You are here:
BAYRAMLAR PDF Yazdır E-posta
Pazar, 04 Kasım 2012 07:30

Öncelikle herkesin geçmiş Kurban ve Cumhuriyet Bayramlarını kutluyorum.

Zehra Deniz ÖZDEMİR

Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Cumhuriyet Bayramı derken ardı ardına bayramlar yaşadık. Dini ya da milli olsun; bayram kelimesinin herkes için farklı bir anlam ifade ettiğini düşünüyorum. Hepimizin zaman zaman kendi iç dünyasında da bayram tadında sevinçleri, mutlulukları olmuştur. Şaka olarak "deliye her gün bayram" deriz ama deli olmadan da her günümüzü bayrama çevirebiliriz.

Ne zaman bayram ismini duysam hele hele uzakta olunca çocukluğumun bayramlarını anmadan geçemiyorum.

Bayram öncesinin de bayram kadar tadı vardı. Mor mor meyveleriyle kimi yerde mersin denen; bizim oralarda da murt ismiyle bilinen bitkinin dallarından yaptığımız çengelli çubukları önceden hazırlar, özenle evin en değerli raflarında saklardık. Sonra Arife günü onları ortaya çıkarır ve her evden topladığımız pişileri bu çubuklara takardık. Büyük küçük ya da esmer beyaz olsun fark etmezdi bizim için...

Sabırsızlıkla beklediğimiz bayram günü artık gelip çattığında sevincimiz artardı. O zamanlar şimdiki gibi bol poşetler bile yoktu ama biz çocuklar, her evi ayrı ayrı gezerek toplayacağımız şekerlerle içi şeker dolu poşetleri hayal ederdik. Maddiyatın şimdiki kadar önde olmadığı bir devirde sevgi, saygı dostluklar insanları daha çok kenetlemişti. Sümer’den alınan basmalarla dikilmiş fırfırlı elbiselerimiz sandıklardan çıkarılırdı. Belki de o gece beraber uyuduğumuz yeni alınmış içi pamuklu lastik çizmelerimiz, günlerdir giyilmeden bayramı beklemiştir.

Neden bu kadar tatlı ve kıymetliydi çizmelerimiz, elbiselerimiz diye düşündüğüm zaman aklıma hep bayramları hatırlarım. Çünkü her zamam sahip olamadığımız şeylere bu bayramlarda ve 23 Nisan Çocuk Bayramı gibi özel günlerde sahip olabiliyorduk. Hayatta da öyle değil miydi? Ulaşamadığımız ya da zor ulaşıp özlem çektiğimiz her şey kıymetliydi. Bu yüzden çocukluğumuzda bayram demek, biraz da yeni giysiler, çizmeler, ayakkabılar demekti.

Artık çocukluğumuz anı olarak gerilerde kaldı. Ramazan Bayramını kendi köyümüzde geçirirken son yıllarda Kurban Bayramını yaşadığımız şehirde geçirmeye başladık. Bu ayrılık insana ister istemez bir hüzün verse de sabah uyandığım her bayram sabahında güneşin adeta bizlere gülümsediğini düşünürüm. Çünkü bayramlarda beklenmedik misafirlikler, ziyaretler bize beklenmedik mutluluklar da getiriyor.

Yıllardır Antalya’dan uzakta, başka bir şehirde yaşıyorum. Akdeniz insanının kanını ısıtan Akdeniz güneşi insanları birbirine daha kolay yakınlaştırıyor olmalı ki bayramlar komşuluk ya da akrabalık duygularını daha çok yaşatıyor.

Öyle olmasa uzak yakın demeden akrabalar, köylüler, komşular ansızın evimize çıkar gelir miydi? Bu defa da öyle oldu; beklenmedik ziyaretçilerle adeta bayram içinde bayram yaşadık. İçimizdeki dayanışma duygularını kaybetmezsek işte uzaklarda da olsa yalnızlık çekmeyebiliyoruz.

Bayramlar, geleneklerimizi ve aile değerlerimizi yaşatmaya devam ediyor. Kurulan sofralar, kahkaha dolu sohbetler, kapının köydeki gibi yarı aralı kalması, farklı duygularla beni alıp yine köyüme götürdü.

Bayramları sevdiklerimizle birlikte kutlayabilmek bir zenginlik olmalı. Herkesin, hepinizin bütün günleri bayram gibi olsun; sağlıcakla kalın!