You are here:
AHMETLER KANYONU VE ALTERNATİF TURİZM AÇISINDAN ÖNEMİ PDF Yazdır E-posta
Salı, 13 Ağustos 2013 08:21

Yrd. Doç. Dr. Halil HADİMLİ
Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü

Küresel ısınmanın etkisi arttıkça, Akdeniz Havzasındaki deniz turizminin önemini kaybedeceği öngörüsü, bu sahadaki Avrupa ülkelerini 1980’li yıllardan itibaren alternatif turizm kaynaklarına yöneltmiştir.  Türkiye’de ise alternatif turizm kaynaklarına yönelik yatırımlar ancak 21.yy başlarından itibaren yoğunluk kazanmıştır. Aslında yurdumuz; sahip olduğu coğrafi konumu, yeryüzü şekilleri, iklim özellikleri, doğal bitki örtüsü, akarsuları, gölleri ve zengin kültürü ile pek çok alternatif turizm alanına sahiptir. Ancak bu alanların ortaya çıkarılması, geliştirilmesi ve korunması oldukça önemlidir. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de alternatif turizm kaynaklarına karşı gün geçtikçe artan bir talep bulunmaktadır. 

 Alternatif turizm faaliyetlerinde iki model öne çıkar. Bunlardan birincisi yeni alanların turizme açılması, ikincisi ise mevcut turizm alanlarının yakınlarındaki alternatif alanlara yönelinmesidir. Türkiye gibi turizm yatırımlarına ayrılan payların belli düzeyde kaldığı, yeni alanların hızlı bir şekilde turizme açılmasının mümkün olmadığı ülkelerde, dünyanın değişen turist profili ve isteklerine bir an önce uyum sağlayabilmek amacıyla bu modellerden ikincisine yönelmek daha faydalıdır. O halde, yeni alanlar turizme açılana kadar, turisti getirebildiğimiz ve tutabildiğimiz yerin yakınlarında (Özellikle Akdeniz bölgesinde) alternatif sahalar aramak, ülkemizin dünya turizm sektöründeki yerini kaybetmemesi için önemlidir. Bunun için, günümüzde en fazla sayıda turisti ağırladığımız Akdeniz bölgesindeki doğal ve kültürel zenginlikler iyi araştırılarak, öncelikle deniz turizmi için gelmiş olan turistleri günübirlik turlarla kıyının dışına çıkarıp, alternatif kaynaklar/alanlar değerlendirilmelidir.

Bu çerçevede Antalya-Alanya arası olarak tanımlanan Türkiye Rivierasının[1] yakınında bulunan Ahmetler Kanyonu, Alternatif turizm için oldukça önemli bir sahadır. Özellikle kıyıdaki konaklama alanlarına yakınlığı ve muhteşem jeomorfolojisi ile eşine az rastlanır bir kanyondur. Yer yer 400 m derinliğe ulaşan kanyon, bu özelliği ile Türkiye’nin üçüncü derin, Akdeniz bölgesinin ise en derin kanyonudur. Kanyonun başlangıç ve bitişi arasındaki mesafesi yaklaşık 5 km’dir. Bu mesafenin tamamı turizm aktivitesine sahne olabilmektedir. Özellikle vadi tabanının yer yer 1 m’ye kadar daralması eşsiz bir macera turizmi imkânı sunmaktadır.

Kanyonun turizm açısından önemi, burada yapılabilen turistik aktivitelerin çeşitliliğinden kaynaklanır. Kanyon içerisinde seyahat, bazen yürüyerek bazen yüzerek bazen tırmanarak bazen de bir yamaçtan karşı yamaca bağlanan iplerle yapılabilir. Bu yönüyle Akdeniz bölgesinde kendisine benzeyen Saklıkent ve Köprülü Kanyon gibi daha çok tanınmış kanyonlardan ayrılır. Örneğin Köprülü Kanyonda sadece rafting yapılabilirken, Ahmetler kanyonunda raftla yolculuk, tırmanma, yürüyüş, yüzme gibi pek çok aktivite aynı alanda gerçekleştirilebilir. Bu da Ahmetler kanyonunun kısa zamanda tanınmasına ve tercih edilmesine sebep olmuştur.

Ahmetler kanyonunun turizm faaliyetine sahne olmaya başlaması, bazı olumlu çevresel etkiler yaratmıştır. Bu alanda iş imkânı bulan köylü gençlerin yanı sıra, özellikle kanyonun tamamını kaplayan “büyük tur”, Ahmetler köyünden geçmeyi gerektirdiğinden, köy hayatını da sosyal ve ekonomik açıdan olumlu etkiler. Köydeki yerleşik nüfustan rehberlik hizmeti alınarak, belli sayıda genç nüfusun yaz aylarında istihdam edilmesi sağlanır. Kanyon girişinde inşa edilen tesiste turistlere yemek verilmektedir. Burada da Ahmetler köyünden gençlerin çalışması, alternatif turizmin kırsal yerleşmeler üzerindeki olumlu bir etkisi olarak gösterilmelidir. 2007 yılından itibaren küçük gruplar halinde ziyaret edilen Ahmetler Kanyonu, 2012 turizm sezonu öncesi gerçekleştirilen yatırımla, henüz 20 Temmuz 2012 tarihinde 1000 kadar yabancı macera sever turistin ziyaretine sahne olmuştur.

Ahmetler kanyonu içerisinde, Karpuz çayının bir kolu olan Ahmetler suyu akmaktadır. Bu akarsu mevsimlik karakterlidir. Yani kış ayları ile yazın ilk aylarında akış gösterirken, Ağustos ve Eylül aylarında akış göstermez. Kanyondaki akarsuyun kuruduğu devrede vadinin çukur alanlarında biriken ve güneş görmeyen havuzlardaki su, canlı hayatını devam ettirir. Bu havuzlar aynı zamanda turistler için yüzme havuzu olarak da kullanılır. Havuzlarda birikmiş suyun tükenmeye başladığı Eylül sonlarına doğru meydana gelen yağışlar, kanyondaki canlı hayatını destekler. Yani, kanyonun doğal süreçler içinde gelişmiş ekolojik bir dengesi vardır. Ancak bu denge, karşılaşacağı beşeri bir müdahale ile (HES inşaatı gibi) çok kısa zamanda bozulabilir. Çünkü kanyonda yapılacak bir HES inşaatından sonra akarsuyun sadece %10’luk bölümünün kanyona bırakılması öngörülmektedir. Yukarı kesimlerinde kalkerli bir jeolojik bünyenin bulunduğu kanyonda, yeraltına sızma şeklinde çok yüksek oranda su kaybı yaşanmaktadır. Bu nedenle kanyona bırakılacak %10’luk suyun doğal havuzların oluştuğu aşağı kesime ulaşması mümkün olmayacaktır. Eğer HES gerçekleştirilirse, kanyondaki akarsu, yazın ilk aylarında kuruyacak (Haziran ayı başlarında), akımın olmadığı süre uzayacak, bu da yöredeki fauna ve flora hayatı üzerinde telafisi mümkün olmayan hasarlar yaratacaktır. 

Kanyonda inşa edilecek HES, bu önemli alternatif turizm kaynağı üzerinde başka olumsuz çevresel etkileri de yaratacaktır. Örneğin, Ahmetler Kanyonu oldukça dik yamaçları bulunan bir vadidir. Bu sahada yapılacak inşaatın kanyonun tamamına zarar vermesi mümkündür. Kanyon yamacının dik olması, iş makinalarının çalışması için bütün yamacın düzenlenmesini gerektireceğinden, olası bir HES inşaatından sonra vadinin bugünkü doğal yapısına kazanması mümkün değildir.

Sonuç olarak,

-Ahmetler Kanyonu 400 m’yi bulan yamaç yüksekliği ile Akdeniz Bölgesinin en derin kanyonudur.

-Kanyon içinde akan Ahmetler suyu mevsimlik akım gösterir. Yani debisi hem düzensiz hem de düşüktür. HES inşaatından sonra kanyona bırakılacak %10’luk su, buradaki ekolojik dengenin korunması ve turizmin devam edebilmesi için yeterli gelmeyecektir.

-Kanyonun jeomorfolojik özellikleri de (oldukça dik yamaçlı olması), olası bir HES inşaatında çevresel bozulmaların beklenenden daha fazla olmasına neden olacaktır.

-Kanyon 2010 yılından itibaren yoğun bir turistik aktiviteye mekân oluşturmaktadır.

-Kanyon oldukça çeşitli turistik aktiviteleri bir arada barındırmaktadır. Bu da turistik çekiciliğini arttıran bir faktördür.

-Kırsal nüfusun göç ettiği bir çağda Ahmetler kanyonundaki turistik aktivite, yerli halktan kısmen istihdam yaratmaktadır.

-Ahmetler kanyonu özellikle küresel ısınmanın etkisi arttıkça deniz turizminin alternatifi olmaya başlayan bir doğa turizm alanıdır.

-Dünyada değişen turizm algısı ve turist profiline bağlı olarak, Antalya ve Alanya’ya çok yakın olan Ahmetler kanyonu, çok önemli bir alternatif turizm sahasıdır. Yörenin konumu ve özellikleri turizm açısından büyük bir değer taşımaktadır. Bu nedenle HES yaparak elde edilecek enerjinin milli ekonomiye katkısı ile alternatif turizme mekân oluşturmaya devam etmesi halindeki milli ekonomiye katkısı arasında oldukça büyük farklar vardır.

-Ahmetler Kanyonu ekolojik bir mirastır.

 

FOTOĞRAFLAR

Fotoğraf 1-2. Ahmetler Kanyonunun Genel Görünümü

Fotoğraf 3-4. Ahmetler Kanyonunda havuzlar ve Turistlerin kullanımına hazır Raftlar.

Fotoğraf 5-6. Kanyon İçinde vadi genişliği yer yer 1 m.’ye kadar düşer ve bu alanlardan ya yüzerek ya da yamaçlar arası uzatılmış bir iple ilerlenir.

Fotoğraf 7-8. Ahmetler Kanyonu içerisindeki Doğal Havuzlar

Fotoğraf 9-10 Ahmetler Kanyonu girişinde düzenlenmiş Turistik Alanlar

Fotoğraf 10-11. Türkiye’de sadece Akdeniz sahiline yakın yerlerde yaşayan ve Ahmetler Kanyonunda fotoğraflanan Akdeniz Bukalemonu (Chamaeleo chamaeleon).



[1] Riviera:Turizmin geliştiği kıyı anlamına gelir. Adını İtalya’nın Riviera bölgesinden alan kavram, özellikle Akdeniz havzasında kullanım bulmuştur. İspanya, İtalya ve Fransız Rivieralarından sonra Antalya-Alanya arasındaki kıyımız da Türk Rivierası olarak anılmaya başlanmıştır.