You are here:
YAŞAMI ÖĞRENMEK ve ÖĞRETMEK PDF Yazdır E-posta
Salı, 28 Mayıs 2013 19:31

Zehra Deniz ÖZDEMİR

Üstün Dökmen seminerinden notlar...

Yıllar geçtikçe ve hayatta  biraz daha tecrübe kazandıkça, gurbete alışmanın yanında bazı gerçeklerle yüzleşip yaşamı öğreniyor insan. Kalbimin nasırlaşacağını düşünsem de geçen zaman dalgalarında insanın daha ılımlı ve hoşgörülü olunduğunu düşünüyorum. Hepimiz yaşayarak öğrendiklerimizin yanında, duyduğumuz her hayat hikayesinde öğrenme çemberimize bir şeyler katarız.

Geçen hafta gittiğim seminer de bana birçok şey kattı ve yeni şeyler öğrenmemi sağladı. Tam anlamıyla olmasa da biraz olsun mesleğimle ilgilenmek ve hayatın getirdiği günlük koşturmacalar içindeyken gelen seminer davetine seve seve gitmeye kara verdim.

Konya'da da sevenleriyle buluşan ve hem öğreten hem dinleten Prof. Dr. Üstün Dökmen hoca sadece öğretmek ve düşündürmekle kalmadı aynı zamanda konuları çok eğlenceli bir şekle dönüştürdü. Bu yüzden seminerde kahkaha ve alkış sesleri eksik olmadı.

Üstün Dökmen; salonu dolduranlara güzel bir selam verdikten sonra "Mutlu musunuz?" diye bir soruyla başladı.

Aynı soruyu kendime sorduğum zaman yaşamı öğrenmek gibi mutlu olmayı da öğrendiğimi düşündüm.

Üstün Dökmen Hoca'nın anlattıklarıyla düşüncelerim arasında biraz olsun paralellik yakalayabilmiştim. Her durumda mutlu olamayacağımızı ama her durumda güçlü olabileceğimizi anlamıştım. Hoca, krizin tek ekonomik anlamda olmadığını; istenmeyen, hoş olmayan her bir olayın da kriz olduğunu ve insan özgüvenini kazanınca krizlerin bile vız geleceğini söyledi.

Hayatın iki eli varmış. Kötü elin yılgın adamı, iyi elin ise yılmaz adamı temsil ettiğini duyunca; dinleyenlerin kendini hangi elde düşündüğünü de merak ettim. Kazandığımız özgüvenle her şeyin üstesinden gelebileceğimizi unutmayalım. 73 yasındaki bir adamın önemli bir hastalığa yakalandığı halde, hayatla bağlantısını kesmeyip sürekli internetten araba modellerine bakıp hem arabasını değiştirdiğini ve hayata küsmeden dolu dolu yaşayarak hastalığını yendiğini biliyor muydunuz?

Anlatılanların bazıları bildiğimiz şeylerin tekrarı bile olsa bu tür seminerlerle birçok yeni bilgiler öğreniyor ve hayata biraz daha motive oluyoruz. Burada hocanın çok güzel bir notunu da payaşmadan geçemiyeceğim:

"Yaşamın perde aralığında daima bir ışık vardır; yeter ki perdeyi kapatmayın, bu ışık gelir seni bulur. Pes etmeyin. Her şey bitmiş gibi gözükse de umudunu kesme,vazgeçme.Ama geç kalma ki kangren olmasın!"

Türk kültüründe yılgın insan olmak yaygın olsa da "Gün doğmadan neler doğar", "Çıkmayan candan umut kesilmez" sözleri içimizdeki yılmaz yanlarımıza örnek olarak verildi.

Bir şeyin bağlısı olabiliriz ama asla bağımlısı olmamalıyız. Yersiz gerginliklerle enerjimizi azaltmamalıyız. Davranışlarımızın çoğunu ana ve babadan öğrendiğimizi ve ana baba gerginse çocukların da gergin olacağını, ana baba sakinse çocuklarımızın da sakin olacağını belki çoğumuz biliyoruz. “Beni herkes sevmeli ve eleştirmemeli” düşüncesi insanı daha da geriyor. Hayatta sabırlı olmalıyız, her istediğimiz hemen olmadığı gibi hiç olmaya da bilir; bunu hayatın sonu gibi görmemek gerekiyor.

Biz sevsek bile insanlardan her zaman bizi sevmesini bekleyemeyiz; eğer bu şekilde davranırsak daha rahat oluruz. Hakaret derecesinde olmadıktan sonra bence eleştirilmekten de korkmamak gerekiyor. Tersine, birileri bizi eleştirsin ki kendimize çeki düzen verelim ve daha iyi olalım. Aslında en ince nokta belki de karşılık beklememek ve beklentisi olmamak insanı mutlu eder. Sevgide bile bir karşılık beklemeden insanları sevmeli, sevebilmeliyiz.

Üstün Dökmen hoca en ufak bir unutmada bile  insanların kendi kendine zaman zaman kızdığından ama iyi hareketlerini de kutlamadığını örneklerken bir gün anahtarları unutmakla kendine her sözü söylediğinden ama diğer günler anahtarı aldığında kendisini kutlamadığından bahsetti. İşte hayatı tek yanlışla değerlendirmememiz gerektiğini ve olumlu davranışlarımıza bir bütün olarak bütüne bakmamız gerektiğini hatırlattı. Her ne olursa olsun üretken olmamızı ve bunu yaparken mutlu olmamızı önerdi. Öğretmenin okulda çocuk yetiştirerek üretken olduğunu, ev hanımının çocuklarını büyüterek, çöpçünün çöpleri toplayarak üretken olduğunu örnekledi. Hayata değişik açılardan bakmamız gerektiğini, tek yönlü bakış açısının insanı çürüttüğünü, ruh sağlığımızı severek ve çalışarak koruyabileceğimizi söyledi.

İnsanlar, nedense bazı bilgileri sorgulamadan inanma eğilimine sahip. Oysa doğru bildiğimiz yanlışları öğrenirken bilgilerin verilerine bakmamız araştırmamız gerekmez mi? “Çin Seddi uzaydan ve aydan görünmez.  Konya, en çok içki tüketilen il değil, Mehter Marşı iki ileri bir geri değildir.” deyip hareketlerle de göstererek hem eğlendirdi hem öğretti.

Zaman zaman hepimizin kutlanmaya, bir desteğe ihtiyacımız vardır. Liderler olumsuz yönlerden bahsetme yerine iltifat ederler. Okuma salonlarından çok oyun salonlarına yer veriliyor. Bunlar insanı ister istemez hüzünlendiriyor.

Hem eğlendiren hem düşündüren hem de öğreten Prof. Dr. Üstün Dökmen Hoca"nın anlattıkları elbette bu kadarla sınırlı değil ama ben kendimce önemli bulduğum notları sizler için özetlemiş oldum.

İyi ki bu seminere gelmişim; iyi ki böyle doyurucu ve öğretici bir toplantıya katılmışım. Günlük hayatımızdaki küçücük sırları öğreten ve güzel zaman geçirmemizi sağlayan Üstün Dökmen hocaya teşekkürü bir borç bilirken hepinizin “yılgın insan” değil, “yılmaz insan” olmanızı diliyorum…

Zehra Deniz Özdemir, Konya

Not:

Böyle toplantılara katılma fırsatı bulamayanlara, hocanın kitaplarını okumalarını öneriyorum.