You are here:
KAR ve ŞİİR PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 09 Ocak 2013 23:27

Huriye HEARN

"Bu sabah istanbul’un ziyaretçileri her günkünden daha fazlaydı. Önce sarıya solmuş renkleriyle apartmanların arasından boyunu uzatmaya çalışan güneş geldi kapımıza. Sonra bir rüzgar hafiften bulutlarla oynaştı, son kalan yaprakları taktı peşine ve yoluna hızla devam etti. Ardından güneşi kıskanan bulutlar bırakıverdi gözyaşlarını patır patır avucumuza. Kar melekleri durur mu öyle boşu boşuna! Onlar da özgürlüğü hediye ettiler beyaz halkalara el ele yeryüzüne insinler diye lapa lapa yağan karlara.

Radyodaki anonslar, televizyondaki duyurular benim gibi kar sevdalılarını etkilemedi. Ben de attım kendimi göz gözü görmeyen karlı sokaklara. Kapımızın önünü beyaz bir battaniyeyle örten karın tadını çıkarmak isteyeni kim durdurabilir ki! Evet “karın da tadı mı çıkar?” diye düşünmeyin öyle... Eğer birazcık romantikseniz, birazcık da kendinizi dinlemek isterseniz sakın evde durmayın karın tadını çıkarın derim size.

İlk önce sedir ve çam ağaçlarının beyazla nikahlarını izledim doyasıya. Ağaçlardaki beyaz gelinliği kaç modacı kıskandı bilemiyorum bu karlı günde. Saksağanların ağaçların üzerindeki saklambaçlarını seyrettim doyasıya. Pamuk pamuk olmuş kar kümelerine dokundum biraz, kara karşı koştum; yüzüme vuran her taneyi sevgiyle okşadı kirpiklerim. Çocukça bir sevinçle postallarımı sürüdüm beyaza çalmış sessiz sokaklarda içimdeki çocukla el ele tutuşarak.

Dilimde şairden dizeler, yazarlardan hikayeler vardı. Karla bütünleşmiş şiirler gökten elif elif yağıyordu üzerime. İlk önce “İncecikten bir kar yağar, tozar elif elif diye” şeklinde haykıran Karacaoğlan geldi yanıma. Karın yağışını, içimdeki birikmişliği, karın güzelliğini, musikiye dönüştüren başka şiirler de geldi karlı sokaklara, inci inci döküldü dudaklarımdan.

Gece yağmaya başlayan kardan mıdır nedir?
Saklamak zorunda olduğum kocaman bir sevinç varmış gibi
Çok güzel şeyler söyleyecekmişim de
Söyleyemiyormuşum gibi dolu yüreğim (1)

Sanki içimde çocukluğumdan kalma sevinçler taşıyordu beyaz taneler, nedensiz bir mutluluk sunuyordu yılların tortusunu tutan kalbime tülden taneler. Eskilerin rüyalarında saklanan mutluluğun, hislerimin ifadesini Turgay Fişekçi taşıdı yukarıdaki dizeleriyle karlara.

Bu kadar sesiz ve güzel inen kar tanelerinin dansını bir sarhoş edayla ve mistik bir ruhla mırıldanan dudaklarımdan dökülen cümleleri kimbilir Şair Yayha Kemal Beyatlı da böyle bir günün güzelliğin de mi yazdı dersiniz:

"Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu
  Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu."

"Bu kuytu manastırda dualar gibi gamlı
 Yüzlerce ağızdan koro halinde devamlı."  (2)

Sokaklarda ilerledikçe  etrafta uçuşan telaşlı ürkek ve  korkmuş saksağan kuşlarını görüyorum. Cümle alem sanki yok oldu kimse bu güzelliği görmüyor mu ne, anlamlandıramıyorum kaldırım taşlarında pürüzsüz karların üzerinde yürüyünce.

Şairlerin ruhu ince ve kırılgandır. Bazıları zamansız uçar sonsuzluğa arkalarında hoş bir seda bırakarak, bazıları da sonsuzlukta yankılanır geleceğin dönencesinde sözcüklerden dizeler bırakarak.  Tıpkı Metin Altıok gibi. Kızıl bir yaz gününde kırılan kalemi susmayacak Altınok’un, kar yağdıkça ve aşkı fısıldayan diller yaşadıkça. Kar şehrin sokaklarında mesken tutarken Altıok’un şu dizeleri de sevdiklerimin kulağına çalındı perili bir sevdayla.

Diz boyu birikmiş kar içinde
Yürürdük uzatarak açtığımız kanalı
İki kar güvesi gibi sokaklarda seninle
Anardık bütün yitik aşkları
Bu karlı kış günlerinde.
Güngörmüş dağlara karşı
Sımsıcak öpüşürdük, sarılıp birbirimize."

"Sevgilim, yanımda olsaydın, keşke!" (3)

Karlı sokaklara bakarken ve sedir ağaçlarını karların aşkından secde eder halde bırakmadan önce Sezai Karakoç’un kar şiirini okurken bedenim ve ruhum sanki kutsal bir mabette dua edercesine tefekkürle doldu, ve şiir yeniden arındırdı ruhumu. Ben bu dizleri kaç kere söyledim bilinmiyorum ama her söyleyiş karlara karıştı, semaya yükseldi belki de başka semalara karların kanatlarında dualaşıp ıraklara, ta ıraklara gittiler.

Karın yağdığını görünce
Kar tutan toprağı anlayacaksın
Toprakta bir karış karı görünce 
Kar içinde yanan karı anlayacaksın

Allah kar gibi gökten yağınca
Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
Başını önüne eğince
Benim bu şiirimi anlayacaksın

Bu adam o adam gelip gider
Senin ellerinde rüyam gelip gider
Her affın içinde bir intikam gelir gider
Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın

Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi
Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
Ruhum seni düşününce ışıdı
Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın (4)

Kar sokakları arındırdı, kar şiiri de ruhumu. Arınmaya hepimizin ihtiyacı olduğu şu zamanda sizleri tefekküre davet ederken dilinizdeki kar şiirleriyle. Karın masumiyeti,  temizliği, barışı ve güzelliği temsil ettiğini hatırlatarak karlı sayfaların ruhumuzda her zaman açık olmasını diliyorum. Kar kadar ak olmasak da kutsal semada karın saflığıyla arınıp ak taneleriyle yıkayabiliriz modern hayatın körleştirip köle haline getirdiği hayatlarımızı…

Dostluklarınızın kar kadar şeffaf ve temiz olmasını dilerken, hırslarınız, kininiz de güneşte eriyen kardan adam  kadar gibi çabucak eriyip çıksın hayatınızdan

 

Dipnotlar:

1-Turgay Fişekçi./ Karda Işıltılar.

2-Y.K.Beyatlı/       Kar Musikileri.

3-Metin altıok /      Kar

4-Sezai Karakoç/    Kar Şiiri