You are here:
OĞUZLAR / TÜRKMENLER / OSMANLILAR / SÜLEYMAN ŞAH VE MOĞOLLAR PDF Yazdır E-posta
Salı, 01 Aralık 2015 23:41

Mehmet ARSLAN

Anadolu 11.YY.dan itibaren OĞUZLAR’ın (Türkmenlerin) akınına uğradı.

Cengiz HAN’ın Mareşal’i MÖNGKE/Mengü-Büyük Han, Saint Lois’ye mektubunda; “Gökte, bir tek ebedi Tanrı vardır ve yeryüzünde bir tek hakim, Cengiz HAN […] Tüm Dünya mutluluk ve  barış içinde birleşecektir” (Temuçin-Cengiz-Çingis-Okyanus-1167-1227)[1]

1219 Moğol akınlarıyla 5-8.YY’dan beri yurt edindikleri Hazarın Güneyi/Güney Türkistan- Horasandan yola çıkan Oğuzlar’ın konar-göçer Türkmenleri oba oba, oymak oymak Güney ve Batı Anadolu’ya sığınıp Selçukludan ve Osmanlı’dan önce yurt tutup Selçuk ve Osman’ın uc/UÇ  bölgelerinin güvenceleri olurlar.

Bizans/Doğu Roma’nın Anadolu’yu yönetemediği bu dönemde; Güney ve Batı Anadolu, Doğuya göre boş,insansız ve yoksuldur. Hedefleri ekonomi belirler ;  Büyük (1040-1157) Selçuklu  varsıl olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile meşgul olurken konar göçerler yerleşikliğe (Yatuklara) uyum sağlayamadıklarından Büyük Selçuklu tarafından Türkistan-Horasan’dan bu boş bölgelere gitmeleri için teşvik edilirler ve hatta  ötelenirler.[2]  Anadolu Fatihi Kutalmış Oğlu Süleyman ŞAH ;Babası KUTALMIŞ’ın ALPARSLAN karşısında yenilerek ölmesi üzerine Türkistan’dan Anadolu’ya geçip  Anadolu (Rum-Rumi/Roma) Selçuklu Devletini kurar.(1075-1086) İlber ORTAYLI hocamız; “Anadolu’da Türk hâkimiyeti hakkıyla kendisinin eseridir.”[3] der.

Kamuoyunu aylarca oyalayan Süleyman ŞAH türbesi KutalmışOğlu’nundur. Osman’lının atası olduğu söylemi yalan ötesi, Kronolojik(tarihsel) olarak sınırdışı , Kaf Dağı’nın arkası bir söylemdir. Prof. Dr. Ali SEVİM; Anadolu Fatihi KutalmışOğlu Süleman ŞAH’ı en ayrıntılı araştıranlardandır, okunur.[4]

Çağdaş Dedem KORKUT Faruk SÜMER ömrünü adadığı Oğuzlar (Türkmenler) için bakınız neler söyler;

“Bize göre, şimdi Oğuz tipini en fazla Batı ve Güney Anadolu’da Yörük adı verilen topluluklar temsil etmektedir.”(a.g.e.sy.6)

Tarihçilerin Kutbu, Hocaların Hocası Halil İNALCIK da aynı kanıdadır.

Ve devam eder Çağdaş DEDEMKORKUT; “Oğuz (Türkmen) asıllı Osmanlı hanedanının Anadolu’da yaptığı iş, Bursa’dan Boğaziçi’ne kadar olan Marmara bölgesini fethetmesidir. Osmanlı Hânedanı tarih sahnesine çıktığı zaman Anadolu’daki Türk cemiyeti çoktan her şeye sahip bir topluluk haline yükselmişti. Bu hânedan Türk cemiyetinin başına geçince orada her şeyi hazır buldu.” (a.g.e.sy.11)der ve zamanın DoğuAnadolu halk deyişini nakleder.

“Şalvarı şaltak Osmanlı,

Eğeri kaltak Osmanlı,

Ekende yok biçende yok,

Yemede ortak Osmanlı”

Osmanoğulları=Osmanlılar=Devlet-i Aliyye-Yi Osmaniye/Yüce Osmanlı Devleti; Avusturya Macaristan’da Habsburg, Rusyada Romanoflar ve Anadolu’da Osmanlı Hanedanlığı (Ailesi) Monarşik yönetimleri, Ortaçağ’ın en belirgin özelliği.

Osmanlı’nın  tarih (1302) öncesi tüm yönleriyle tarihçiler arasında tartışma konusudur ve belirsizdir. Osmanlılar hakkında 1302 öncesine dair henüz sağlıklı kaynak elde edilememiştir. Osman BEY’in babası Ertuğrul “Osman ibn Ertuğrul”)[5] ‘un babası Süleyman (ŞAH ?)  hakkında rivayetler dışında net ve inandırıcı kaynaklar da bulunmuş değildir. Ahmetler’de tarih nasıl “T” ile başlarsa meçhul öğrencinin deyimiyle “Osmanlı tarihi (Osman) ile başlar.”[6] Osmanlı tarih yazımı/kaynakları 1420 tarihinden sonra II.Murad ile başlamış ve Osmanlıyı Nuh Peygambere kadar götüren masalsı öyküler zincirleri  oluşturulmuştur.

“XVI.ve xvııı.yüzyıllarda çoğu Türk aslından olmayan Osmanlı müellifleri[7], Anadolu Türkleri’ne  ve bilhassa köylülere Etrâk-i bi-idrâk (akılsız Türkler)[8] demişlerdir. Fakat bu müellifler ve bütün Osmanlı idarecileri, Anadolu Türkleri’nin devletin asıl dayanağını teşkil ettiklerini idrâk edememişlerdir. Böylece Türk cemiyetine zaaf gelince Osmanlı Devleti de kudretini kaybetti.”

Faruk SÜMER hocanın değindiği gibi bazı Osmanlı bürokrasisi, uleması, şairi ve hocalarının Türk için kullandığı ; Türk-ü sütürk (azgın Türk), Etrakı bi idrak (İdraksiz, akılsız Türkler), Türk bed lika (çirkin yüzlü Türk), Nadan Türk (çirkin yüzlü Türk), Eşirra- Etrük (şerli, çok kötü Türkler), Etrak-i nâ pak (pis, murdar Türkler), Etrak-i bi akl u din, cemaat-ı kallaş (akılsız ve kalleş cemaat).” İfade biçimleri kurucu unsur Oğuzların/Türkmenlerin  yönetim dışında kaldıklarının ve ötelendiklerinin de birer ifadesi ve göstergeleridir. İçoğlanları-Soysuzlar  mektebi Enderun da yetişerek reaya/halk tan toplanan vergilerle Saltanatın sofrasından, arpalıklardan beslenen devşirme Osmanlı bürokrasisince Türk ve Türk Dili itibarsızlaştırılır.

BEYLİK SORU ŞUDUR : Yerli ve yabancı tarihçilerin ortak kanısı ; Anadolu Selçuklu’ları  Anadolusunun İYİ, Beylikler dönemi Anadolusunun  MUTLU ve Osmanlı Devletinin Anadolu’dan çok bir Avrupa Devleti olduğu  yönündedir. Hal böyle olmasına karşın nedendir bilinmez; Anadoluya en varsıl ve mutlu dönemleri yaşatan Selçuklular  ve Beylikler sınırlı sayıda tarihçimiz dışında araştırılıp incelenmez, sahip çıkılmaz !?



[1] Moğol İmparatorluğu Tarihi;Jean-Paul ROUX, KABALCI Yayınevi 2001;

  Möngke/Mengü: Cengiz’in Torunu-Hükümdar 1209-1259

[2]- Oğuzlar (Türkmenler) Prof.Dr.Faruk SÜMER Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı 5.Baskı İst.1999

  -Türklerin Tarihi : Prof.Dr.İlber ORTAYLI Timaş Yayınları İst.2015

  -Oğuzlar ; S.G.AGACANOV ,Selenge Yayınları 5.Baskı İst.2010

[3] Türklerin Tarihi : İlber ORTAYLI , sayfa 218

[4] Anadolu Fatihi Kutalmış Oğlu Süleyman Şah ; Prof.Dr.Ali SEVİM  TTK.1990

[5] Osman İbn Ertuğrul= ErtuğrulOğluOsman ; Sikkenin Biri Londra’da diğeri  İst.Arkeolji Müze;Osmanlı Tarih Öncesi sy.26

[6] Osmanlı Tarih Öncesi ; Rudi Paul Lindner-Kitap Yayınevi

[7] Müellifleri : Yazarları,Derleyenleri, Ulaması…Faruk SÜMER Sy.15

[8] Divan Şairi Baki: Kanuni’ye sunduğu şiirde “Her tac olmaz fahr-u fena ehline sertac/Türk ehlüne hace biraz başı kabadır.” (Her taç, yoksulluk ve yokluk ehline baş tacı olmaz. Ey hoca! Türk toplumundan olanın başı kabadır, sultan olma yeteneğinden yoksundur.)

II.Selim ve III. Murad’ın divan kâtiplerinden ‘Kadimi’ mahlaslı Hafız Hamdi Çelebi: “Mehmet Ali Aynizade’nin tercümesiyle: “Padişahım kâinatın yaratılışından bu yana/Dünya içinde Türklüğün kötülüğünden bahsedilir/ Allah Türk’e hiç anlayış gücü vermemiştir/O çok akıllı olsa bile pervasızdır/Türk’ü öldür baban olsa da/O iyilik madeni, Yüce Peygamber ‘Türk’ü öldürünüz kanı helaldir’ demiştir.”

III.Murad döneminin şeyhülislamı ve tarihçisi Hoca Saadettin Efendi (ö. 1599) Fatih Sultan Mehmet’in Akkoyunlu Uzun Hasan’ın ordularını yendiği Otlukbeli Savaşı’ndan (1463) söz ederken ‘Rum padişahı’ dediği Fatih’in “kestiği Türkmen kellelerinden oluşan tepelerden” gayet normal bir durum olarak bahseder.

1609’da Kuyucu Murat Paşa  Anadolu’da Kızılbaş katliamları yaparken , dönemin belgelerinde Kızılbaş yerine ‘Türk’ ve bu terimin yanında ‘bağî’ (yolkesen), şakî (haydut), tağî (azgın), celâlî (asi), zındık (dinsiz) sıfatları yer almış.

IV.Mehmed döneminin ( tarih)  yazarı Koçi Bey (ö. 1650) de Türk, Tatar, Yörük gibi çeşitli terimlerle tarif ettiği ‘Türkler’ için hiç olumlu ifadeler kullanmamış. Yeniçeri’nin bozulmasını şöyle anlatmış:“Ocak’a, Harem-i Hümayun’a, hilaf-ı kanun (kanunlara aykırı olarak) Türk ve Yörük v.d gibi nice kalleş ve ayyaş v.d alınması Yeniçeri’yi bozdu.”

Lale Devri’nin tarihçisi Naima (ö. 1716) Türklük kavramını olumsuz anlamda kullanır. ‘Türk-ü sütürk (azgın Türk), ‘Türk-bed lika’ (çirkin yüzlü Türk), ‘etrak-ı bi idrak’ (anlayışsız, akılsız Türkler), ‘nadan Türk’ (kaba Türk) onun terimleridir. 

Osmanlı Tarihcisi/Vakanuvis’ti Aşık Paşazade (1400-1480 ?); Osmanlı’da Türk’e ve Türkçe’ye olan bakışı şöyle anlatır: “Türk diline kimesne bakmaz idi/Türklere hergiz akmaz idi/Türk dahi bilmez idi bu dilleri”