You are here:
İNSANİ GELİŞİM EDNDEKSİNE DAYALI BİR SEÇİM MASALI PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 30 Mayıs 2015 22:34

Mehmet ARSLAN

Maho Ağa, Bilo, Kibar Feyzo;1978 Atıf Yilmaz Mahyali

Tarihler; Haziran.1990 ve Haziran.1992.

Bursa Mali Müşavirler Odası seçimleri. Meslekte Dayanışma ve Çağdaş Gruplar karşı karşıya. Haziran 1990, ilk seçimimiz olacak. Geçici Kurul Başkanı Meslekte Dayanışma’dan Adalet Partisi (S. DEMİREL) geleneğinden Tuncer ERGEN arkadaşımız, meslek için çok çalıştı, hazırlıklı ve tanınıyor. Seçimi almasına garanti gözüyle bakılıyor. Bizler Çağdaş Grubuz; merkez sağdan sol’un her türlü çeşidini içimizde barındırıyoruz.

Adayımız C.H.P.’li M. Şahin GENÇAL. Bu kadar çeşitlilik olunca, hır gür hiç eksik olmuyor, tartışmalar uzayıp gidiyor, yol alamıyoruz. Bendeniz Bürokrasiden ışık hızıyla sivile taptaze çıkmış romantik/(es…dur) ormantik ve ekolojik tekil kişiyim. Hala anlamış değilim; arkadaşlar beni gözlerine kestirmişler; oybirliğiyle Çağdaş Grubun seçim Komitesi Başkanı seçtiler. Seçim Komitesi Başkanlığını yaptığım 1990 ve 1992 yıllarındaki ilk Oda seçimlerinin ikisini de biz kazandık. Komitenin katip üyesi Mesut TOPÇU daha sonra Bursa Mali Müşavirler Odası Başkanı oldu, ben bir baltaya sap olamadım, seçimlerde aldığım oyları oturup sayamadığım gibi hep surların dışında kaldım.(?)

Anlayamadınız, alaşılmaz, anlatayım!

İnsani Gelişme Endeksi/katsayısı (İGE) alçak olan toplumlarda; “çoğunluk genellikle yanlış karar verir, yöneticiler de genellikle doğru atama yapmazlar” inancında olan bir aykırıyım, bunu da yüksek sesle haykırırım. 2013 ölçümlerine göre 187 ülke arasında İGE’miz 69.sıra, geçelim, sandıktan demokrasi çıkar diyelim, demeyelim!?

Şu noktanın altını çizelim; niteliksiz çoğunluk mu, nitelikli azınlık mı?

Çevirelim; balık tutmasını bilen mi, yoksa hazır lokma yiyen mi?

Toparlayalım; bilgiyle üreten mi, üretmeden hazıra konup tüketen mi?

Ön seçim, demokrasi oyuncağının on (evamiri aşere) şartından en ön şartı; 1992 seçimlerinde halkımızın terveccühü ve mahalle baskısı sonucu beni Yönetim Kurulu aday adayı yazdılar önseçime girdik. Seçim kurallarını yazdık, çizdik, sandık kurullarını oluşturup seçmen kütüklerini ve oy pusulalarını hazırladık, kutsal seçim sandığını halkımızın önüne “gizli oy açık sayım?” koyduk. Devlet sırrı ( o da ne ise?)  ile kişinin mahremi dışında gizlilik mi olur? Neden, niçin  gizleniyoruz ki, gizlediğimizi sandığımız şey sayımda kabak gibi ortaya çıkmıyor mu? Açık sayımla gizlilik açığa çıktı. Seçimde bana/ben bir oy verdiler, tavşan? kullananlar rekor kırdılar.

Bursa-Altıparmak’ta o zaman Akademi binası olan mekanda yapıyoruz seçimi; binanın volta koridorunda Üniversiteden Doğan ŞENYÜZ, İbrahim LAZOL, Adem ÇABUK, İlker PARASIZ ve  birkaç daha öğretim üyesi arkadaşla konuşuyoruz. Komitenin katip üyesi Mesut TOPÇU da var aramızda. Yönetim kuruluna seçilenlerden biri (Gali Sar) heyacanla geçmiş karşıma gülücükler saçarak; “Mehmet Abi oyumu sana verdim” deyip sırıtıyor. Güğlen dağının başından bakar gibi bir MarslaN bakışı attım, adam oralı değil;  “verdim de verdim, men seni çok severim” deyip Kuyruk Sallayan misali ötüyor, gamzeciklerinde masumiyet bitiyor. “…tir git lan, ben kime verdim o zaman” deyip atıyorum narayı. Olayı bilen Mesut TOPÇU kan kırmızı olmuş yerlerde sürünmekte, basıyor kahkahayı, arkadaşlar anca anlıyorlar püsküllü yalaka yalanı ? 

Yıl 1978 ; Atıf YILMAZ Maho Ağa.

Kadronun güzelliğine bakın, seyretmeyenlere bile hoş gelir.

Kibar Feyzo : Kemal SUNAL (Halk Adamı/Köyün Saf Delisi)

Müjde AR    : Gülo (Gönüllerin Sevgilis)

Adile NAŞİT: Sakine Kadın (Köyün Adalet Anası)

Şener ŞEN : Maho Ağa (Köyün Hakimi Mutlakı)

İlyas SALMAN : Bilo (Maho Ağanın Kulu Kölesi, uğrunda yalayıp, yıkayıp ölesi)

İhsan YÜCE : Hacı Hüso

Erdal ÖZYAĞCILAR : Zülfo.

Bilirsiniz, Maho Ağa seçimde adaylığını koyar. Kulu kölesi baş dalkavuk yalakası Bilo; salya sümük ısrarla “oyumu sana verdim ağam” der yakarır, hokkabaz taklalar atar. Gizli oy açık sayımda, eşyanın tabiatına aykırı olarak Maho Ağa’ya tek oy çıkmıştır. (Bu başarı Yönetmen Atıf YILMAZ’a aittir.) İnsani Gelişmişlik Endeksi düşük birey olmamış toplumlarda seçim/sandık kolay yenilir yutulur bir cici demokrasi oyunu, bir masaldır. Bu masaldan hak-adalet-özgürlük-eşitlik çıkarmak kupkuru bir hayaldir. Gerekçesi taaa 2500 yıl önce yaşayan Sokrates (Devlet’te) vardır.  Doğrulamak için tarihe bakmak yeterlidir. Yöneticilerce (Krallar, Sultanlar, Diktatörler v.s.) “sürü” diye addedilen/ yönetilen İGE’siz çoğunluğun seçim sonuçları ortadadır ve tarihsel süreçte genellikle yanlış kararlar vermişlerdir.

Maho Ağa’yı bana son günlerde çokca parlatılan Selahattin DEMİRTAŞ hatırlattı. Bu çocuk karikatüristlerle toplu gazoz açılışı yaptı, esprili, havayı yumuşatıyor, etrafa gülücükler saçıyor, bunlar iyi, parlatılması soru işareti? Eniştem beni niye öptü?

Reklamları bilirsiniz;  pazarladıkları reklam meta’sı ile birlikte üstüne bir de para verecekler algısı yaratma sanatıdır reklam/kandıraç. Önce Ermeni Soykırımı ve seçime doğru Selahattin EYYUBİ’nin torunu Demirtaş parlatılıyor. Cümleyi şöyle evirebiliriz; “Anadolu/Türkiye ve Kürtler Selahahattin’e bırakılmayacak kadar hayatidir.” Bu konular  iki yüz yıldır emperyalizmin gündeminde ve hayalleridir. Kişilikler, bilerek veya bilmeyerek kullanılır, kullanım süresi dolanlar tarihin çöplüğüne itilir. Bunu en iyi efendiler bilir, bazı çocuklar devşirilir parlatılır, strateji bu, böylelikle hedefe varılır? Kalenin içerden fethi!

Konuyu dağıttık. Bana kendi verdiğim bir oyum çıktı ya; ben de sandığa küsüp (!) o seçimden sonra bir daha mevcut malzemeyle sandıktan korkup seçimlere katılmadım, kendim ettim kendim buldum, gül gibi sararıp soldum.

Tavşan dedim ya, karanlıkta kaldı, bu bizim bildiğimiz ön ayakları arka ayaklarının yarısı kadar olan kocakulak ekollojik tavşanlar değil, siyaset tavşanları, yani iki ayaklı çakma adaylar.  Kaynağı bireysel sporlar, daha çok atletizm, hedefe/amaca ulaşmak için her yol mübah/geçerli, bana ters...? Uluslararası yarışmalarda 8 milyarın gözü önünde naklen canlı canlı kullanılıyor tavşanlık, tavşana yapılan bu kötülüğe benden başka terso çıkan yok. Tavşan/çakma atlet, kulu olduğu hasso ağasının yarışı kazanması için; hız sınırlarını aşıp, yarışanları hataya sürükleyerek alavere dalaverelerle bir strateji ve taktik dahilinde verilen görevi tamamlayıp parkur dışına çıkıyor. Amaç yarış değil, gerçek ve hak eden yarışmacıları yanıltarak başarısız kılmak. İşlevi hile hurda. Seçimlerde; 5 kişi yönetime seçilecekse, listeye enaz 5 kişi yazılacak diyelim. İki tane tavşan/çakma aday kullanan birisi, oy pusulasına iki tavşan yazdığı/yazdırdığı zaman sonuç ne olur, varın düşünün...

Gençlere önemsediğim duyuru; Gelecek bilgi-bilişim-teknoloji çağı olacak. Toprak/Tarım ve Su; barındırıp, besleyip bakacak. Bilgi ve bilişim teknolojisi toplumları gezegenimize hakim olup yön verip yönetecek. Köylerimizin Ziraat ve Orman Mühendisleri, Veteriner Hekim ve Doktorlarla Bilişim-Teknoloji Mühendislerine ve Felsefecilere, Hukukculara ihtiyaçları var, geleceği daha çok bunlar kuracak, insanlığa yön verecekler.

“Adalet Herkese Gerek" diyek !

Adaletin bumu dünya diye bitirek ?

~ 2 ~