You are here:
Kadimden beri Kullanmak, Ne Anlama Gelir? PDF Yazdır E-posta
Cuma, 03 Temmuz 2009 23:28
 Yazan: Mehmet ARSLAN 

TABAKASINDA TÜTÜN YOK
BAŞI DUMANDAN GÖRÜNMEZ

Yaptığım inceleme ve araştırmalara göre Atalarımız Orhan Bey (1326-1359) zamanında Ahmetler yaylasındalar.

Atalarımızın “Kadimden Beri Kullanmak”ta oldukları yaylamız,  Sultan Süleyman ın Tuğrası ile  1520 - 1566 yılları arasında Deteri Hakaniye,  Hakan’ın Defterine ; “Ahmetler Yaylası” olarak kaydedilmiş.

“Kadimden Beri Kullanmak” gerek Osmanlı Hukukunda,  gerekse Cumhuriyet Hukukunda , Tapu ve Temessük’lemede (Senede bağlama) ve gerekse tahsislerde öncelik karinesi olarak değerlendirilerek uygulanagelmiş ve halen uygulanmakta olan hukuk kuralı olmuştur.

TABAKASINDA TÜTÜN YOK
BAŞI DUMANDAN GÖRÜNMEZ

Yazan: Mehmet ARSLAN 

Yaptığım inceleme ve araştırmalara göre Atalarımız Orhan Bey (1326-1359) zamanında Ahmetler yaylasındalar.

Atalarımızın “Kadimden Beri Kullanmak”ta oldukları yaylamız,  Sultan Süleyman'ın Tuğrası ile  1520 - 1566 yılları arasında Deteri Hakaniye,  Hakan’ın Defterine ; “Ahmetler Yaylası” olarak kaydedilmiş.

“Kadimden Beri Kullanmak” gerek Osmanlı Hukukunda,  gerekse Cumhuriyet Hukukunda , Tapu ve Temessük’lemede (Senede bağlama) ve gerekse tahsislerde öncelik karinesi olarak değerlendirilerek uygulanagelmiş ve halen uygulanmakta olan hukuk kuralı olmuştur. 

Uygulama yazılı-yazısız hukukta aynen böyle olmuş, böyle olagelmiş, böyle olmaktadır.

1998 Yılında çıkan 4342 Sayılı Mera Kanunu’na kadar Mera-Yaylak-Kışlakları da düzenleyen 1858 Tarihli Arazi Kanununda da ,  4342 Sayılı Mera Kanununda da uygulama hükümleri benzer ve eştir.

Yani demem o ki; Sözlü hukukta da,  yazılı hukukta da “Kadimden Beri Kullanma” ; Tapu-Tahsis-Kullanma,  istifade etme v. b.  hakların sağlanması açılarından öncelik tanır.

Osmanlıdan bu güne 266 yıldır süren yayla kavgamızda Çimi’nin iki dayanağı var;

Birincisi, 1159=1746  Tarihli Belge ;

Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E. 1967/134, K. 1973/1771 kararında ; “ …Akseki nahiyesi içerisindeki bir kısım araziyi Emiriye geliratının Darüssüade Ağası Beşir Ağaya temlikini ve geliratın bazı evkafa tahsisini ihtiva eden ve padişah emrine dayanılarak zamanın usulüne uygun şekilde icmal defterine yazılan kaydı göstermektedir.  Dava konusu olan yerle alakası tespit edilememiştir. ”

İkincisi, Tam Yüzyıl sonra 1259=1846  Tarihli Belge ;

Esasen bu Çimi’nin bir şikayet dilekçesi.

Çimi köylülerinden bazı kişiler;

“Bizim Ahmetler  Yaylasında Tapulu-Temessüklü topraklarımız var,  otundan-suyundan faydalanırken; Ahmetler,  Gelves ve Bucak Köylüleri bizi buralara sokmuyorlar.” diyormuş.

Bu şikayet dilekçesi nerde,  ne anlama geliyor,  ne işe yarıyor. ?

Ünlü tarihçilerimize ve Çağdaş Dedem KORKUT’a soralım.

Ne söylemiş Dedem KORKUT?

“Sınırları belli edilen yayla “Ahmetler Yaylası'dır. ”

Bu bir ferman değil,  Çimi Köyünden isimleri yazılı olanların şikayet dilekçesi.

Ferman değil,  delil değil,  tek taraflı irade beyanı.

Defteri Hakani’de kayıtlı değil.

Sadece Çimi köyü sayfasında yazılı. ”

Demiş,  04. 04. 1970 tarihli Bilirkişi Raporunda.

Zamanın yöneticileri de "konu incelene, doğruysa şikayetçilerin şikayetleri karşılana" demişler.

Onlar da inanmadıklarından olacak, konunun üzerinde durmamışlar.

Bildiğim kadarıyla zaten, 1846 yılında Osmanlı’da özel Tapu Yok.

Ama bu konularlarla ve Hacı Beşir Ağa ile ilgili söylenecek ve öğrenilecek çok şey var.

**/**

Konuyla ilgili araştırma ve incelemelerim devam ediyor. Yeterli belge ve delillere ulaştığımızda bunları sizlerle de paylaşacağız. Ama bir şey var: Askeri haritalarda bile "Ahmetler Yaylası" olarak geçen Aldürbe ve çevresi, bundan sonra da aynı adla söylenecek. Bunun engellemesine izin vermeyeceğiz. Ama tarihten beri devam eden bir anlamsız kavganın her iki köyün enerjisini boş yere tüketmesine de engel olmamız gerekiyor.

**/**

Künyem,

Pantırel'den

Koca Mustafa Oğlu,

Aşık Perişan...

Dertlenir, söyler doğru.

Hakanın Defterinde yazılıdır,

Ahmetler yurdu.

Tarihçilerin kutbu, ünlü tarihçimiz Prof. Dr. Halil İNALCIK hoca, tam da bizim oraları göstererek ”Gerçek Türkler Şimdi Toroslar’da yaşıyor. ” demiş.

İyi güzel de Hocam, 93 yaşına kadar niye bekledin? Dünyada niye bir tane bile TÜRK TARİHÇİSİ YOK. Gelecek yazımda bunları soracağım.

Antalya’ya gelince,

Her gördüğüm köylümüze,

Bizim köydeki Kara Beşir'i değil;

Beşir Ağa'yı soracağım.

Bilemeyene,

On sopa vuracağım;

Sonra da her şeyi

Bir bir anlatacağım... 

Mehmet ARSLAN
Bursa, 29. 06. 2009