You are here:
HACILAR GELİR HACCINDAN PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 09 Mayıs 2015 21:51

Hacılar gelir hac'cından
Yükler ağlaşır bac'cından
Viran bekler sefil baykuş
Bir hayırsızın yüzünden

Çoğu zaman bir dörtlük, anlatılamayan kelimeleri acıları, sevinçleri, gurbeti, hasreti, yoksulluğu, yalnızlığı kolayca anlatıverir.

Yukarıdaki dörtlükte dini vecibelerini yerine getirmek, iç dünyalarındaki eksikleri tamamlamak, gurbetten dönüş ve arzulanan hedefe varma anlatılmaktadır.

Eskiden, buğday, arpa, nohut gibi ürünlerin bir yerden başka bir yere taşınması deve, at, katır ve eşeklerle yapılırdı. Tabi bu işi hayvanlarla yapanlarla sorumlular taşıma güvenliğini de sağlamakla yükümlü olurlardı. Taşıma ücreti olarak kişiler veya devlet görevlileri para istemezler, taşınan ürünün bir kısmını ayırıp alıkoyarlardı. Buna bir anlamda “ayrılış, beraberlikten kopma” anlamına da gelen "bac"(vergi) adı verilirdi. Burada hububatların bile ayrılıktan ağladığı anlatılmaktadır.

Bilindiği gibi baykuş, terk edilmiş yıkılmaya yüz tutmuş viran mekan yerleri kendine mesken tutar. Özellikle akşamları alaca karanlıkta viran bir evin bacasında görünüşü ve ötüşü gurbeti özlemi çağrıştırır hüzünlüdür. Fakat baykuşun hüzünlü ve doğal olan ötüşü özlemi, gurbeti çağrıştırması artık günümüz teknolojisi ile bir anlam ifade etmiyor.

Teknolojik gelişmelerle dünya küçüldükçe küçülüyor. Bunların başında  bilgisayar başında bir tıklama ile haberleşme ve facebook gibi sosyal medya paylaşım siteleri geliyor. Artık kimler sılada kimler gurbette, kimler özlem çeker, kim kime mektup yazar ki... Baykuşun bacada ötmesi kimin umurunda. İnsanlar bir makineye mahkum kafalarını sokup saatlerce dünyanın öbür ucundaki insanlarla konuşup sohbet ediyor. Hatta çevresinde hiç arkadaşı yok kimse ile arkadaş da olmak istemiyor çünkü ona yalancı bir makine yalandan arkadaşlar sunmuş. Tabii olarak bu durum insanların yalan söylemeye alışmasına da yol açıyor. Çünkü sosyal medyada sohbet edenler karşıdaki kişinin mimiklerini göremedikleri için her iki taraf da karşıdakine yalan söyleyebiliyor. Vahim olan ise her iki taraf da karşıdaki yalana inanıyor. Sosyal medyada buluşacağına orada paylaşacağına bir masada bir sofrada buluşup derdini, neşeni paylaşıp iki bardak çay paylaşamaz mısın be gurban?

İlla da sosyal medya, paylaşan paylaşana… Aslında hiçbir şey paylaşmadığının da galiba farkında. Binlerce arkadaşı var dünya ile her şeyi paylaşıyor ama aslında koskocaman şehirde tek başına yapayalnız.

Yalan dünya kavramı, yalan medya kavramına dönüşmüş durumda. Ah yalan dünya değil, ah yalan medya! :)

Bilgisayar bir robot ise ileride insanlar bilgisayarları ile evlenecekler belki de,

Yani, şöyle mesela...

- Aloo, ben bir robot sipariş edecektim evlenmek için!

- Evet, buyurun efendim..

- Sarışın olsun, 19 (GB) cigabayt, 25 REM, her sabah beni “günaydın” diye uyandırsın, ona bağırıp çağırabileyim, gıkını çıkarmasın, bütün hıncımı ondan alabileyim, dövsem bile ses çıkarmasın, çenesi düşük olmasın, adı da Fadime olsun… :)

- Efendim Fadime ismine çok talep var başka isim olsa olmaz mı?

-Hayır efendim, ben Fadimemden vazgeçmem, illaki de Fadime.

Böyle giderse olur mu olur… :)