You are here:
BİR AKDENİZ ÇOCUĞU: HASAN VAROL PDF Yazdır E-posta
Cuma, 29 Nisan 2016 19:23

Bir şair, Oğuz TÜMBAŞ(**), Ahmetlerli şair Hasan VAROL'u anlatıyor.

KİTAPLIĞIMIN GÜLÜMSEYEN KONUKLARI:27
“HARNUPLAR PÜRENLER ARILAR” / HASAN VAROL

Hasan Varol’la İzmir’de yakın yıllarda başladı tanışlığımız, sonra gelişti dostluğumuz. Bugüne dek neden kitaplarıyla buluşamadım diye de hayıflanıyordum doğrusu. 20 Mart 2016’da Dünya Şiir Gününü kutlarken, iki kitap katılıverdi güler yüzüyle kitaplığıma; toplu şiirlerini içeren İNCİR KUŞU ve son şiir kitabı HARNUPLAR PÜRENLER ARILAR. Şiir içinde kaldım o gün; üstüm başım gönlüm şiire çoğaldı. Ne güzel dedim şiirle olmak, şiir dostlarıyla buluşmak, söyleşmek…

Bu yazıma “Harnuplar Pürenler Arılar” konuk olsun istedim. Bilen bilir, tanıyan anımsar, ola ki merak eden de olacaktır Hasan Varol’u, önce bir tanıyalım derim.
Antalya’nın Manavgat ilçesine bağlı Ahmetler köyünde 1952 yılında yaşama merhaba der Varol. İlkokulu köyünde okur, tam çobanlığa başlamışken, okumak için sınava girer ve Aksu Öğretmen Okulu yatılı sınavını kazanır. Önlisans eğitimi okuyarak EAÖF’den mezun olur. Adıyaman ve Antalya ilinde öğretmenlik yapar. Özel eğitim kurumlarında çalışır.

12 Eylül karabasanında o da payına düşeni alır, kitapları, dergileri gider, örselenir, heyecanını yitirir. “Korkunç yıllardı o yıllar. Bu yıllar, o yıllardan daha korkunç desem inanın yeridir.” diye de açar içini Fatma Aras’a.

Bugüne değin Türk Dili, Türkiye Yazıları, Sanat Emeği, Hakimiyet Sanat, Yarın, Yusufçuk, Somut, Dönem, Düşün, Akdeniz Şiir, Ansan Sanat, Milliyet Çocuk, Kırkmerdiven, Yeni Biçem, Şairin Atölyesi, Mavi Portakal, Morca gibi dergilerinde yazan Varol, yazın yaşamını hem dergilerle, hem kitaplarla sürdürüyor. Ardıç Türküleri (1991),Kalbim Uçurtma (1992), Aşka Süt (1996), Çiçek Atlasım (1994), Deniz ( 2011), İncir Kuşu (toplu şiirler 2013) ve son olarak Harnuplar Pürenler Arılar (*)

Hasan Varol öndeyişinde bu kitapta yer alan şiirlerin 1980-90’lı yıllara ait olduğunu, o yılların şiir anlayışına, iklimine uygun olduğu için şiirlerde küçük düzeltmeler dışında oynanmadığını belirtiyor. Biz de o yılların o ruh haliyle, anlayışıyla, algısıyla okuyacağız deyip başladık okumaya.

Varol, şiiri nasıl anladığını, algıladığını da özetliyor yazısında. “Bir giz, şairin sözcükleri dizimiyle elde edilen bir müzik, haz veren, duyulan, sezilen, hissedilen, hissettiren, anlam olmasa da sevilen…anlam aramadığımı söylemeliyim şiir sevmek için.” diyor. Şiiri sevmek için o kadar çok neden var ki… Şair bunun ayrımında elbet.

Bir Akdeniz çocuğu Hasan Varol. Sular kenti Manavgat’tan. Denizkent Antalya’dan. Kırsalı, köyü bilir. Dağların havasını, kokusunu, dokusunu, çiçeklerini, ağaçlarını bilir. Şiirlerinde, yaşadığı bu coğrafyanın yansımalarını duyumsatır bize. Cırcırböcekleri, arılar, harnuplar, pürenler, menengiçler, ebegümeçleri, kekikler, yarpuzlar… Renkleri, kokuları, kımıltıları ile gözümüze, gönlümüze girerler. Hele ki incir kuşları:

İncir bahçesine indim bir ikindi
cırk cırk!..incir kuşları
neşeli mi neşeli
incir yiyor dallarda.

Vay namussuzlar, dedim
incirlerimi yiyorsunuz hadi neyse,
ya o söylediğiniz
şen şakrak türkü de nesi?
(s.9

Akdeniz ise Hasan Varol’un olmazsa olmazıdır. Sabah uykusundayken Akdeniz, iner başucuna, oturur, çakılları, dalgaları izler. Bir bakarsınız portakal çiçeklerini Akdenizli böceklerin avazı arasında dere boylarından geçirir. Akdenizli köpüklerin dingin sesini dinletir kimi zaman.
Hasan Varol bu, Akdenizli çocuk, ne yapar eder, Akdenize sokar ellerimizi, yüreğimizi:

“Ne yapsam ne yapsam; ben Akdeniz’siz yaşayamam!
Zeytinlerin yolundan gitsem gümüş yapraklarında yok olsam”

(s.24)

Şiirler akıp giderken, Nazım ile Piraye keser yolumuzu. Ardından Neruda’yla buluşturur bizi:

Aynı türküyü çağırıyoruz Neruda
Söz edebiliriz sevdiklerimizden şimdi,
Halkların şiiri:
İspanya Türkiye Şili!..

s.33

Ve Lorca… Sanki “Torosların kuytu bir koyağında” bir ikindi vakti söyleşirken yakalarız onları. “Lorca / Ölmediğini biliyorum / Hani ben / Torosların kuytu koyağında/ Seninleyim şimdi. / Keçileri otlamaya sürdüğümüz / Bir ikindi.”
Hasan Varol Albert Camus, Puşkin, Karacaoğlan, Enver gökçe’ye de düşürür yolunu, sözünü söyler, şiirini paylaşır. Kentlerin, halkların, coğrafyaların, doğanın buluşması, duygudaşlığı gibidir bu paylaşımlar.
Hele kavganın, çilenin, insan onuruna saygının şairi Enver Gökçe’ye bir başka özlem duyar, aranır onu.

Gökçe ah! Körpe oğlağımız öksüz kaldı
daha nerde nerde bahar
yüreğim öksüz kaldı
Yurduma gelince
sana da bahar gelecek bahar!

(s.49)

Kuşkusuz Hasan Varol için söylenecek sözler bitmez. Bu bağlamda Yusuf Alper’in saptamalarına katılmamak olanaksız: “Günümüz şiirinde doğayı ve çevreyi böylesine içselleştiren, naif, duyarlı, insandan yana, yaşayan dilin şiire nasıl lirik ve ekonomik bir biçimde gireceğini gösteren şiirleriyle Hasan Varol okunmayı hak ediyor.” (Aydınlık Kitap, 28 Şubat 2014)

Ağdalı, anlaşılmaz, karmaşık dille söylemiyor şiirini Varol. Duru, doğal olmaya özen gösteriyor. Daha baştan söylediği gibi 1980’lerin, 90’ların ikliminindeki şiir anlayışını da anımsayınca, bu doğallığın, duruluğun ayrımına daha çok varıyorsunuz. O da “şiirin yaşanmışlıktan beslendiğini” kabul ediyor. “İyi şiir, dönüp dönüp okutur kendini” diyor. Bu söze kesinlikle katılıyorum; iyi şiir her zaman okunur, saygınlık katında korunur, üzerinden uzun zaman da geçse aratır kendini.

Varol Hasan; şirinle uzun soluklu ol, okun, aran, özlen, yeni kitaplarla çoğal.
Hasan Varol’la iletişim kurmak, kitabını paylaşmak isteyenler (kitabında belirttiği için sakınca görmedim) e-posta adresini de dostlara anımsatmak isterim:

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

(*) Harnuplar Pürenler Arılar, Hasan Varol şiirleri, Kendi Yayını, Ağustos 2015, 64 sayfa.

(**) OĞUZ TÜMBAŞ'ı TANIYALIM:

 

OĞUZ TÜMBAŞ

1946 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğdum. İlkokulu aynı ilçede, ortaokulu Ceyhan’da, liseyi Urfa’da bitirdim. 1970 yılında Ankara’da Gazetecilik Yüksek Okulu’ndan mezun oldum.

Memuriyet yaşamım 1966’da Devlet İstatistik Enstitüsü’nde başladı. Milli Eğitim Bakanlığı’nda memur ve şube müdür yardımcısı olarak çalıştım. 1974’te TRT Haber Merkezi’ne geçtim. Ankara ve Diyarbakır’da görev yaptıktan sonra 1977’de TRT İzmir Haber Müdürlüğü’ne atandım. Kültür-sanat haberlerini ve her hafta Pazar günleri TRT- 2’de Haber Vizyon programı içindeki kitap köşesi izlencesini hazırladım.

İlk şiirlerim 1965 yılında yayımlanmaya başladı. Ankara’da 1967-69 yılları arasında MELTEM ve ÇELE dergilerinin sorumluluklarını üstlendim. 1974 -1992 arasında yazına ara verdim. 92’den itibaren şiir ve yazılarım Simge, Bahçe, Aykırısanat, Ardıçkuşu, Ünlem, İzmir- İzmir, Mavi, Alaz, Ankara Edebiyat, Şehir, Deliler Teknesi, Mühür, Kurşun Kalem, Kıyı dergilerinde yayımladı.

ÜNLEM dergisinin kurucuları arasında ve yazı kurulunda görev aldım.  ALAZ Dergisi’nin Editörlüğü’nü yaptım. 2008 yılında TRT'den emekli oldum.

(Kendi sayfasından, Milliyet .com)