You are here:
HES NÖBETİ VE ARDINDAKİ GERÇEK PDF Yazdır E-posta
Pazar, 17 Kasım 2013 09:46

Mustafa KOÇ

Bu kadınlara, bu kızlara, erkeklere yazık değil mi?

Hafta sonu Kanyondaki köylüleri ziyaret ettik. Adeta oraya yerleşiyorlar; çadırdan baraka eve geçmişler. Kışı burada geçirmek için hazırlanan bu insanlar için bir şeyler yapılsın! İnsanlara, kendi topraklarını savunuyor duruma düşürmenin mantıksızlığını birileri gelip görsün ve dinlesin! Ahmetler’i gözden çıkarmadılarsa hem bu duyarsızlıktan hem de bu saçma sapan HES projesinden vaz geçilsin!

16 Kasım 2013; Kanyondaki manzara şöyle:

Sularının bir şirkete satıldığını gören köylüler isyanda... Çünkü elimizdeki projeye göre bu bir elektrik üretme projesi değil; Orman ve Köy İşleri Bakanlığından BIMER kanalıyla verdiğimiz dilekçede aynen şunu yazmışlar:

“4628 sayılı EPDK hükümleri gereği su kullanım anlaşması yapılmış olup….”

Kimse kimseyi kandırmasın; buradan çıkan sonuç da şudur: Bu proje yılda 4-5 ay çalışacak bir HES ile elektrik üretmek için değil, kanyondaki suyu kullanma hakkıdır. Hepimiz, okuduklarımızı anlayacak zekaya ve bilgiye sahibiz; demek ki elektrik üretimi kılıfına sarılmış bir su satışı vardır. Bu durumda köylülerin 600 yıldır kullandıkları suların ellerinden alınmasına itiraz etmeleri kadar doğal bir şey olamaz.

Şimdi köylü yolu tutmuş, inşaat alanına işçi ve mazot geçişine izin vermek istemiyor, şirket iki de bir devletin güvenlik güçlerinin gözü önünde silahla tehdit ederek köylüleri taciz ediyor. Devletin jandarması da kanyonun dibindeki eski bir iş makinesini beklemek için Mehmetçiği kanyona yığmış, köylünün makinelere sözde zarar vermesini önlemek istiyor.

2 aydır orada bekleyen bu makinelere köylüden hiçbir zarar gelmediğini ve gelmeyeceğini devlet bilmiyor mu? Köylünün makineyle işi olamaz. 

Kış yaklaşırken orada nöbet bekleyen köylüye de yazık; iki tane eski iş makinesini bekleyen askere de... 

Artık akıl devreye girsin...Eğer şu köylüler bir hata yapsın, suç işlesin diye bekleyen varsa yanlış düşünür. Eğer bir provakosyon olmazsa Ahmetlerlinin böyle bir derdi yok. Üç kere sislahlı saldırı gördüler yine oradalar ve inançlarından başka silahları yok. Binlerce dönüm arazinin susuz kalmasına, dünyaca ünlü bir Kanyonun kuruyup gitmesine razı değiller. Hepsi bu...

Hala köylünün çağrısına cevap vermeyen devlet adamlarını; sayın kaymakamı, valiyi, bakanlıkları, bu güzel yerleri görmeye, bu susuz derede HES falan yapılamayacağını bizzat incelemeye çağırıyoruz.

Kanyonun ve köylülerin ziyaretçileri giderek artmaya başladı. BU konu daha da karmaşıklaşmadan bir çözüm bulunsun!

Kanyonu gören herkesin ortak kaanaati şu:

Bu bir HES işi değil; bu işin altında başka bir iş var!