You are here:
BİR MARS MASALI PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 11 Mayıs 2015 19:04

Mehmet ARSLAN

Yıl, 1973 - 1976

Yer; yedi kocadan arta kalan ihtiyar bakire, namı diğer İstanbul = Bizantinapolis = İslambol = Konstantiniyye = Doğu Roma = Yedi Tepeli Şehir… Bu şehri İstanbul’da ne hikayeler yaşanır, bir sengine yekpare acem mülkü fedadır, taşı toprağı altındır, Frenklerin zihninde Türklere bırakılmayacak kadar değerli, kutsal ve zengindir.

Boğazın incisinde bir tabutta 4 kişiyiz. Erzurum İspirli Recep, yetimhaneden İsa ile kardeşi Musa ve ben. Mekanımız Küçükyal ı- İdealtepe Plajı, ilerisi meşhur Süreyya plajı, yan yanalar. Denize paralel tren yolu, tren yolunun altında plajlar, villalar, üst tarafında bahçeler binalar. İstasyonunda kalıcı bekar Yusuf Abi’nin büfesi, yanında Turan Abi’nin marul, maydanoz, soğan ve havuç tarlası ile iki baş ineği ve iki katlı evi var.

İsa ile Musa yaz-kış inşaatlarda boya-badana işleri yaparlar, istasyonun kenarında çalıştıkları inşaattan kalan elektrik, su ve tuvaleti yok 4 m2’lik şantiye kulübede yaşarlar.

Yazları Recep’le ben Kobra Mustafa Konstantin’in İdealtepe plajında çalışıyoruz, kış gelince Recep Plajı bekçisi olarak ben açığa çıkıp  yetimlere sığınarak boya-badana işçiliğine başlıyorum, … geçinip gidiyoruz.

Bu arada bendeniz doğru dürüst okula da devam edemiyorum ama maşallah şiir defteri gibi not tutan kız arkadaşlarımdan notları birkaç günlüğüne alıp takıntısız geçiyorum. Bunu çok kitap okumaya borçluyum.

En dikkat ettiğimiz şey, sabah kahvaltıları, kahvaltı bizim hayat suyumuz. Bakkal Yusuf Abi’den aldığımız erzak standart; ekmek-yumurta-peynir-reçel, arasıra da Eti pesküvit. Alış verişi sıraya koyduk, her sabah ayrı birimiz Yusuf Abi’ye gidiyoruz. Ben okuduğum için Yusuf Abi bana torpil geçiyor, fazladan salam-pastırma da kesip veriyor; sonra da kara kaplı deftere de yazıyor babam yazıyor. Yeşilliklerimiz Turan Abi’nin bahçeden. En çok da havuçları yiyoruz, kütür kütür... Arasıra Turan Abi, ineklerden süt de getirip kenarından kıyısından bizimle kahvaltı ediyor. Böyle bir günde Turan Abinin; “Ya çocuklar benim havuçların yaprağı çok kökleri yok, köstebek mi yer bunları, pazara çıkamıyom, işler bombok” demesiyle donakaldık, suçüstü yakalandık. Biz çaresizlikten bir şeytanlık yapmıştık; Turan Abi’nin tarlayı öyle sıyırıyoruz ki, baktık tarla keloğlanın başına dönecek, havuçların kökünü sepete/midemize, saçını sakalını söktüğümüz deliğe çakmış, görüntüyü kurtarmıştık.

Misafirlerimiz gidince konsülü topladık, gündemimiz çok karanlıktı;  Turan Abi’nin emeğini çaldık, Yusuf Abi’nin tüm kredisini kullandık, bizler artık borç batağında parazit emperyalistlerdik, bu yükün altından nasıl kalkardık?

Konsül kararını verdi; Yusuf Abi’yle halleşmek bana düştü, Turan Abi’ye gelince herkes büzüştü.(?!) Ben bütün enerjimi toplayıp, en masum halimle Yusuf Abi’nin huzuruna dikildim, inim inim döküldüm… Dedi ki; “Bak oğul, benim çocuğum yok, sizler benim çocuklarımsınız, siz varsanız ben de varım, iki metre kefen değil mi mezarım, hakkım varsa helal olsun derim, al şu gazozu iç, fazla konuşma, oku memlekete faydalı ol …”

***

Yıl 1987, İstanbul-Yalova-Çınarcık-Bursa yolundayım. Çınarcık’ta bir apart otelin bahçesinde bir adam çiçekleri sulamakta. Aha, bu Yusuf Abi yaaa, gacırt diye duruyorum, dalıyorum bahçeye. Öp koklaş, sarıl sarmalaş, çaylar, hatıralar, hal hatır sormalar, param var abi, borcumu ödemem demeler, bana çekilen ittirnameler. Vay be Yusuf Abi ne günler, şimdilerde var mıdır böyleler?

Turan Abiye gelince; Recep’in Abisi Prof. Solak Şevket vardı, bu adam sol eliyle fırlattığı terlikle hedefi  tam isabet ederdi. Sonraları; “Ulan Memed senin bana aşıladığın okuma hastalığı gözümü açtı, kızım okudu hayatını kurtardı, şu anda Türkiye’nin en büyük nedyasının başında…” dedi. Kobra Mustafa’nın kardeşi güvenli insandı. Günlerden bir gün toplu kahvaltı verdi, Turan Abiyi de davet etti, ağzı çok güzel ve özel laf yapardı. Turan Abiyi evirdi çevirdi, ağlayacak seviyeye getirdi, öptü öpüştürdü helalleştirdi.

Masal da burda bitti çocuklar.

Sağ olsunlar, yeni nesillere yol olsunlar.

Erdem; zorluk ve sıkıntılardan süzülen iyilik halidir dostlar.