You are here:
İz Bırakanlar PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 15 Ocak 2009 17:16

Geçmişe oğru baktığımızda köyümüzde yaşayan ve unutulmayan önemli kişiler de vardır.

Bu bölümde onların hatıralarını anmak ve onları tanıtmak istiyoruz.


Her insanın elbette bir hikayesi vardır. Köyümüzde yaşamış olan eski insanlardan birçoğunun da renkli hayat hikayeleri olabilir. Ama ne yazık ki onlar zamanın acımasız karanlığında unutulup gidecek. Siteyi açarken bizden önceki insanlarımızın hayattayken bıraktıkları izleri bulup ortaya çıkarabiliriz ve böylece onların unutulmalarını önleriz diye düşünmüştüm. Bunları sitemizin "İz Bırakanlar" köşesinde yayınlamak istiyorum. Böylece hem onların hatıralarını yaşatmış ve büyüklerimizi saygıyla anmış oluruz hem de onların yaşamından ibret verici dersler çıkarabiliriz. Bazılarının bilgisinden, bazılarının tecrübesinden, bazılarının davranışlarından bazılarının komik, güldürücü yaşam deneyimlerinden yararlanabiliriz.

Hepimizin ailesinde öncelikle şimdi yaşamayanların ilgi çekici notları olabilir. Bu notları gün ışığına çıkaralım; eski insanların güzel öykülerini burada toplayarak onları bir kere daha analım. Ne dersiniz? Sizin de dedelerinizin, büyüklerinizin, babalarınızın, annelerinizin ya da başka birinin paylaşmaya değer hikayesi yok mu?  Bir araştırın; çok şey bulacaksınız...

Örnek olması için çocukluğumdan beri hatırladığım köyümüzün “Deli Ahmet” Amcasıyla ilgili bir yazı hazırladım. Zaman buldukça başkalarını da yazmayı düşünüyorum. Ama ne olur arkadaşlar, beni bu konuda yalnız bırakmayın. Yazamam diye düşünmeyin, belli bir bilgi topladığınızda yazıya geçmesi için yardım sözü de veriyorum. Yazılarınızı bekliyorum.

İşte size hoş bir insanın; Deli Ahmet'in hikayesi...

 
Her Köyün bir Deli Ahmet’i olmalı…


Çocukluğumdan beri saygıyla hatırladığım insanlardan biri, yakın komşumuz Ahmet Amca’ydı. Köyde ona ben bildim bileli nedense “Deli Ahmet” derlerdi. Ama kız istemeye gitmek dışında onun bir deliliği hiç duyulmamıştı. Bir insana “deli” denmesi için bir çılgınlığı olması gerekmez mi?  Bugün bile ona neden “Deli Ahmet” dendiğini bilmiyorum. Belki de gençliğinde omzunda mavzeriyle dağı taşı dolaşmayı sevdiği için “Deli Ahmet” denmiş olabilir.

Komşumuz olduğu için yakından tanıyordum. Gerçekten köyün ileri gelenlerinden, sözü dinlenen, saygı değer insanlarından biriydi Ahmet Amca. Ama onun herkesçe bilinen başka bir görevi de vardı: Sanki köyün evlendirme memuru sayılırdı. Köyde ne zaman bir kız istenecek olsa mutlaka o da götürülürdü. Çoğu zaman kız isteyenlerin başında Deli Ahmet bulunurdu. Kim bilir kaç kere “Allah’ın emri peygamberin kavliyle…“ diye söze başlamıştır?

Ahmet Amca’nın benim hayatımda da özel bir yeri ve önemi vardı. Herkese kız istemeye gittiği gibi benim için de o görevi yerine getirmişti. Benim evliliğim de onun bu sözleriyle başladı. Sevgili kayın pederim Delibaşoğlu’na giderek “Allah’ın emri peygamberin kavliyle kızınız Hatice’yi oğlumuz Mustafa’ya istiyoruz…” demiş olmasıyla da aramızda bir hukuk oluşmuştu.

Bakmayın siz Deli Ahmet denmesine, kimseyle bir husumeti, kimseye bir kötülüğü olmamış, çok dürüst ve yardım sever biriydi Ahmet Amca. Yakın komşumuz olarak onun sevgisini de samimiyetini de sıcak kanlılığını da daima hissetmişimdir. Evinin önünden geçerken mutlaka selamlaşırdık; zaman zaman beni evine de davet ederdi.  Ne zaman okuldan ya da dışarıdan köye dönsem evimize gelirdi. Hele öğretmen okulundan ya da öğrenciyken Ankara’dan köye geldiğimde mutlaka ziyaretimize gelir, bizimle sohbet etmeyi çok severdi. Memleketin durumunu bizlere sorardı.

Babamın yakın dostuydu. Onun kuşağından ve onun gibi çok iyi bir insandı. Ama yoksullukla mücadele ederek yaşadı. Bütün ömrü yokluk içinde geçip, geride yine dürüst ve saygın bir isim bırakabilmenin de bir değeri olmalı. Geriye dönüp baktığımda o kuşaktan insanların ne kadar değerli olduklarını daha iyi anlıyorum. Babamı hatırladığımda o da aklıma düşer. Allah rahmet eylesin.

Ahmet Amca öldükten sonra kız istemeye giderken son yıllarda beni de çağırmaya başladılar. Önceleri bunu pek fark etmemiştim. Ama sonradan düşündüm ki bu davetler, bana Deli Ahmet Amca’yı hatırlatıyor. Çünkü şimdi anlıyorum ki akrabalarımız “Deli Ahmet”in görevini artık bana yaptırıyorlardı.

Ahmet Amca, nur içinde yat! Yerini asla doldurmam; ama bu görevi senin hatırına severek yapıyorum… Köyün Deli Ahmet’i olmak da güzel bir görevmiş meğer…

Mustafa Koç