You are here:
KURU DEREDE SELLER ALSIN PDF Yazdır E-posta
Salı, 21 Ocak 2014 12:09

Manavgat ırmağının suyu denize boşa akarken Ahmetler’in küçücük deresine HES kurmaya kalkan zihniyetin kuraklıktan şikayetçi olmaya hakkı var mıdır? 

Mustafa KOÇ

 Ahmetler’de, “Kuru derelerde seller alsın” diye bir ilenç var. Başımıza türlü işler açan, insanlara zulmeden, hak yiyen, çalan çırpan insanlar için söylenir bu söz. Gerçekten şu günlerde memleket kuraklıktan kıvranırken buna neden olan anlayış için bu ilencin tam da yeridir.

Son bir haftadaki haberlerden rast gele seçilen aşağıdaki haber başlıklarına bir bakalım:

“Türkiye'nin çoğu bölgesinde kuraklık 10 kattan fazla artacak.”

“Kuraklık çiftçide paniğe neden oldu.”

“Türkiye genelinde yağışların mevsim normallerinin altında kalması kuraklık endişesini artırdı.”

“Birçok bölgede köylüler yağmur duasına çıkıyor…”

“Rize'de bile dereler kurudu... Kuraklık tehlikesi!”

“Kuraklık tehlikesi gün geçtikçe artıyor. Son olarak Rize'de dereler neredeyse kuruma noktasına geldi.”

“Kuraklık Manyas Kuş Cenneti'ni vurdu.”

“Kuraklık tarımı da hayvancılığı da tehdit ediyor.”

“Kuraklık buğdayı olumsuz etkiledi, buğday üretimindeki olumsuzluğun ekmek fiyatlarına da yansıması bekleniyor.”

“Bir aydan beri kar yağışı beklenen Kartalkayadaki kayak merkezlerinde kar kalınlığı 40 santimetreye kadar düştü.”

“Amik Ovasında Kuraklık…”

“Dipkarpaz halkı, cuma günü köy camisinde, cumartesi ve dün de yağmur duası için yüksek tepelere çıktılar.”

“İklim dengesi bozuldu çiftçiler zor durumda”

 ***

Görüldüğü gibi yurdun dört köşesinden yükselen feryat aynı. Dehşet verici bir tablo var ortada. Bu feryadın arasında bilim adamlarının söyledikleri ise pek fark edilmiyor. Özeti, uygulanan su ve tarım politikaları, dereler ve su kaynaklarıyla ilgili yanlışlar, doğanın iklim dengesini bozuyor:

“Kuraklığın sebebi, yanlış çevre politikaları”

“İklim değişikliği su kaynaklarını kurutuyor”

“Tedbirsizlik ve suyun yanlış kullanımı sonrasında oluşan iklim değişikliği sonucunda kuraklık yaşanıyor.”

“Çözüm ise yeni baraj yapımı değil, suyun akıllıca yönetimi”

 

***


Doğanın dengesiyle, taşıyla, toprağıyla, suyuyla, ormanıyla, deresiyle, dağıyla böyle hoyratça oynarsanız işte olacağı budur; doğanın dengesi, iklimin aritmetiği bozulur, millet bir damla su için dağa taşa “yağmur duasına çıkar. Allah, hak edene verir nimetini. Suyunu kullanmasını bilmeyene, dağını taşını yerle bir edene, derelerin suyunu beton borulara hapsederek toprağa ve canlıya verdiği hayatı kurutan insanoğluna Allah neden rahmet versin. Doğaya acımayana, bitkiye, hayvana, insana acımayana bolluk ve bereket yağmaz.

Manavgat ırmağının suyu denize boşa akarken Ahmetler’in deresine HES kurmaya kalkan zihniyetin kuraklıktan şikayetçi olmaya hakkı var mıdır? Düşünün ki gürül gürül akan büyük nehirleri görmeyen bir körlük, Türkiye haritasına Google Earth’ten bakarak nerede bir dere varsa ona göz koyan bir doymazlık ve aymazlık işte memleketin iklim örtüsünü böyle bozuyor.

1527 dereye HES lisansı verildiğine göre bu ülkeyi daha büyük çevre felaketleri bekleyebilir. Doğal hayat, kendi düzeniyle oynamanın bedelini insanoğluna, kuraklık ya da sel felaketi gibi çeşitli belalarla ödetiyor.

Dereleri kurutarak, sularıyla oynayarak, su kaynaklarının yönünü değiştirerek doğal dengeyle alay etmeye devam edercesine doğanın genlerini bozmaya kalkarsak bir gün hepimizi kuru derede seller alabilir. 

“Almasın” diyorsanız, bırakın dereler kendi yerinde aksın!

 

***

1-Bu konuyla ilgili olarak Birgün Gazetesinde yayınlanan “Kuraklık sebebi çevre politikalarıdır” başlıklı uzman görüşlerini okumak için buraya tıklayın.

2- Türkiye'de Kuraklık Çanları Çalıyor" başlıklı yazı için de burayı tıklayın.