You are here:
AHMETLER'İN AYHAN HOCASI PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 21 Mart 2015 00:13

Mehmet KOCAAKÇA

HES mücadelesinin gazisi, herkesin dostu, köyümüzün Ayhan Hocası…

Ahmetler’in renkli simalarından birisidir o. Dünya tiyatro ise eğer o sahnede göründüğü gibi olandır. Doğal halinde, gülümseme gözlerinde, emeği ellerinde, tatlı sözler dilinde ve sevgisi yüreğinde yaşayandır. Yaramazlık çocuk ruhunda, çalışkan, içten, dürüst, şakacı, özü, sözü bir güvenilir insandır.

Haylazlıklarıyla sınırsız yollar açan, şakalarıyla kahkahalar attıran, duygusallığı da dem tutan, güldüren, düşündüren ve gülümseten can içinde candır. Yardımlaşan, paylaşan, eli bol, gönlü geniş, hoş sohbetlerin diyarıdır. Yokluk ve yoksulluğa inat, emek ve alın terinin gururunu yansıtandır. Hayallerinin peşinden giden, olmaz işlerler de didişen maceracıdır.

Sevgiyle yoğrulan, saygıyla kavrulan yedisinden yetmişine herkesle geçinen parlayan altındır. Kötülük düşünmeyen, selamını esirgemeyen yangın esen rüzgârdır. Kendi dünyasında, kimsenin akında ya da karasında olmayan, üçe beşe bakmayan insanlar için yamandır. Pamuk tarlasında amelelik yaparken, ağaç kesiminde tomrukları soyarken, üzüm bağında çapa çapalarken, dağın eteklerinde arının yanında yatarken emeğin renk renk işlenen anlamlı nakışlarıdır.

Bir bakarsın minareden ezan okuyan, bir bakarsın pazarda üzüm satan, bir de bakarsın Ahmetler kanyonunda HES direnişinin ateşinde nöbet tutan adam gibi adamdır. Kanyondaki zor günlerde çekim yapan televizyoncuya; “Kanyonda akan suyu bardak bardak dünya ile paylaşırız; fakat HES’e bir damla suyu vermeyiz” diyen yürekli adamın haykırışıdır.

Gazan Göbet’te yüzerken, Kızılbük’te karpuz ekerken ve Kuyunun Alanı’nda, Çıkılan Taş’ta, Güğlen dağında gezerken anılar yumağıdır. Gün kırığıdır, yağmur damlasıdır, güller açmasıdır, suların akışıdır ve savrulup giden hayatın doğallığıdır. Eylemde ve söylemde koruyan, gözeten, saklayan, sığınılan karlı dağlardır. Zekâsını hayata yansıtır, çözüme ulaşırken işin kolayına kaçmadan doğrudan yanadır. Sofrası serlidir, çayı demlidir, ekmeği yenilir, suyu içilir, vefalı, açılan kapıdır.

Düşersen elinden tutar, kaldırır; kırılırsan gönlünü alır. Yaşama bakışı her daim iyimserdir, iş yaparken canı tezdir. Konuşurken neşelidir, ama haksızlığa karşı duran isyandır. Söylenenden yüksünmez, olacaktan çekinmez, yapılacaktan erinmez, darılmaz ve kırılmaz zamanın sevecen harmanıdır. Kendi aile ateşinde, köy içinde duyarlıdır. İyi günde kötü günde, acıda, sevinçte yanı başındadır. Halden anlar, arar, sorar hatırnazdır.

Olduğu yerde durmayan, ele avuca sığmayan, gecesini gündüzüne katan ve de hayata meydan okuyandır. Yol arkadaşlığına paha biçilmez, geride bırakıp gitmez, kötü laf söyletmez, görünmeyen ve bilinmeyen gizli sırdaşınızdır. Arkadaşına, dostuna, akrabasına ve çocuklarına yanardağın hasretli ateşinde babadır. Eşi Münevver’e, kızı Hatice’ye, oğulları Murat’ına, Volkan’ına her şeyini veren, kol kanat geren kartaldır. Sevgi selleri taşır, bahar çiçekleri tutar ve gün gibi sıcaktır insana. Çocuklarına arkadaş, yoldaş ve sırdaş olan, gizli gölgeli güneştir etraflarında. Deli Ahmet’in oğlu, Ayhan Demir; yani namıyla o Ahmetler’in Ayhan Hocası’dır.

Ahmetler’de gençlik ateşindeyken, yaramazlıklarından dolayı her taşın altından çıkan bizim Ayhan ağabeyimizdir o. Yaşadığı maceralı hayat yolculuğu sığmaz roman sayfalarına. Muhabbetine doyum yoktur dostlar sofrasında. Gülen yüzüyle ve çiçekler açan sevgisiyle insanların gönül tahtındadır. Güzel duygularını yaşamın akışında taçlandırırken, toprağının ve insani değerlerin renklerini yansıtıyor. Hepimizin sevdiği haylaz ve neşeli çocuk ruhumuzu Ahmetler’de yaşatıyor.

Her adımızda yan yanadır ve her anımızda yana yanadır.

Yolun ve bahtın, sevdiklerinle birlikte, yaşadıkça açık olsun Ayhan abi…