You are here:
ÇOCUKLAR NAMAZDA PDF Yazdır E-posta
Cuma, 03 Ocak 2014 17:41

Mehmet GÜNGÖR

Bizim kuşağımızda Ahmetlerdeki ilkokulda her derse aynı öğretmen girerdi. Çünkü genellikle köyün tek öğretmeni olurdu. Bir sınıfta 50 - 60 öğrenci okur; öğretmen, çoğu zaman beş sınıfın birlikte okuduğu sınıfta öncelikle düzeni sağlamaya çalışırdı. Bu yüzden öğretmen, biraz baskıcı bir tutum izlemek zorunda kalırdı. Bazen kapıları kapatır öğrencileri sıra dayağından geçirirdi hoca. Fakir ailelerin gariban çocukları genelde çalışkan olsa bile dayağı daha çok onlar yer, hatırlı ailelerin çocukları ise fazla dayak yemezlerdi.

Cuma günleri okulda din dersi olurdu. Bir gün hoca bize namaz kılmayı anlattı, ama onun ilk anlatmasıyla sınıf olarak namaz kılmayı öğrenemedik. Çünkü hiçbir şey anlamamıştık. Hoca, sınıfın erkek öğrencilerine;

"Bugün cumaya geleceksiniz, hepinizi camide göreceğim; yoksa...” diye başladı. Fakat biz namaz kılmayı daha bilmiyorduk ki... Hocadan korktuğumuz için sınıfın erkek öğrencileri toplanıp aramızda anlaştık; camiye hep beraber gidecektik ve bir sıra olup en öndeki kişi ne yaparsa onu yapacaktık. Henüz daha 10 - 12 yaşlarındaydık.

Tat Ali adı verilen Ali Kocademir;

“Çocuklar, benim arkama durun, ben biliyorum namaz kılmayı, beni takip edersiniz” dedi ama caminin içinde, kalabalık arasında onu kaybettik. Yine de kararlaştırdığımız gibi bir sıra olarak dizildik; ancak nedense en öndeki adam hep oturuyor. O oturuyor diye bizler de oturuyoruz. Oysa onun dışında camideki herkes namaz kılıyor. Namaz kılan büyükler bizi “Ayağa kalkın!..” diye  uyarsa da hiçbirimiz kalkmadık; çünkü en öndeki arkadaşımız Kara Mehmet denilen rahmetli Mehmet Karakaya’nın arkasında saf tutmuş... Biz de hep beraber ona uymuşuz.

Sonradan Kara Mehmet, arkasındaki arkadaşımızı fark etmiş:

"Ulan ben oturarak namaz kılarım, yaşlıyım, dizlerim tutmuyor; siz ne oturursunuz?" deyince birbirimize bakıp fısıldaştık ve hep beraber camiden dışarı fırladık. Ama cemaat çıkınca Kara Mehmet dedeyi görmek için dışarıda bekledik.

"Dede” dedik; “Senin yüzünden ele güne rezil olduk…"

Dede, zaten komik ve lafını sakınmayan biriydi. O, Çimi köyünden gelerek köyümüze yerleşen Kara Yusuf’un oğlu ya da torunu olarak biliniyor.

Sözümüz biter bitmez, Kara Mehmet dede köpürdü ve elindeki değneği sallayarak başladı kalaylamaya:

"Ulan hepinizin ana... :)”