You are here:
HASAN VAROL’UN “İNCİR KUŞU” İZMİR’DE TANITILDI PDF Yazdır E-posta
Pazar, 27 Ekim 2013 22:51

Ahmetlerli şair Hasan Varol’un “Toplu Şiirler” tanıtımıyla ilgili etkinliğin ilki İzmir Karşıyaka Ziya Gökalp Kültür Merkezinde 26 Ekim 2013 günü saat 14.00'te yapıldı.

Etkinliği Veysel Çolak Şiir Atölyesi üyelerinin sunduğu etkinlikte; Hasan Varol'un şiiri hakkında Prof Yusuf Alper ve Halim Yazıcı konuştu. Aslıhan Tüylüoğlu’nun yazıp sunduğu programda Hasan Varol’un şiirlerinden örnekler verildi.

HASAN VAROL’UN İNCİR KUŞU - TOPLU ŞİİRLERİ
KARŞIYAKA -  İZMİR’DE VEYSEL ÇOLAK ŞİİR ATÖLYESİNDETANITILDI

Aslıhan Tüylüoğlu, hazırlayıp sunduğu etkinlikte şunları söyledi:

Karşıyaka Belediyesi Şiir Atölyesi (İzmir) olarak hazırladığımız Şiir ve Dünya/ İki Şair Sonsuz İnsan etkinliğimize hoş geldiniz.

Bugün konuk şairimiz Hasan Varol şiirleri üzerine konuşacağız. Atölye arkadaşlarımız da şairlerimizin şiirlerinden örnekler sunacaklar.

Hasan Varol 1991’de Ardıç Türküleri, 1992’de Kalbim Uçurtma,1994’de Çiçek atlasım,96’da Aşka Süt Portakal ve 2011 yılında Deniz isimli şiir kitaplarını yayınladı ve Temmuz ayında toplu şiirlerini İncir Kuşu ismiyle yayınladı.

Hasan Varol, şiirlerinin coğrafyası Akdeniz’dir. Akdeniz’in bitki örtüsü, yaşam tarzı, insanı onun şiirlerinin ana temasıdır. Şiirlerinde yerel sözcükleri ağırlıkla kullanır. Şiirleri, ağaçları kuşları çiçekleri, kır yaşantısını kucaklar, bu nedenle pastoral öğeler taşır.

Antalya’nın Manavgat ilçesi Ahmetler köyünde  15 Mayıs 1952'de doğdu.

İlkokulu doğduğu köyde okudu; girdiği sınavı kazanarak (yatılı) Aksu Öğretmen Okulu’na gitti. Son sınıfta öğrenci derneği başkanı iken, "sol görüşlü olduğu için" Gönen Öğretmen Okulu’na sürüldü. Adıyaman ve Antalya’da öğretmenlik yaptı. TÖBDER'de görev aldı. 12 Eylül'de gözaltına alındı, yargılanıp aklandı.

Şiire ilgisi öğretmen okulu yıllarında başladı. İlk şiirlerini yayımladığı yıllarda (1977)

Ceyhun Atuf Kansu’nun dikkatini çekti; Kansu, şiirine değinen bir yazı yazdı. Şiirleri Türk Dili, Türkiye Yazıları, Sanat Emeği, Hakimiyet Sanat, Yarın, Yusufçuk, Somut, Dönem, Düşün, gibi dergilerde yayımlandı. Düzyazılarının bazılarını Yeni Biçem dergisinde yayımladı.

Halen Manavgat ilçesinde yaşamaktadır.

Niçin Şiir sorusuna şöyle yanıt veriyor Hasan Varol:

 “Şimdi“ yaşadığımın farkına varmak için.” yazıyorum, derim Cahit Sıtkı gibi. Ama ilk şiir yazdığım yıllara dönecek olursam; iyiden ve güzelden yana tavır almak vardı ilk şiirlerimi yazdığım yıllarda. Yaşadığım ortamda, sınıfsal bir pencereden bakışla bulunduğumuz gerçekliği değiştirmek, kendi gereçlerimizle dünyayı değiştirme eylemine katılma ve katılmaya çağırmak vardı. O yıllarda şiir bizim türkümüzdü, kavgamıza yardımcıydı. İyi bir şiir, bir gerilla kadar bu değişimde yer alıyor ortak sesimiz oluyordu.

Bir de yaşadığım çevremi şiire katma isteği vardı bende, Toroslar’ın yaşantısını şiir kılma isteği. Oradan yeni sözcükler katma isteği. Şiir yaşantıdan beslendiğine göre, kendi yaşantımın bir kısmının şiirlerde olmadığını görmüştüm Yörük yaşantısının, ben yazayım bunu diye düşünüyordum.”

Yine devamında şöyle diyor şairimiz:

“Şimdilerde, şiiri; sözcükleri istif (düzenleme) etme,  bir ahenk elde etme diye düşünüyorum. Şiir bir dil işidir, kendi araçlarıyla şiiri elde etme kurma işidir şairin görevi derim.  Bir yerde okumuştum: “Şiir anlamın bittiği yerde başlar,” diye. Arap edebiyatından Türkçeye geçen şiir, (/ş’ir/) sözcüğünün ‘hissetmek, sezmek, sezmeyle bilmek’ kavramından yararlanılarak anlatım bulduğunu söylersek, bu hissetme, duyma, duyurmayı önemsiyorum. Bunlar bizi şiirin kendi anlamına götürür. Şiir yaşantıdan beslenir, bunu biliyoruz, insanın derinlerindeki şeyleri çıkarabilme, şiiri güçlü kılar, okuyan onda kendini bulur; bu da şairin yeteneğiyle, dili kullanışıyla ilgilidir.”

“Onun şiiri, Karacaoğlan’ın, Abdülkadir Bulut’un şiirinin son halkasıdır. Beslendiği kültür, kaynak aynıdır. Torosların soylu insanı, bereketli kültürü, dağları, ovaları, Yörükleri, toprak insanları vardır.”  diyor, Musa Seyirci.

Varol’un kitapları için “Yaprakları çevirdikçe genze, kekik, andız, püren kokuları doluyor. Turnagözleri, nergisler ve türlü Akdeniz bitkileri harman oluyor şiirsel bir esrime ile.” diyor Metin Demirtaş. Yine:“Varol’un şiirleri; insanın ezildiği, haksızlığa uğradığı yerde direngen ve kavgacı olduğu kadar; doğadaki insanı anlattığı yerde ise; o kadar barışçıl ve güler yüzlü. Dizelerde küçücük şeylerden mutluluk duyan bir çocuğun sıcak ve kirlenmemiş yüreğini görmemek olası değil.”diyor Arife Kalender.

Varol, dağları ovaları, kırları yazmak isterken kendini, büyük şehirlerde kavganın içinde buluyor. Şehir hayatı, kapitalizmin getirdiği baskı, öğrenci olayları, ölümler, işçilerin yaşantısı ve savaşımına kayıtsız kalmıyor. Kırlar özlemle ve esenlikle hatırlanırken şehir karşıt bir mekan olarak olumsuzlukları ile giriyor şiirine.

Hasan Varol’un şiiri üstüne Şair YUSUF ALPER ve HALİM YAZICI söyleşecek bizlerle.

Aslıhan Tüleylioğlu.

Not: Prof. Yusuf Alper ile Halim Yazıcı’nın konuşma metinlerini daha sonra sunacağız. Karışıyaka Ziya Gökalp Kültür Merkezinde 26 Ekim 2013 günü saat on dörtte yapılan etkinliğin sunumudur. Ayrıca Atölye üyelerince şiirler okunmuştur.

NOT:

Etkinliğe katılanlarla ilgili görsellere bakmak için buraya tıklayın.