You are here:
Ahmetlerce’ye Yeni Sözler PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 26 Ağustos 2009 16:54

İbrahim Koç, Ahmetlerce'yi Çok Sevdi

Daha önce duymamışım. Ama geçenlerde köye gittiğimizde bir kadının ağzından ilk kez duyduğumda inanın çok etkilendim. Bir söz ancak bu kadar güzel söylenebilir ve derin anlam taşıyabilirdi:

“Gümüş yükünden ummam, yemiş yükünden umarım…”

İnsanımızın ruh halini, psikolojisini ve hayata bakışını özetleyen bir söz bu.

  • Yoksulluğun yükünü çekerken bile asla beklentilerini yükseltmeyen,
  • Azla yetinebilen,
  • Çokta gözü olmayan,
  • Kanaatkar,
  • Alçak gönüllü,
  • Kendini bilen insanları anlatıyor.

Bu sözü yaratan ve yaşatan köylülerimi bir kat daha sevdim.

Köye İbrahim Koç’la birlikte gitmiştik. İbrahim Koç, köyümüz ve köylülerimiz konusunda çok duyarlı. Nitekim köydeyken duyduğu yeni sözcükleri not defterine yazarak derleyip bana gönderdi. Şimdi yukarıdaki sözle birlikte yeni “Ahmetlerce” sözleri sizlerle de paylaşıyoruz.

Her defasında söylediğimiz gibi yine söylüyoruz ki sizler de birer ikişer farklı Ahmetlerce sözler bulup gönderin sözlüğümüz gelişsin. Bu arada son günlerde birkaç kere Ahmetlerce sözler bulup bize ulaştıran Mehmet Güngör'ü de buradan selamlayalım. 

 

İşte İbrahim Koç’tan gelen sözler ve sözcükler:

 

AHMETLERCE’YE KATKIMIZ OLSUN

Derleyen: İbrahim Koç

 

SÖZLER

Bacağından alır taşa çarparım.

Elemtere fiş, kem gözlere şiş.

Gözlerin göktaşa, sözlerin (gözlerin) yere yapışa…

Olmayacak işe, oraspılanma Eşe!... (Ayşe)

“Gümüş yükünden ummam, yemiş yükünden umarım…”

 

SÖZCÜKLER

 

Tozağan    : Menengiç /Çıtırak) bitkisinin çiçeği. SOnradan olgunlaşınca çöğre oluyor.

Çöğre            : Çıtırak ağacının meyvesi.  

Kümül       : Susam destesi

Kümük      : Kısa (Kümüğün Deli Ali)

Kenef (ayak yolu) : Tuvalet, Wc

Goçmar     : kertenkele

Merçeme   : kertenkele çeşidi

Teyin         : Sincap

Alafalak    : incirlere dadanan bir kuş

Tıkım       : Yufka ekmek kırıntısı

Külünk     : balyoz

Kürsü     : Demir kaldıraç

Oğruk    : (Peynir-kar deposu) soğuk hava mağarası ?

Kocaağaç : Serken’den Soğuk suyun gözüne doğru yamaçlarda bol bulunan bir ağaç.Sandal ağacı.

İlime        : Küçük yol, kısa yol

Kilden      : Küçük tabak (bakır, aluminyum)

Tımlı        : Sapsız çakı=bıçak (Kör tıımlı: sapsız küflü =paslı, iyi kesmeyen  bıçak)

Iğrıp        : İftira

Iğrıpçı      : İftiracı

Derbiş İnciri : Bizim köye has bir incir türü. Dışı mor çizgili içi tam yeme kıvamında çok güzel bir incir.

Kara ballı : Tazeyken yemeye çok uygun, lezzetli. tatlı bir incir. Ahmetler ve Akseki yöresinde var. Olgunlaşınca ortası yarılır ve balıyla birlikte içi kıpkırkımızı görünür.  

Cikci       : sarı, kırmızı benekli küçük kuş

Hürsend sürmek : sefa sürmek, hoş, güzel, keyifli yaşam, saltanat. Fırsatlar içinde yaşamak.

Cübür      : çam, meşe gibi bazı ağaç diplerinde bulunan torf gibi humuslu, doğal gübreli verimli toprak, samra?

Ülü          : pay (bağış)  (kurban etinden ülü dağıtmak

Okuntu    : Düğün, nişan gibi törenlere davet etmek istenenlere davetiye yerine geçen hediye. (Havlu, çorap gömlek gibi hediyeler okuntu olarak gönderilir.)

Dürüm    : Ekmek dürümü

Küme      : küçük yer ev

Batma     : hayvanların su içmesi için çeşme önünde veya arazide yapılan su toplayıcı kısım

Mardangıl : doğal ortamında kendi kendine yetişen yabani üzüm

Tokat      : Hayvan mapusu

Sadır      : Sidik, idrar

Bezil      : Uçurum

Tehni      : defne

Şeşana    : (eski ) tek dolma tüfek

Gurdanmak: Kıvramak, hızlanmak “Geç kaldık; hadi biraz gurdanın.”

Büğşelenmek: oyalanmak

Matıflamak : bunamak


Çevlik     : Yer adı

Sokmağzı : yer adı


LAKAPLAR (TAKMA ADLAR)

 

Öksüz Şerfe

Timen Ayşa

İngilli Ayşa (İngilli Garı : ingilları)

Emiroğlu Mustafa

Hacı Mahmut

Çil Mustafa