You are here:
Acıkmadım Susamadım... PDF Yazdır E-posta
Salı, 11 Ağustos 2009 08:25

Köyümüzden Bir Diyesek:

“Acıkmadım, susamadım, öldüm dağlar iniltinden!”

Derleyen: İbrahim Koç

Anam bu diyeseği çaresiz zorlukları aşma direnci için söylerdi.
Bu sözün bir de hikayesi var:

Bir zamanlar yörük obaları yayladalarmış. Obalarda sözü tutulan, güvenilen bir Yörük Beyi varmış. Yörük Bey’inin de güzeller güzeli bir kızı varmış. Kız, obanın çobanına; çoban da kıza aşıkmış.

Yörük Beyi, bu duruma biraz kızmış; ama ne yapsın, ne etsin? İçinden çıkamayınca sonunda bir çare düşünmüş ve çobana, olmayacak bir şart koşmaya karar vermiş.

Oba’nın yanında bir in varmış. Yörük Beyi çobanı çağırıp bu ini göstermiş;

“Ekmeğini, aşını vereceğiz, ama bir şartım var: Bu kışı inde geçirirsen, kızımı sana ancak o zaman veririm.” demiş.

Gönül ferman dinler mi? Bazen diler. Çobanın gönlü, Bey'in fermanını dinlemiş işte… Çoban çileye razı.

Her aşkın bir bedeli var derler. Bazen bu bedeli ödemek o kadar da kolay da olmuyor. Ama çoban, aşkı için direnmiş ve her şeyi göze almış; Beyin şartını çaresiz kabul etip ine yerleşmiş.

Ama gel gör ki kış boyunca kar, boran, soğuk, fırtına ve rüzgar sesiyle yaşamak zorunda kalınca bu işin zorluğunu anlamış.

Açlık, susuzluk ama ille de kulaklarında çınlayan uğultularla çoban, o yıl kışı inde geçirmiş. İnde kışlamış kışlamasına ama varın bir de ona sorun. Kış boyunca;

“Ooof of! Acıkmadım, susamadım, öldüm dağlar iniltinden!” diye söylenip durmuş.

Yörük Beyi, bu şartı göze alan çobanın, kızını gerçekten sevdiğine inanıp sözünü tutmuşsa aşıklar birbirlerine kavuşmuş olmalı; o zaman dağların iniltisine değmiştir. Çünkü çoban, açlığa dayanmış; susuzluğa dayanmış ama sevdiğinden ayrılmaya dayanamamış:

“Acıkmadım, susamadım, öldüm dağlar iniltinden.”