You are here:
AHMETLER BİR MARKA OLMALI PDF Yazdır E-posta
Cuma, 20 Aralık 2013 20:33

Mehmet GÜNGÖR

Öğretmek anlatmak, dinleyenlere bilgi aktarmaktır. Öğrenmek ise bilgi toplamak, davranış değişikliği, bilmediğini kavrama, yapamadığını yapabilme başarısı, insanın kendini geliştirmesidir. Öğretici aslında dinleyen kişiyi inşa eder. Öğrenen dinleyici ise öğreticiden aldığı bilgileri, malzemeleri harmanlayarak özümler, kendini geliştirir ve bu bilgileri ömür boyu kendine kılavuz eder.

Öğrenmek, teoriden çok pratikte, uygulamada kolaylaşır. Bir olayın içinde olanlar, onu daha çabuk kavrarlar; çünkü pratik bir anlamda tecrübe, yaşayarak öğrenme demektir. Tıpkı köylülerimizin HES belası nedeniyle demokratik ve yasal yollardan haklarını aramasını pratik olarak öğrendikleri gibi. Bundan on yıl öncesinde olsa böyle birlik ve beraberlik oluşturamazdık. Bu birlik ve beraberliğe, bu dayanışmaya köyün sitesiyle derneğinin büyük katkısı olmuştur.

Kanyondaki demokratik karşı duruş adeta köylülerimize bir okul oldu. Doğanın önemini kavradık, beraberliği, dayanışmayı ve haklı olanın her zaman güçlü olduğunu öğrendik.

Ses her zaman insan hayatında önemli yer tutar. Harp okullarında dövüş sanatında sesin etkisi öğretilir. Köylülerimiz, HES’çiler kendilerine saldırdıklarında sesin onlar üzerinde ne kadar etkili olduğunu anlamış olmalılar ki köyümüzün şivesinden çeşitli sesler çıkararak, onları etkilemesini ve korkutmasını bildiler. Aslında bu ses ve yaygaralı gösterilerde köpekleri de kullanabiliriz. Dünyada bilindiği gibi gösteriye katılan köpekler hep basın tarafından ilgi odağı oldu. Köylüler kavgada “lu lu lu lu!..” diye ses çıkartıyor, kendi kelimeleriyle haykırıyor; bir de araya “hav hav!” sesleri karışsa ne güzel olurdu. :) Yine de herkesin takdirlerini kazanarak başarıyla sınıflarını geçtiler. Bir anlamda kabuklarını kırdılar. 

Reklamın iyisi kötüsü olmaz derler, ancak bu çok iyi bir reklam oldu. Bu sesi dünya duydu, Ahmetler’i artık her yerde tanıyorlar. Büyük markalar da böyle doğuyor. Biz bunu iyi kullanabilirsek köyümüzü bir marka haline getirebiliriz. Ürettiği ürünler her yerde ilgi görür, turizmde kanyonuyla, mağarasıyla gelişebilir, ürettiği ürünleri malları markalı haliyle daha kolay satılabilir.

Hayal bu ya; bu okul bize köyümüzden bir arkadaşımızı veya bir abimizi, bir ablamızı herhangi bir siyasi partiden TBMM’ne vekil göndermemizi öğretecek. Zira bizim bir tek vekilimiz eksik.

Hayal olmadan gerçek olmuyor...

Neden olmasın, mecliste Ahmetlerli bir vekil!...