You are here:
AHMETLER İÇİN PROJELER PDF Yazdır E-posta
Salı, 30 Haziran 2009 13:49

Yapabileceğimiz Çok İşler Var!

Web sitemiz aracılığıyla köyümüze ait her şeyi burada paylaşabiliyoruz. Bu, köylülerimiz arasındaki dayanışmayı ve birlikteliği artırıyor. Zaten modern toplumlarda bireyler tek balarına bir şey yapamazlar. Ancak birlik olunca, el ele verince ve örgütlü davranınca üstesinden gelinemeyecek sorun yoktur.  Örgütsüzlük, inançsızlık, dağınıklık ve vurdum duymazlık ise hiçbir sorunu çözmeye yetmez. Bu nedenle "Ahmetler Sevdalılarını" işbirliğine davet ediyoruz.

Hepimiz, kendimize ait özel dünyalara sahibiz. İşlerimiz ayrı olabilir, yaşadığımız şehirler hatta ülkeler ayrı olabilir. Hepimizin gelirleri, giderleri farklı olabilir. Bunlar doğrudur. Ama Ahmetlerliler olarak hiçbirimizin vazgeçemeyeceğimiz, başkasına devredemeyeceğimiz ortak bir dünyaya da sahibiz. Ben toplum hayatının her kademesinde görev yapmış, ülkenin bir çok yerinde insanları tanımış, başka ülkeleri de yeterince gezip dolaşmış bir kardeşiniz olara ediyoruz.k şunu özellikle söylemek istiyorum: Ahmetler farklı ve önemli…

Sizler de gezip tozduğunuz yerleri hatırlayın. Bir çok yerin bir özelliği yok. Kendine özgü zenginlikleri olmayan sıradan yerleşim yerleri çok var. Ama Ahmetler öyle değil. Ahmetler her yönüyle özelliği olan ve bu özelliklerinin korunması gereken çok farklı bir yer. Kendini bizden daha iyi korumuş köyler elbette var ama maalesef bunlar çok az.

Belki de dışa en son açılan köylerden biri olduğu için bazılarını kaybetmiş olsa da hala kendine has özelliklerini, kültürünü kaybetmemiş bir yer. Kültürüyle, insanlarıyla,yaşama biçimiyle, coğrafyasıyla çok zengin bir alt yapımız var.  Yayla kültürümüz bile henüz silinmemiş ve başlı başına bir zenginlik.

Ben kendi adıma bu zenginliğin kaybolup gitmesini istemiyorum. Değişen dünyanın birçok değerlerimizi yuttuğu gibi Ahmetlerin kültürünü ve insanlarını yutmasına izin vermeyelim diyorum. “Biz farklıyız” diyorsak farklılıklarımızı koruyabildiğimizde değerli olacağız. Yoksa en lüks binaların yapıldığı, teknolojinin en son imkanlarının kullanıldığı bir Avrupa köyü bile olsak eğer kendi değerlerimizi kaybederek değişirsek asla farklı ve daha değerli olamayız.

Elbette gelişeceğiz, köylülerimiz daha çok elektrik kullanacak, daha çok sabun, daha çok temizlik malzemesi, daha çok et, daha çok süt tüketecek; ilerde daha çok ailenin bir arabası olacak. Ama bunlar gelişirken kendimizi, kendi farklılıklarımızı koruyacağız. Bütün evlerde televizyon olması, sokaklarımızın temiz olması, çocukların internetle tanışması zaman alabilir ama bunlar olurken sahip olduğumuz kültürel değerleri  ve alışkanlıkları terk etmeyeceğiz.  İşte o zaman Ahmetler ilgi çekici ve farklı kalabilir.

Eğer sosyal yaşantımızı ve çevresel temizliğimizi biraz geliştirip öz kültürümüzü koruyabilirsek bir gün Ahmetler bölgenin en çekici alanlarından biri olabilir. Bunlar olmayacak şeyler de değil. Avrupa’da elin adamı eski yel değirmenlerini turistik yerler diye gelenlere sunuyor.  Ama artık nerdeyse nesli tükenen köy değirmeninden çoğumuzun haberi olmayabilir.

Söylediklerim bugünden yarına hemen olmayabilir ama bir yerden başlayıp ucundan tutuverirsek ve daha çok insanımızın bu bilince ulaşmasına katkıda bulunursak çok uzak olmayan bir zamanda birçok şeyin değiştiğini göreceğiz.

Bu hedefleri gerçekleştirmek için mutlaka elimizde bir yol haritası ve projelerimizin olması gerekiyor. Bazılarını gerçekleştirmek zor bile olsa, bazılarını gerçekleştiremeyecek bile olsak elimizde mutlaka bir proje, bir çalışma planı olmalı…

Sadece laf yapmış olmamak için bu yazıda sizlere bazı somut hedefler göstermek istiyorum. Ama bunlar sadece benim önerilerimle kalmamalı. Sizler de çeşitli düşünceler geliştirmeli, yeni öneriler getirmelisiniz. İleriki zamanlarda bir toplantı yaparak bunları tartışarak herkesin bilgisine sunabilmeliyiz.

Şehirler her ne kadar eğitim, iş ve çalışma olanakları, sosyal hayatın çekiciliği gibi nedenlerle çekim merkezleri olmaya devam etse de insanların yavaş yavaş kırları tercih etmeye başlayacağını unutmayın. Çünkü şehirler artık eskisi kadar cazip değil. Suçlar çoğaldı, güvenlik giderek azalıyor. Hayat şartları pahalı; yediğimiz yiyecekler zehirli ilaç artıkları taşıyor ve paketlenmiş gıdalarla hormonlu yiyecekler sağlığı tehdit ediyor. Hava kirli, sular temiz değil.  Şehrin yorucu trafiğinden ve stresinden bunalan insanlar bir gün daha büyük bir hızla şehirlerden kaçacak. Bu biraz başladı bile. Genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde insanlar zamanla yaşlanacak da. Bu nedenle ilgi çekici kırsal alanlar yaratmak ilerisi için harika bir yatırım alanı olarak bile görülebilir.

Avrupa’nın zenginlerinin çoğunlukla köylerde yaşadıklarını duymuştum. Ama Avrupa’da gördüğüm birçok köyün şehirlerden daha güzel olduğunu da gördüm. Demek ki kendi özelliklerimizi koruyarak bizim köyümüzü de şehir gibi yapabiliriz.

Bu hedefe varmanın en kısa yolu önce buna inanmaktan; sonra da insanların gelirlerini artırıcı bir şeyler yaparak, temiz ve düzenli bir çevre ile daha düzgün yaşamayı öğretmekten geçiyor. İşte bunlara bir başlangıç olması ve yol göstermesi için düşündüğüm bazı projeleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

İşte Proje Önerilerimiz:

 1-  Köy içi ve Oda Önü Projesi:

Önce köyün merkezindeki ve içindeki yollar sokaklar daha düzenli hale getirilecek. Yabancıların ve turistlerin en çok sevdiği şey, kültürel farklılıklar ve temizlik. Önce köyümüzün içinde temiz bir çevre yaratılacak.

Bir peyzaj Mimarından destek alınarak oda önü için özel bir çevre düzenlenmesi yapılacak.  (Bu İbrahim Koç’un önerisi) Ben bu düzenlemede trafonun yerini değiştirerek oradaki eğimden yararlanarak stadyum tirübünü  gibi basamaklı oturma alanları yapılmasını ve çok amaçlı sosyal etkinlikler düzenlenmesini öneriyorum. Bu arada gerekirse oda önü çeşmesinin yerini değiştirerek alanı daha geniş hale getirmek de mümkün.

 2-  İnbaşı Projesi;

1. maddeyi gerçekleştirmeden şimdiki halimizle in için vitrine çıkmayı doğru bulmuyorum.  İnbaşı için de bir peyzaj çalışması yaptırılarak önce çevre düzenlemesine ihtiyaç var. Önce buraya düzgün bir yol yapılacak, sonra  inbaşındaki ardıç ağacının bulunduğu alana modern temiz oturma ve dinlenme alanları inşa edilecek.  Gelenlerin Gülen dağını, dereleri, inatlını, köyönünü ve akdenizi seyrederek bir şeyler yiyip içmekten ne kadar büyük zevk alacağını düşünebiliyor musunuz?

Gerekirse yol boyunca ya da oturma yerlerinde açılacak küçük çadırlarda misafirlere gerçek katmer (bükme) tadını, gerçek yayık ayranını sunarak insanlarımızın gelirlerini artırabiliriz.

 3- İn (Ahmetler Mağarası) Projesi:

Kısa zamanda hayata geçirmemiz gereken en büyük, en ilgi çekici projemiz, İn’in ışıklandırılarak turizme kazandırılması. Bunun için devletin ve Murat Avcı’nın dediği gibi Avrupa’nın desteği alınabilir. Gecikmeden bununla ilgili çalışmalara başlamak gerekiyor.

2. madde yapılmadan da İn’i turizme açmayı önermiyorum. Her şeyin bir düzen ve sıra ile ama iyi başlaması köyümüzün kısa zamanda tanınmasına ve tanıtılmasına katkı yapacaktır.

 

4-  Yayla Projesi:

En büyük aşkımız Aldürbe konusunda komisyon bir türlü karar veremedi. Ama biz iyi takip edersek bundan sonra geriye düşmeyeceğiz. Çünkü Mera yasasına göre orası bizim hakkımız. Şimdi sadece gerçek hayvan sayılarının tespiti yapılıyor. Burada bir oyun oynanmazsa tahsisi normal şartlarda almamız gerekiyor. Ama yüzlerce yılın yılgınlığı ve yorgunluğu üstümüzdeyken yine de kesin konuşamadığım için beni hoş görün.

Eğer komisyon kararı erken çıkarsa bu yıl mutlaka Aldürbe’de bir Yayla Şenliği düzenleyeceğiz. Ama bu şenliğe köydeki kentteki bütün Ahmetlerliler katılacak. Gerekirse bu ilk şenliğe katılan herkese (misafirler de olacak tabi) katılım sertifikası vereceğiz. J

 Bu konu netleşmeden ayrıntılara irmek istemiyorum ama tahsisi alınca şehirlerdeki Ahmetlerlilerden birçoğunun da 10-15 günlük yayla turizmini alışkanlık haline getirmelerini isteyeceğiz. Aldürbe’yi görmeyene Ahmetlerlilik Sertifikası yok J)

Bir öneri olarak Akseki’den ve valilikten bu şenliği Çimiyle birlikte düzenleyip “kardeş köy” olmamıza destek olmalarını isteyebiliriz. (Biz olabiliriz; sorun bakalım onlar da bizimle kardeş olabilirler mi? J

5- Okumak İsteyen Başarılı Öğrencilere Burs Projesi:

Artık köyümüzden yetişen ve şehirlerde iş hayatında başarılı olmuş birçok iş adamlarımız var.  Bunlar çok az da olsa aylık belli bir ödemeyi üstlenerek her yıl birkaç öğrencinin okumasına az da olsa bir destekte bulunabilir. Bu konuyu ilerde başka bir ortamda daha genişçe tartışabilir, önerileri dinleyebiliriz.

 

6-  Manavgat’ta Ahmetlerliler Derneği

7- Ahmetler’de Yaz Şenliği

8- Düğün ve Toplantı Salonu

9- Çataltaş ve Değirmen

10- Ahmetler Kanyonu ve Irmak

11. Dere boyu

12- Hebilbey Köyü

13- Güğlen’de Safari ve Dağ Turizmi

14- Daha uzun vadede küçük pansiyonlar ve bungalovlar.

 

Sonuç:

Ne dersiniz? Bunları yapabileceğimize inanıyor musunuz? Çok mu hayalperestim yoksa uzun vadede bunların çoğunu gerçekleştirebileceğimize inanlar var mı? Bu projelerle ilgili olarak görüşlerinizi ve eleştirilerinizi ihmal etmeyin. Başka öneriler de bulabiliriz. Ama biraz da sizlerden projeler gelsin ekleyelim. Bu yazıyı okuyan herkesten öneri ve destek bekliyorum.

Farkındaysanız en çok üstünde durduğumuz şey kendi aramızda bir Ahmetlerlilik bilinci ve birliği oluşturmak. Ahmetlerli olmaktan gurur duyan, bununla öğünen ama buna da layık olan insanlar olarak köyümüzü ve köylülerimizi bir obada toplamak istiyoruz.

Soyağacımızla ilgili çalışmaları yaparken gördüm ki bütün sülaleler birbiriyle bir şekilde akraba. Çok büyük bir olasılıkla hepimiz aramıza sonradan katılan insanlar olsa da aynı dedenin torunlarıyız. Bunu da asla unutmadan kendi aramızdaki bağları kuvvetlendirmeyi amaçlıyoruz. Neden olmasın?

İşte bunu öncelikle bunun farkına varan Ahmetlerliler olarak diğerlerine örnek olması için bizler yapacağız. Bu yemeği de “ahmetler.net “ sitesinde pişirmekte olduğumuz için mutlu oluyorum. İlgi artıyor ama henüz tam olarak istediğimiz gibi değil. Sitemizden ve dolayısıyla mesajlarımızdan hala haberdar olmayan bir yığın insan var. İnterneti olan herkesi bu konuda bilgilendirmeliyiz. 

Daha güçlü bir işbirliği için şimdilik hoşça kalın.

Sevgi ve saygılarımla…

 

Mustafa Koç