You are here:
KANYON KURTULDU MU? PDF Yazdır E-posta
Cuma, 03 Ekim 2014 21:51

Mustafa KOÇ

Mahkemenin iptal kararı ne anlama geliyor?

İdari Mahkemenin Ahmetler Kanyonundaki HES’i durdurma kararına, yerel ve ulusal medya büyük yer verdi. Bu karar ve bu ilgi bizleri; bütün Ahmetlerlileri, Güçlüköylüleri ve Gençlerlileri elbette çok mutlu etti. Ancak gördük ki geçen yılki saldırılar, haksızlıklar ve yanlışlardan dolayı Ahmetlerlilerin verdiği mücadeleyi kamuoyu unutmamış; çok geniş çevrelerden destek ve kutlama mesajları aldık.

Çoğunluk diyor ki “Kutluyoruz, bu işi başarıp Türkiye’ye örnek oldunuz.”

Medyada atılan başlıklardan bazıları şöyle: “Kanyon Kurtuldu”, “Köylüler Kazandı”, “Mahkeme HES’e Dur Dedi…”

PEKİ KANYON KURTULDU MU?

Acaba Kanyon gerçekten kurtuldu mu? Tebrikleri kabul etmeye başlamalı mıyız?

Keşke öyle olsaydı ve biz şimdi buradan “Kanyonu kurtardık” diyebilseydik. Kuşkularımız var ama bunun yanında umutlarımız ve güçlü güvencelerimiz de var. Kanyon henüz kurtulmadı; ancak mutlaka kurtulacak, buna inanıyorum; çünkü kurtarılmalı…

“HES’lerle küçücük dereleri mahvettik.”

Elbette enerji sorunu var; bunun için yeni enerji kaynakları bulmak, alternatif üretim yollarına yatırım yapmak varken küçük ölçekli projelerle bütün dereleri kurutmanın mantığı var mıdır? Sanki küçücük derleri kurutarak enerji sorunumuzu çözeceğiz. Hiç inandırıcı gelmeyen bu vahşi projeler için önceki enerji bakanlarından biri “HES’lerle küçücük dereleri mahvettik” diye itirafta bulunmuştu. Demek ki bu ülkenin bakanının bile karşı koyamadığı bir gizli irade, bir büyük güç bu derelerin mahvedilmesini önleyemiyor.

Türkiye’de birçok yerde HES’lerle ilgili tartışmalar, olaylar, halk hareketleri ve mahkeme süreçleri yaşandı, yaşanıyor. Ahmetler Kanyonundaki HES projesi ve onunla ilgili yaşananlar Türkiye genelindekilerle hem benzeşiyor hem de ayrılıyor. Benzeşen yanı belki bu ülkenin yönetim kadrolarını bile zorlayan bir güç belli ki her derenin suyuna göz dikmiş. Adeta “kopyala, yapıştır” projeler bu ülkenin bütün derelerini tehdit ediyor. Ahmetler de bunlardan biri. Ama bu konuda Ahmetler’in farklı ve özel yanları da var.

Gerçekten hiçbir dereye dokunulmadan, yüzyıllardır olduğu gibi derelerin özgürce akıp gitmesi, herkesin içten dileği olmalı. Ama yine de gerçekten doğaya insan zarar vermeyen projeler yapılabilirse uygun yerlerde enerji de üretilebilir. Oymapınar’a itiraz eden var mı? Oysa Ahmetler’de durum böyle değil. Haydi idari yanlışları, haksızlıkları, projenin bütün aşamalarının halktan gizlenmesini bir yana bırakalım; bu proje her şeyden önce Ahmetler Kanyonunda yapılmak istenen HES, değmeyecek bir elektrik üretimi karşılığında bir dünya mirasını; önemli bir doğal zenginlik alanı olan ve gelecekte büyük turizm potansiyeli olması beklenen kanyonu, bölgemizin en önemli doğa harikalarından birini tehdit etmektedir.

Karstik arazi yapısı nedeniyle çoğu yer altına kaçarak denize dökülen Kapuz Irmağının suyu Manavgat sahildeki sulama alanı havzasındaki 14 köyü tehdit etmektedir.

KANYON YOKSA AHMETLER DE YOK!

Bu proje; 700 yıllık bir köyün içme ve sulama suyu kaynaklarını, hayvancılığını, tarım alanlarını, turizm gelirlerini, kısaca geleceğini tehdit etmektedir. Fakir bir orman köyü olan Ahmetler’in ilerde yapılacak yatırımlarla geliştirilecek olan turizm gelirleri ellerinden alınmak istenmektedir. Bu kanyon ve buradan akan sular ellerinden alınırsa biliyoruz ki Ahmetler de yoktur.

Ahmetlerliler, kendilerini bekleyen bu tehlikenin farkına vardı ve komşu köylerin, medyanın ve kamuoyunun desteğiyle kanyona sahip çıktı. 2013’te büyük sosyal olaylara sahne olan kanyonda, köylülere dört kere kurşun sıkıldı; üstlerine iş makineleri sürüldü, coplandılar, biber gazı yediler ama yılmadılar, tek yumruk oldular; yağmur, çamur, soğuk, sıcak demeden kanyonu beklediler ve şirketi kanyona sokmadılar. Köylülerin kararlılığına, kendiliğinden birlik oluşuna ve kadınların direnişteki öncülüğüne herkes hayran kaldı. Bu dönemde Ahmetler’in kazandığı sempati onları bir anda HES’lerin simgesi yaptı.

DEVLET MAKAMLARINDAN BEKLEDİĞİMİZ İLGİYİ GÖREMEDİK

Üzgünüm ama söylemek zorundayım; devlet makamlarından hiç destek alamadık. DSI mühendisleri, “bu projedeki yanlışları düzeltin” dediğimizde; “projede yanlışlık bile olsa arkadaşlarımız imza atmış” mantığıyla yaklaştı. Oysa bir sürü yanlış vardı. Olayların tırmandığı, köylülerin kurşunlandığı günlerde sayın Valimizden ve askeri makamlardan randevu alamadık. Üstelik siyasi baskılar var mıydı bilemiyoruz ama hiç gereği yokken “bu olay siyasileşti” diyerek köylünün haklılığını görmezden gelmek istediler. Bu masum mücadeleyi itibarsızlaştırmaya çalışanlara karşı her alanda yüksek sesle itiraz ettik.

Kanyonda köylüyü sadece askerler yalnız bırakmadı; onlarla uzun süre birlikte kaldık. Olaylar büyüyünce kaymakam kanyona geldi. DSI bölge müdürlüğü mühendisleriyle yapılan toplantıda daha çok köylüleri ikna etmeye çalıştılar.

Daha sonra bakanlık temsilcisi olarak üst düzey bir daire başkanı kanyonu gördü, köylüleri dinledi; ama ilk defa devletin Ahmetler’i ciddiye aldığını gördük. Kanyonu ziyarete gelen herkes “buraya HES yapılırsa yazık olur” demekten çekinmedi.

Jandarma, başlangıçta şirkete çok yakın davranarak büyük hata yapmıştı sonradan bunu düzelterek adeta köylüden özür diledi.

MEDAYADAN VE KAMUOYUNDAN BÜYÜK DESTEK ALDIK

Mahkemeler davamızı reddedince elimiz kolumuz bağlanmıştı. Haklıydık ama başlangıçta elimizde hiçbir şeyimiz yoktu. Sonra köylülerin direnci ve kamuoyu desteği en büyük gücümüz oldu. Görsel ve yazılı basının büyük desteğini gördük. Ahmetler ve Kanyonu uzun süre gündemden düşmedi. CNN Türk TV kanyona canlı yayın aracını gönderip canlı yayın yaptı. Belki de kırılma noktamız o gündü.

Bütün siyasi parti temsilcileri, yerel belediyeler, belediye başkanları ve geniş bir sivil toplum desteği yanımızdaydı.

HAYALİ SUYLA HES YAPMAYA KALKTILAR

Yılmadık, köylü kanyonda beklerken bizler de dışarıda hak arama yollarına düştük. Bilim adamlarının, yargıçların, uzmanların diyecekleri olacağını hesapladık. Önce İstanbul Üniversitesinden değerli Profesör Doğan KANTARCI kanyonu inceledi. Hazırladığı rapor büyük yankı yaptı. Ama bu sırada bizi en çok şaşırtan projedeki büyük usulsüzlüktü. Çünkü şirket, yıllık su akışı çok düşük olan kanyondaki suyu yüksek göstermek için dosyaya yüksek akış ortalaması olan Gazipaşadaki Bıçkı Çayının değerlerini kanyondaki HES dosyasına eklemişti. Basın bu konuyu “Kanyonda Rapor Usulsüzlüğü” ve “Hayali Suyla HES Yapmaya Kalktılar” şeklinde duyurdu. Bu sahteciliğe yaptığımız itiraz reddedilse de idarenin konuya bakışıyla ilgili önemli bir ip ucu bulmuştuk ve vicdani bir güç daha kazanmıştık.

Kanyonu kurtarmak için şimdi hukukun desteğine ihtiyacımız vardı.  Çünkü itirazımız reddedilse de bir yargıç gözüyle bakılması için her yolu denedik. Hukukun da söyleyecek sözü olmalıydı.

KÖYLÜLER DEDEKTİF GİBİ İZ SÜRDÜ

Proje duyurusunun Manavgat’taki ilanını kaçırmıştık; ama karşı kıyımızdaki köy Akseki’ye bağlıydı; düşündük, Akseki’de duyuru yapılmamış olabilirdi. Nitekim bunu kanıtlayıp Güçlüköy adına zor da olsa bir dava açtırdık. Mahkeme davayı kabul edince umutlanmıştık. Mahkeme son iptal kararını verdiği zaman bu çabamızı öne çıkaran medya; “Köylüler Dedektif Gibi İz Sürdü, Ahmetler Kanyonu HES Projesi durduruldu”, “Köylünün Fendi Şirketi Yendi” şeklinde başlık attı.

ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme Raporu) GEREKLİDİR

Kanyon dosyasına ilk kez yargıç eli değmişti. Bu el, projenin gidişini etkiledi. Mahkeme, bilirkişilerin kanyonu inceleyip rapor vermesini istedi. Hacettepe ve Ankara Üniversitelerinden gelen 5 kişilik bilirkişi heyeti kanyonu inceleyip kanyonun ve köylünün ne ölçüde etkileneceğine dair önemli bir rapor verdi. Mahkeme de bilirkişi raporundaki gerçekler ışığında kararını verdi. “Valiliğin böyle bir kanyona “ÇED gerekli değildir” kararı vererek HES izni vermesini uygun bularak “ÇED gereklidir” dedi ve idarenin bu kararını iptal etti.

Böylece uzmanların, bilirkişilerin, bilim adamlarının kanyonu görmesi düşündüğümüz gibi yolumuzu açtı. Geldiğimiz noktada; geçtiğimiz yılki olayların yanında bir dünya mirası kanyonun kurtarılması için maddi ve manevi desteği olan herkesin payı var. Zaten her aşamada “Ahmetlerliler bu kanyonu sadece kendi çocukları için değil bütün gelecek kuşaklara miras kalması gereken bir doğal zenginliği korumak için herkes için bekliyor” demiştik. Bu sonuca ulaşmada katkısı olan herkese gelecek kuşaklar adına teşekkür ediyoruz.

Şimdi bu kararla elbette proje iptal edilmedi; ancak şu an için proje yaralandı ve uygulanması oldukça zorlaştı. Şirketin elini kolunu sallayarak kanyona gelmesi yargı kararıyla durdurulmuş oldu. Ayrıca burada HES yapılabilmesi için yeni ve uzun bir yol başlıyor.

ŞİRKET, BU SEVDADAN VAZGEÇMELİ

Şirketin yerinde olsam Ahmetler’e gelerek köylüleri kutlar, onlardan özür dileyerek bu projeden gönüllü olarak vazgeçtiğimi açıklardım. Sanmıyorum ama hukuka, bilim adamlarına, bilirkişilere ve köylülerin haklı direncine bakarak böyle bir karar alması belki Türkiye’ye örnek olurdu. İlgililer bu çağrımızı duyarlarsa Ahmetler, yine de onları konuk edecektir. Çok küçük bir enerji elde etmek için yılda 3-4 ay çalışması planlanan bir projenin yıllarca sürecek sorunları ve uzun bir mahkeme sürecini göze almadan bu projeyi iptal etmek en kestirme yol olabilir. 

Aksi halde artık bu projenin işlerlik kazanması zor. Her şeyden önce kanyondaki HES nöbeti sonsuza kadar devam ediyor. Sonra mahkemenin verdiği iptal kararıyla birlikte; bu kadar açık ve net bilirkişi raporları ortadayken bir başkasının gelip buraya ÇED raporu vermesi mümkün müdür? Bu projeyi bu şekliyle yargının da uygun bulmayarak sahip çıktığını düşünürsek bundan sonra da aynı kararı vermesi mümkündür.

Ayrıca yeni alınacak ÇED Raporu için birilerinin gelip köylüyü bilgilendirmesi ve ikna etmesi de gerekiyor. Sizce Ahmetlerliler’i bu konuda kim ikna edebilir?

 

***

MAHKEME KARARI BASINDA YANKI BULDU

“ÇED gerekli değildir” kararının mahkeme tarafından iptal edilmesi basında çok büyük ilgi gördü.  Onlarca internet medyası yanında “AKDENİZ BEYAZ, AKDENİZ GERÇEK, AKDENİZ'DE YENİ YÜZYYIL, ANTALYA EKSPRES, ANTALYA GÜNDEM, ANTALYA SON HABER, AYDINLIK, AYYILDIZ TOROS, BİRGÜN, BİRGÜN PAZAR, CUMHURİYET, GÜNLÜK EVRENSEL, HİLAL, HÜRSES ANTALYA, MANAVGAT KÖPRÜ, ÖZGÜR GÜNDEM, POSTA, SAHİL GAZETESİ, TİGRİS HABER, VATAN…” gazeteleri, mahkemenin iptal kararını ilk sayfadan verdi.

Bu gazetelerdeki haberleri okumak için buraya tıklayın.