You are here:
SEN DE ÖZELSİN ve ÖNEMLİSİN PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 17 Aralık 2012 23:38


Huriye HEARN

"Bana, özel ve önemli olduğumu hissettirir misin?"

Biliyor musunuz hepimiz aslında doğuştan ölüme kadar bu cümlenin anlamında vucut bulan kalplerin ve kişilerin peşinden koşuyor gibiyiz.

Binbir heyecanla beklediğimiz çocuklarımız sevinçle verilir kucaklarımıza, ilk bakış, ilk dokunuş, ilk koklama ve ilk öpüşle çocuklarımıza bizim için ne kadar önemli olduklarını hissettiririz.

Her ağladıklarında yanıbaşlarında birer koruyucu melek gibi bitiverir, isteklerini yerine getiririz. Hasta olduklarında başuçlarında nöbet tutar, şevkatli ellerimizle kalplerimizden eklenen sevgi ve gözyaşı birer tespih tanesine dönüşen dualarımız ile başlarını okşarız. Canları yandıklarında sanki kalbimizin içinde bir yerlerde bizim de canımız yanar ve onları anladığımızı ve acılarını hissettiğimizi onlara sarılarak ifade ederiz.

İlk dişleri çıkmaya başladığında komuşularımızla bunun sevincini yaşar diş buğdayı partisi yaparız. Hele ilk adımlarını attıklarında bir adım daha atsın diye biraz daha uzağa gideriz ve ilk kez onların bize koşarak gelip sarılmalarını defalarca yaşamak isteriz.

Ya ilk kelimeler... Bunun güzelliğini anlatmaya sanırım kelimeler de yetmez. Bütün bu güzellikleri elbette bizlere yaşatan çocuklaraımız hep küçücük bebekler olarak kalmıyorlar. Her gün biraz daha büyüyüp biraz daha kendi olmaları yolunda ilerlerken kendi kişilik özelliklerini geliştirerek bizlerden farklı bireyler olduklarını gerek davranışlarıyla gerekse sözel cümleleriyle bizlere ifade etmekten bıkmazlar.

Biz anne babalar, çocuklar büyüdükçe onların üzerimize yüklenen sorumluklarının çoğalmasıyla birlikte sanki biraz daha sabırsız, biraz daha tahammülsüz mü oluyoruz diye düşünüyorum. Ağırlaşan ekeonomik koşullar,  yorgun argın hücrelerle sabahtan boş bırakılarak girilen evlerde kişisel sorumluluklarımızdan çocuklarımıza fazla zaman ayıramıyoruz gibi. Oysa bizlerden istedikleri öyle astronomik paralar gerektiren maddi şeyler değilmiş. “Değilmiş” diye cümlemi değiştirdim; çünkü iki hafta önce anne babalar ve çocukları ilgilendiren bir konferansa davet edildim.

İstanbul’un bir ucundan ta diğer ucuna bu son derece faydalı konferansı dinlemek için yola çıktım. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri öğretim üyesi olan Doçent Dr. Hasan Yılmaz hocamızın konferansından çok şeyler öğrenerek bir hafta sonunu mutlukla tamamlamıştım.

Kendisini kuzenim Ülkühan Kuzulu’nun vesilesiyle tanıdığım hocamızın anne ve babalara söyleyecek çok sözü vardı. Hasan hoca ilk önce aile kavramının önemimden ve aile bireylerinin birbirleriyle olan yakın ilişkisinin kişinin gelişminde en önemli etkenlerden birisi olduğunu vurguladı. Değişen dünyayla birlikte eğitimin de değiştiğini, anne ve babaların kendilerini bu konuda kabul gören yeniliklere açık olup bu yeni metodları takip etmelerini ve çocukların gelecekle ilgili planlarını bu çerçevede yapmalarına yardımcı olmaları gerektiğini belirtti. Evlatlarını anlayan ebeynlerin mutlu bireyler yetiştirebileceğinin farkındalığını anlattı.

Velilerin çocuklara mal mülk ve servet yerine iyi bir eğitim vermeleri gerektiğinin önemimden bahsetti. Geçerli bir eğitimin en idedal miras olduğunu belirtirken,  çocuklarımızın hedeflerini kendilerinin belirlemesini ve eğitimle ilgili mutlu olabilecekleri alanlardaki seçimlerinin desteklenmesini istedi.

Ailelerin çocukların kararına saygı duyup onları desteklemenin cocukların kişisel ve düşünsel gelişmelerine olumlu katkıda bulunacağını ifade etti.

Hasan hoca iş dünyasının tercih ettiği eleman figürünü anlatarak  bu konudaki düşüncelerini pekiştirdi. İş dünyasının artık insanları işe alırken salt diploma başarısını gözetmediğini, ekip çalışmasına uyan, kendini ve çevresindekileri iyi anlayıp analiz edebilen, sorumluluk alabilen ve bir bütünü tamamlayan parçalar olabilen insanlara ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

Biz ebeveynlerin bu bağlamda çocuklarna sorumluk vererek onların bireysel becerilerini geliştirmelerine ve öz güvenlerini artırmalarına yardımcı olunması noktasında altın öğütler sundu. Çocuklara “yeterli sevgi, yeterli disiplin ve yeterli hoş görü” verilmesi gerektiğini anlatırken, en ideal sevginin “koşulsuz” olduğunu ve “rağmenli” sevginin sağlıklı olduğunu hayattan örnekler vererek açıkladı. Çocuklarımızı en çok üzen ve onları değersiz kılan şeylerden bir tanesinin de kıyaslamalar olduğunu anlattı. Özellikle anne babaların bunları sık sık yaptığını ama bu sürecin çocuğun dünyasındaki negatif etkilerinin ne kadar yıkıcı  olduğunu velilerin yadsıdığını anlattı.

Aslında Hasan Hocamızın bahsettiği şeyler sadece çocuklar için geçerli değildi; bunlar biz büyüklerin de etrafımızdaki insanlardan beklediğimiz davranış modelleriydi.

Hangimiz bizi dinleyen, bizi anlayan eşler ya da arkadaşlar istemeyiz ki... Hangimiz düzenli sıcacık bir aile ortamında mutlu huzurlu ve kutsal aile bağlarıyla sarılıp sarmalandığımızı hissetmek istemez ki. Bizler değil miyiz ki bizi dinleyen kalplere açarız sırrımızı. Bizim gözümüzün ışığının anlamını çözüp bakışlarımızın tercümanı olanlara gitmiyor muyuz hayat boyu, ne dersiniz?

Bizi anlayanlar ve aynı dili değil de aynı duyguların dilini paylaştıklarımız,  uzakta bile olsa aynı yatakta ya da yastıkta onlarla uyumuyor olsak bile aslında ruhlarımız da onlarla her zaman birlikte değil mi sizce?

İşin özeti nedir biliyor musunuz? Hangi yaşta olursak olalım bizi anlayan bir aile, bizi koşulsuz seven anne babalar ve her ne yaparsak yapalım sıcacık evlermizin kapsının daima açık olabileceği yuvalar ve bu yuvaların içinde yaşayan mutlu bireyler olmaktır işin özeti…

Hepimiz ışığa koşan kelebekler gibi sevgiye koşuyoruz. Bizleri anlayan isanların var olduğu ve adı “saygı ve anlayış”olan gezegene doğru giden bir yolculuğun yolcularıyız.

Dünyanın sevgi üzerine kurulduğunu hatırlamalıyız; çocuklarımızla ve hayatımıza giren herkesle sevgimizi paylaşarak iç dünyamızı zenginleştirebiliriz. Hayatta paranız olmayabilir ama sizi seven insanlar ve dostlarınız olduğu müddetçe fakirliğin ne demek olduğunu anlamazsınız sanırım.

Bütün Ahmetler net okuyucularına kalpleri sevgi yolundan geçen yürekleri sevgi dolu insanlara rastlamalarını diliyorum.

Sevgiyle...

Not:
Doç. Dr. Hasan Yılmaz, Konya Selçuk Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Hasan Yılmaz, çeşitli okullarda ve eğitim   kurumlarında eğitim konulu konferanlar vermektedir.