You are here:
ORHAN VELİ YÜZ YAŞINDA PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 02 Haziran 2014 09:52

 

HASAN VAROL'UN YAZISI

Antalya Sanatçılar Derneği, ANSAN ‘da yapılan 13. Akdeniz Şiir Günleri toplantısında Orhan Veli ve Garip Şiiri üzerinde konuşuldu. Orhan Veli’nin ilk kez senin benim gibi, bizim gibi sıradan insanları, sokaktaki adamı konu alan şiirleri o dönemde o kadar büyük tartışmalara yol açmış ki… Cumhuriyetin yeni edebiyatı Osmanlıcadan Türkçeye doğru değişmeye başlayınca kıyametler kopmuş.

Demek ki değişime, yenileşmeye karşı olanlar her zaman var. Şimdi de var… Hatta dil konusunda geriye doğru özlem duyarak gelişen Türkçeye karşı bugün bile karşı duran, bu yüzyılda yaşasalar da kafaları 100 yıl öncede kalmış iyi ya da kötü niyetli her tür insan var. O dönemdeki Osmanlıca sevdasını bir yere kadar anlamak olası; ancak bu devirde hala güzel Türkçenin önünü kesme sevdasını anlamak zor. Kendi dilini sevemeyen o ülkenin kültürünü nasıl sevecek?

İşte Ahmetlerli şair Hasan VAROL’un da konuşmacı olduğu şiir günlerinde Orhan Veli tanıtılırken ister istemez Cumhuriyetin getirdiği arı Türkçe de gündeme geldi.

VAROL’un bu toplantıyla ilgili yazısını mutlaka okumanızı öneriyorum. (M.Koç)

 

ORHAN VELİ YÜZ YAŞINDA

HASAN VAROL

Orhan Veli 1914 yılında İstanbul’da doğar. Melih Cevdet Anday, Oktay Rifat ile Ankara’da birlikte okurlar. Birlikte şiir yazarlar ve sonuçta o yılların şiirine göre okuyana garip gelecek yepyeni bir şiirdir bu.  O şiirler eskiyi yıkıcı olup önce garip karşılanan ama sonradan da sevilen şiirler olduğu için, bu şiirler toplamına (1937 yılında yayımlanmaya başlayan şiirler) Garip şiirleri diyorlar.

Antalya Sanatçılar Derneğinde 30 Mayıs 2014 günü Orhan Veli şiiri üzerine, yani Garip şiiri üzerine konuştuk. Şair Arife Kalender, şiirimizin geçmişiyle Garip şiiri ve sonrası üzerine uzunca bir sunum yaptı. İkinci konuşmacı da bendim, ben de Orhan Veli üzerine okumalarımdan kısa bilgiler aktardım.

Orhan Veli bir dönemin (Cumhuriyet öncesi şiirimizin) şiirine itiraz ediyor, özellikle “halkın zevkini” karşılamadığı için ve geçmiş şiirin konuşma diline uymadığı için itiraz ediyor arkadaşlarıyla, şiirlerini bu üç kişi bu anlayışla, geçmişe karşı bir şiir ile ortaya koyuyor, bu şiirler de Garip şiirleridir.

Yazılan şiirler içinde en çok gürültüyü Kitabe-i Seng-i Mezar şiiri koparır. Bir yandan garipsenir, yadırganır bir yandan da sevilir. Ama “nasır” sözcüğünün şiire girmesine gericiler tahammül edemezler.

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada

Nasırdan çektiği kadar;

Hatta çirkin yaratıldığından bile

O kadar müteessir değildi;

Kundurası vurmadığı zamanlarda

Anmazdı ama Allahın adını,

Günahkâr da sayılmazdı.

Yazık oldu Süleyman Efendi’ye.

 

Nurullah Ataç’ın deyişiyle bu şiir, şiirin “vapurlara, tramvaylara, kahvehanelere kadar girmesine” yol açar.

Cahit Sıtkı. “...şiiri vezin doldurmaktan ibaret sanan ve gerçek şiir faaliyetinden haberi olmayan aruz hece softalarını çileden çıkardı. Mizah dergilerinde Orhan’ı tefe aldılar. Ama ne oldu? Orhan Veli adında yeni bir şair türediğini duymayan kalmadı.” (Bütün Yazılar, s 75)

Yusuf Ziya Ortaç: “Vezin gitti, kafiye gitti, mana gitti...Türk şiirinin berceste mısraı diye Yazık oldu Süleyman Efendiye! Rezaletini alkışladılar... Göğüslerinde cehennemler yanan sanat cücelerinin kınalar yakıp, ziller takıp şıkır şıkır oynadıklarını gördük!

Sanatın darülâcezesiyle timarhanesi el ele verdi, birkaç mecmuanın sahifesinde saltanat kurdular! (...) Ey Türk Gençliği!.. Sizi bu hayasızlığın suratına tükürmeye davet ediyorum!”

Bu şiir bu kadar ağır eleştiri alır ama bu eleştiriler Orhan Veli’nin daha çok tanınmasına yarar.

O yılların büyük denemecisi Osmanlıcaya karşı olan Nurullah Ataç Orhan Veli ve arkadaşlarının şiirlerini desteklemiş, anlaşılmasına yardımcı olmuştur.

Sonuç olarak, Orhan Veli’nin kısa şiir yaşamına baktığımızda yenilikçi, Türkçeyi seven bir şair olduğunu görüyoruz, sadece yenilikçi değil, devrimci de...

Sözü uzatmadan isterseniz bir anı aktarayım Orhan Veli ile ilgili, ne kadar zeki olduğunu ortaya koyan bir anı bu.

Orhan Veli ve arkadaşı öykücü Sait Faik; birer Cumhuriyet gazetesi alıp birlikte otururlar, başlarlar bulmacalarını çözmeye. Kim önce bitirirse o günün yemek rakı parasını ödeyecektir. Çünkü ikisi de yolsuzdur, yani parasızdır bu nedenle böyle davranıyorlar.

İkisi de yolsuz. Her gün Orhan Veli bizim Sait’i yeniyor. Bulmacayı önce bitiriyor. Sait’in burasına gelmiş. “Nasıl beceriyorsun lan, her gün rakıyı bana ısmarlatıyorsun, sen bunu daha önce çözüyorsun” demiş. Orhan Veli de sakin bir biçimde, “Cumhuriyet’in bulmacasını ben hazırlıyorum” demiş.

Sözü uzatmayayım, o şiiriyle, kendisinin deyişiyle “...eski şiirin yüksekten konuşmasına karşılık olarak şiire sokulan alelade konuşma; bir de eski şiirin büyük konularının, büyük heyecanlarının yanı başında yer alan küçük, alelade olaylar, küçük, alelade insanların” şiirini yazmıştır. Konuşma dilini şiire getirmiş; Oktay Rifat’ın deyişiyle “Türkçemizde bir havalandırma hareketi”yapmış ve başarmıştır.

İşşiz, çalışan insanların, tüm halkın zevkini yakalamış, herkesçe çok sevilmiştir, önce yadırgansa da garipçe bulunsa da...

Hasan Varol