiden sınıfı geçtiğini müjdeler, öğrenciler aşkla çeviriye çalışır ve sonunda en iyi şekilde başarırlar da. Olumlu yaklaşım olumlu sonucu getirir.

Aklımda kaldığınca Hasan Yılmaz'ın bir anlatısını aktaracağım. “Öğretmenim Lütfen Bu Kitabı Okur musun?” adlı kitabında anlatır:

Bir sınav öncesi sınıfa rehber öğretmen girer ve: "Arkadaşlar bu sınavda kara gözlü öğrenciler başarılı olacakmış. Bir yazı okudum, işte şöyle diyor, böyle diyor. Bu nedenle kara gözlüler bu gün bu sınavda gerçekten başarılı olacaklar falan." der. Çıkar gider. Gerçekte sınav sonucunda sınıftaki kara gözlü öğrenciler başarılı olur. Eee, bir gün yine bir sınavdan önce aynı sınıfa rehber öğretmen girer ve: "Arkadaşlar, özür dilerim, geçen gün kara gözlü öğrenciler başarılı olacaklar demiştim ya, bu defa da mavi gözlüler başarılı olacakmış. Bunu böyle bilin, işte şu nedenle, bu nedenle..."der,  sınıftan çıkar gider. Gerçekten de bu defa mavi gözlü öğrenciler başarılı olurlar.

Bunları şunun için anlatmıştım: Öğrenciyi olumlu yaklaşımla, ona verilen güvenle, sevgiyle daha başarılı kılabiliriz.  Hele hele "sersem, geri zekalı, koca kafa,sen adam olmazsın" sözlerinin hiç mi hiç yeri yok eğitimde. Dayağın da yeri yok artık.

Onlara güven vermek, başarılı olduklarını sezdirmek, özgüvenlerini arttırmak... başarının anahtarı olsa gerek. Onun için geliniz üç doğru yanıt veren öğrenciye bir doğru da bizden olsun. Neden olmasın! Üç doğru davranışa bir ödül, ha ne dersiniz?

Biliyorum bu konuları en iyi Mustafa Koç bilir. Bu konuda yazılarını bekledim durdum. Yazacaktı.Yazacağını, o engin birikiminden bizleri yararlandıracağını biliyorum. Benimki bu ara az da olsa dinlenmesine yardım için denemeydi.

Sevgili köylüler, sevgili okuyucular, yaz boyu elbette hep oyunla vakit geçiremez öğrencilerimiz.  Biraz da kitap okumak, Muzaffer İzgü, Sait Faik, Orhan Kemal gibi yazarların öykülerinden okutmak iyi olur. Dağarcıklarına yeni sözcükler katarlar. Atasözleri ve deyimleri bolca kullanmayı öğrenmeliler, derim.

Öğüt vermek pek hoş olmasa gerek ama söz geldi yine buraya dayandı. Kusur ettikse bağışlana. Kalınız sağlıcakla.

Ben, bir yazı süresince Mustafa Koç dinlenir diye yazım bunları. Çobanın dinlenmesinden yola çıkarak. Onun hepimizin hele benim yediğim lokmada emeği olduğunu unutmayarak...

Tekrar geçmiş olsun sevgili öğretmenim Mustafa Koç.