You are here:
Ahmetlerce PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 15 Ocak 2009 21:13

"Ahmetlerce", Türkçemizin Zenginliği

Ahmetler'de kullanılan dil, öz Türkçenin güzel bir örneğidir. Köyde, ortalama insanın anlayacağı ve belirgin bir ağız özelliği taşımayan arı bir Türkçe konuşulur. Ancak köyümüzün de kendine özgü sözleri, söyleyişleri ve anlatımları var. Bazıları unutulmakta olan bu güzel sözlere ve sözcüklere "Ahmetlerce" adını verdik. 

Son zamanlarda Ahmetlerce’ye çok sayıda söz geldi. Bu çalışmalara Öğretmen Ali Varol'un yaptığı derlemelerin katkısı çok büyük. Kendi topladıklarımıza ek olarak İbrahim Koç'un duyduğu heyecanı; Mehmet Güngör, Mehmet Kocaakça ve öğretmen  Hacer Koç (Yılmaz)'ın  katkılarını burada anmamız gerekiyor. Hepsi de köyümüzün sözlüğü için çok güzel sözler ve sözcükler topladılar. Belki de başka yerde örneği olmayan birçok sözün ortaya çıkarılmasına destek olan bütün arkadaşlara teşekkür ediyoruz. 

Hepinizin bu heyecanı duyarak Ahmetlerce’ye destek olacağına inanıyoruz. Köyümüze özgü sözlerle sözcükleri, unutulmakta olan bu yerel farklılığı yaşatalım. Sizler de normal yazma ve konuşma dilinde kullanılmayan "Ahmetlerce" sözcükler bulup bize iletin.

Sevgi ve saygıyla… 

İşte, "Ahmetlerce" Sözcükler:  

Hepsi öz Türkçe, hepsi dilin kökünden ve kaynağından geliyor. Bu sözcükleri unutmayalım; unutturmayalım... 

Derleyenler:

Ali Varol ,  Mustafa Koç 

Katkısı Olanlar:

İbrahim Koç, Mehmet Güngör, Mehmet Kocaakça, Hacer Koç (Yılmaz) 

 

"AHMETLERCE" SÖZCÜKLER, DEYİMLER 

Nişlen?     : ne yapıyorsun?

Endeki     : elindeki

Neci - Nereli

Peremçe : pencere

Sındı       : makas

Tıkı         : azıcık - Tıkı peynir de bana ver. 

Gel get    : buraya gel

İlime       : Patika yol

Me         : Kaba kullanımda "Al" demektir. e sesi uzatılmadan kesikolarak söylenir.

ellikle-mek: yalnızlıktan kurtarmaki

eş ana     : üvey ana

Helke – Daha çok süt sağmaya yarayan kova.

Çitil – Helkenin küçüğü

Saplı – Sapı olan tas

Haranı – Büyük kazan.

Tokat – Küçük kazan

Tokat(2) – Cezalı hayvanların konduğu ahır

Pese – Çam çırasının toprak altında yakılarak damıtılmasından elde edilen katrandan daha koyu macun. Daha çok çarıkların ömrünü uzatmak için kullanılırdı.

Emlik – Yeni doğmuş kuzu

Çebiç –  Sütten kesilmiş (süt emmeyi bırakmış) dişi ve erkek oğlak.

Seyis – 2 yaşında iğdiş edilmiş erkek keçi.

Öveç – İğdiş edilmiş 3 yaşında erkek keçi.

Erkeç – İğdiş edilmiş 4 ve daha yukarı yaşlardaki erkek keçiler.

Yazmış – 2 yaşında dişi keçi

Kısır yazmış – 3 yaşında kuzlamamış dişi keçiler.

Kuzlamak  (kuzulamak) – Yavrulamak.

Ağız Yeni kuzlamış koyun keçi ya da inek sütünden , pişirilince yoğurt kıvamına gelen yiyecek.

Kursak – Yeni doğmuş  emlik ve körpelerin emdiği ağız sütünün yavrunun kursağında katılaşmış hali..Bu yavrular ilk on gün içinde ölür ya da kesilirse kursağı alınıp kurutulur. Sonra peynir çalmak için maya olarak kullanılır.

Kısır keçi – 3 yaşından yukarıdaki o yıl yavrulamamış keçi.

Şişek  - 2 yaşında dişi koyun.

Toklu – 2 yaşında erkek koyun.

Kısır koyun – O yıl kuzlamamış koyun

Körpe – Yeni doğmuş oğlak. Körpeler süt ile beslenir. Ot yemeye başlayınca oğlak denir.

Emlik – Yeni doğmuş koyun yavrusu. Ot yemeye başlayınca kuzu denir.

Davar – Bizim yörede davar sözcüğü sadece keçi topluluğu için kullanılır.

Oya davar – Sürüye uymayan, geride kalan tembel davarlar.

Tor davar – Yakalaması zor olan ürkek davarlar.

Kabış – Boynuzu olmayan koyun ve keçiler.

Çomu – Keçilerde çok kısa kulak tipi.

Melik – Keçilerde uzun ve aşağı sarkan kulak tipi.

Tiğiş – Keçilerde aşağı sarkmayan orta boy kulak tipi.

Boz – Gri, açık kahverengi tonlarındaki  hayvan rengi. (Boz çomu keçi – kısa kulaklı, açık kahve renkli keçi demektir. Boz eşek – gri renkli eşek demektir.)

Gök – Açık mavi renk. (Gök tiğiş keçi – orta boy kulaklı açık mavi renkli keçi demektir.)

Çil – İnce benekli

Kır- Kulaklarında ince benekler olan keçi. (Kır çomu keçi – Kulakları kısa ve benekli olan keçi)

Ger – Yüz kenarlarında ve karnının altında şerit halinde açık çizgiler olan keçi görünüşü. (Ger melik keçi – Hem şeritli hem de uzun salgın kulaklı keçi.)

Sakar – Keçi ve koyunların alnındaki beyaz benek.

Ala – İki ya da çok renkli keçi görünüşü.

Gücük – Kısa, küçük. “İşim çok… Gücük eşeğin kuyruğu dursun, ben durmayayım.”

Kulun – Yeni at yavrusu.

 Kulunlamak – Atın yavrulaması

Palan – Atın sırtına yük için vurulan semer

Köşek – yeni doğmuş deve yavrusu.

Dorum – 1 yaşında deve yavrusu.

Kayalık – Dişi deve.

Kirinci – Erkek deve.

Lök – Erkek deve.

Maya – Çift hörgüçlü deve.

Bodlamak – Devenin yavrulaması.

Bozulamak – devenin bağırması.

Havıt – Deve semeri

Hatap – Havıttaki ağaç kısımlar.

Sinne – Merkep semerindeki iki ucu semere bağlı kısa ipler.

Kolan – Dokuma yoluyla yapılmış ip.

Kolanlamak – Semer, palan ve havıdın düşmemesi için hayvanın karnı altından kolanın bağlanması.

Hamut – Çift ekerken ya da döven sürerken atların boynuna takılan koşum takımının bir parçası

Boyunduruk – Çift ekerken ya da döven sürerken öküzlerin ensesine bağlanan ağaç bölüm.

Döven – Altına çakmaktaşları çakılmış, harman sürmeye yarayan ağaç araç.

Övendire – Çift ve harmanda hayvanları sürmeye yarayan ucu sivri değnek.

Dirgen – Harmanda buğday saplarını atmaya yarayan ucu çatal sopa.

Yaba – Sürülmüş harmanda samanla taneyi rüzgârda ayırmak için samanı atmaya yarayan araç.

Kesmik- Kalın saman.

Burma – İlkbaharda olgunlaşmış otların biçilerek ve burularak paketlenmesi.

Bükme – İçine çökelek soğan  ya da başka sebzeler konarak yapılmış, sac üzerinde pişirilmiş börek. Sac böreği.

Bittik – Küçük ve kalın yufka.

Bazlama – Kalın yufka.

Senit – Bükme yapmak ya da yufka eylemek için kullanılan özel sehpa

Keş, çökelek – Yoğurt  ya da ayranın kaynatılması ile elde edilen süt ürünü.

Katık – Lor ve çökelek karıştırılarak elde edilen süt ürünü.

Tuluk – Yoğurt biriktirmeye ve ayran yaymaya yarayan bütün deriden eylenerek tabanı dikilmiş deri.

Civcer – Küçük tuluk

Deri eylemek – Ham derinin kül, meşe palamudu ve bazı başka gereçlerle işlemden geçirilerek tüyünün dökülmesi, yumuşak hale getirilmesi işlemi.

Çatma – Yayık yayılacağı zaman tuluğu asabilmek için üç ağacın bir ucunun bağlanarak üçayak yapılması.

Sayacak – (Sacayak) sac ya da tencere konan üç ya da dört ayaklı demir araç.

Bişek – Ayran yayarken tuluğun içindeki ayranı karıştırmaya yarayan alet.

Köpek yalı – Köpeklere verilen bulamaç, çorba.

Köpek yalağı – Köpek yalı dökülen yere kazılmış yalak.

Mertek – Ev çatılarını örterken özlerin ütüne serilen uzun ağaçlar.

Öz – Ev çatılarının ortasına ve yanlarına uzatılan ve çürümemesi için genellikle çam çırasından yontulan uzun ağaçlar.

Hatıl – Harçsız yapılan yüksek duvarların daha sağlam olabilmesi için taşların arasına belirli aralıklarla yatay olarak konan ağaçlar.

Düğme – Hatılları duvarın içinden belirli aralıklarla birbirine bağlayan kısa ağaçlar.

Yonga – Evlerin üstünü örtmek için düzgün çam ağaçlarından yarılarak yapılan kısa tahtalar.

Talvar – Üstü mertek ve yonga ile örtülen duvarsız çoban damı.

Hamamlık – Banyo

Ayakyolu – Tuvalet

Keser – Ağaç yontmaya  çivi çakmaya ve çıra yarmaya yarayan ev aleti.

Tahra – Sapı ağaçtan olan ince ağaçları ve çalıları kesmeye yarayan alet.

Nacak – Ağaç kesmeye, odun yarmaya yarayan alet.

Eğridemir – Sapı demir olan tahra.

Tokmak – Dibekte dövme dövmeye yarayan ağaç alet.

Dibek – Aşure ve keşkek pişirileceğinde buğdayın dövüleceği taştan oyulmuş yalak.

Keşkek – Dibekte döğülmüş buğdaydan pişirilen aş.

Delgi – Ağaçları çekiçle vurarak delmeye yarayan alet.

Saplık – Nacak, kazma kürek gibi aletlere takılan sap En sağlam saplık piynardan olur.

Piynar (Piinar) – Meşe’ye benzeyen ama yaprakları dikenli olan bir bitki.

Kesme – Bir maki çeşidi.

Pelit – Meşe

Biladan – Çınar.

Koca ağaç – Sandal.

Murt – Mersin.

İtburnu – Kuşburnu çeşidi

Kındıra – Bir tür sazlık bitki.

Mardavıl – Küçük taneli yabani üzüm.

Gıcı – Kozalak.

Gövelek – Ladin ağaçlarının gövdesinde yaşayan bir çeşit asalak bitki.

Lop – Baharda ağaçlara su yürüyünce çam ve zakkum ince dallarının kabuklarını yarmadan çıkararak elde edilen kabuk borular.

Böcü – Böcek.

Uzunböcü – Yılan.

Canavar – Kurt

Boz canavar – Kurt

Kara canavar – Yaban domuzu

Kuyruğuölü – Akrep

Kukumavık – Baykuş.

Tosbağa – Kaplumbağa

Koçmar – Kertenkele

Merçeme – Kuyruğu mavi renkli küçük boy kertenkele

Küt, kütelmek – Kesici, delici bir aletin ağzının körelmesi.

Körezlenmek – Körelmek

Kösülmek – Boylu boyunca  uzanmak, uzatılmak.

Hebiçmek – Arkaya, sırta almak.

Seğirtmek – Koşmak.

Seğrimek – Bir kasın istem dışı kasılarak hareket etmesi.

Pürtletmek – Az pişirmek. İyice pişmeden ocaktan indirmek.

Pırtmak – Sıkışmış bir şeyin ansızın kurtulup çıkması.

Sıvkırmak – Tuluk, civcer gibi sıvı kablarının tam boşaltmak için sıkılması.

Ovcalamak – Ovmak

Ölçermek – Yanaştırmak, sıklaştırmak.”Odunları ölçer de yansın.”

Çimmek –  Yıkanmak

Örü, örüye gitmek, örütmek – Keleri tam gece yarısı yayılmaya götürmek.

Yekinmek – Kalkmak için hareket etmek.

Somurmak – Emmek

Somurtmak – Surat asmak

Kunnamak – merkep veya kısrakların yavrulaması.

Kunnacı – Hamile kısrak ya da merkep

Enik – Köpek kurt gibi hayvanların yavrusu.

 Eniklemek Köpek, kurt gibi hayvanların yavrulaması.

Ütme – tam olgunlaşmamış, yeşil renkli buğday başağı.

Ütme ütmek – İçi dolgun ama yeşil buğday başaklarının kebap edilmesi.

Ödü sıdmak – Ödü patlamak.

Sıklat basmak - Bunalmak.

Termeğe – Benek benek  bir deri hastalığı

Siğil – Ben gibi ama sert olan bir deri hastalığı.

Tat – Dilsiz

 

İkilemeler, Pekiştirmeler:

kurt kuzu

börtü böcek

kapkacak 

yamyassı 

yalan yapıldak

gömgök

alaca bulaca

alacalı bulacalı 

gelemavrı - bir bitki

fıydır-mak : fırlatmak

kılçıklı - ters, aksi, uzlaşmaz

adam eti yiyecek - çok saldırgan, haşin, kaba

domuz öllüğün körü - birisini sözüne itibar etmeyip ona kızıldığında söylenir.

el ganamı - beceriksiz 

ımık - ılık, çok sıcak değil (Burası çok ımık.) 

püs - zamk

püs-mek - hayvanların boynuzuyla itelemesi

soku - dibekte dövme dövmeye yarayan sivri uçlu  ağaç tokmak 

harım  - duvar, çeevre duvarı

kisiren -

soyacak -

soğudan -

yumuş, yumuş buyurmak - birine iş yaptırmak, rica etmek 

övendire -

ıstar - dokuma tezgahı

cıba - evin ön bahçesi (Cıbayı sulayacağım.)

ellik-

ellikle-mek : yalnız bırakmamak, yalnızlıktan kurtarmak

Niyerim?

Nişleyeyim?

Dengilmek: Yaslanmak, dayanmak

Gür: içine girilmesi zor olan, kalabalık ağaçlı yer

Pür : yaprak 

Küt  : Ağzı kesmez bıçak, balta ya da nacak. Keskinliğini kaybeden kesici alet. Elime küt bir bıçak verdiler. (sıfat)

Kütelmek : Keskinliğini kaybetmek. Bu balta kütelmiş. (fiil)

Dülüp       :  Pamuk (dülüp gibi )

Kapısalak : Avlu ve bahçe girişi; bir tür basit giriş kapısı

Tokmakan : Semiz otu

Kangay     : Çok zayıf (bir deri bir kemik )

Kekil         : Başta uzamış saçın baş önündeki kısmı, kahkül, (Kekilini taradın mı?)

Cırcır Böceği : Ağustos böceği

Cırtlak tutmak : İshal olmak, Ötürmek

Gebeş  : Biçimsiz göbekli (şişman )

Gabış  : Kel

Suluk : Su kaplarının konduğu yer

Gilik  : çekirdek

Siğlenmek : saklanmak

Tiyare, teyyare  : Uçak

Neye keferet  : işe yaramaz

Tuz avısı  : çok tuzlu (zehir gibi)

Onda s.ke sürüm akıl yok. (babamın sık kullandığı bir sözcük)

De canım sen de, benimkisi cezurelik.

Öyle miydi yoksamına?

Siz hoynu hiç bişey yemediniz.

Tıkıcık: azıcık

 

Ayyeen (Ay yeğen)

Firekli

Gırıtmak  : gülümsemek

Hayya   : evet (He ya!)

Kisiren : hamur sıyıran

  :

Kulaçlamak :  

Enlemek     :

Enemek      :

Belliklemek  :

Belermek    :

Çelermek    :

Çomu        : Kulakları kısık mal

Çomuca    : Beddua

Tozağan    : Menengiç /Çıtırak) bitkisinin çiçeği. SOnradan olgunlaşınca çöğre oluyor.

Çöğre            : Çıtırak ağacının meyvesi.  

Kümül       : Susam destesi

Kümük      : Kısa (Kümüğün Deli Ali)

Kenef (ayak yolu) : Tuvalet, Wc

Goçmar     : kertenkele

Merçeme   : kertenkele çeşidi

Teyin         : Sincap

Alafalak    : incirlere dadanan bir kuş

Tıkım       : Yufka ekmek kırıntısı

Külünk     : balyoz

Kürsü     : Demir kaldıraç

Oğruk    : (Peynir-kar deposu) soğuk hava mağarası ?

Kocaağaç : Serken’den Soğuk suyun gözüne doğru yamaçlarda bol bulunan bir ağaç.Sandal ağacı.

İlime        : Küçük yol, kısa yol

Kilden      : Küçük tabak (bakır, aluminyum)

Tımlı        : Sapsız çakı=bıçak (Kör tıımlı: sapsız küflü =paslı, iyi kesmeyen  bıçak)

Iğrıp        : İftira

Iğrıpçı      : İftiracı

Derbiş İnciri : Bizim köye has bir incir türü. Dışı mor çizgili içi tam yeme kıvamında çok güzel bir incir.

Kara ballı : Tazeyken yemeye çok uygun, lezzetli. tatlı bir incir. Ahmetler ve Akseki yöresinde var. Olgunlaşınca ortası yarılır ve balıyla birlikte içi kıpkırkımızı görünür.  

Cikci       : sarı, kırmızı benekli küçük kuş

Hürsend sürmek : sefa sürmek, hoş, güzel, keyifli yaşam, saltanat. Fırsatlar içinde yaşamak.

Cübür      : çam, meşe gibi bazı ağaç diplerinde bulunan torf gibi humuslu, doğal gübreli verimli toprak, samra?

Ülü          : pay (bağış)  (kurban etinden ülü dağıtmak

Okuntu    : Düğün, nişan gibi törenlere davet etmek istenenlere davetiye yerine geçen hediye. (Havlu, çorap gömlek gibi hediyeler okuntu olarak gönderilir.)

Dürüm    : Ekmek dürümü

Küme      : küçük yer ev

Batma     : hayvanların su içmesi için çeşme önünde veya arazide yapılan su toplayıcı kısım

Mardangıl : doğal ortamında kendi kendine yetişen yabani üzüm

Tokat      : Hayvan mapusu

Sadır      : Sidik, idrar

Bezil      : Uçurum

Tehni      : defne

Şeşana    : (eski ) tek dolma tüfek

Gurdanmak: Kıvramak, hızlanmak “Geç kaldık; hadi biraz gurdanın.”

Büğşelenmek: oyalanmak

Matıflamak : bunamak

Kel alışmak: Bir işi alışkanlık edinmek

Ütmek 1. Yenmek, kazanmak, kandırmak. (Ladeste beni üttü.)

Ütmek 2. Islak, taze bir şeyi hafifce ateşe tutmak. (Kelleyi üttünüz mü? Ütmeyi üterek yeriz.=

Ütme : Taze buğday başağının ateşte ütülmesiyle elde edilen yiyecek.

Ütme : Bazı bitkilerin yenen taze filizi. (Çıtırak ütmesi)

İtlemek : seçmek, ayıklamak (Buğdayın içindeki taşları itledik.)

 

Dillim tepesi : En yüksek noktası (Ağacın dillim tepesine çıktı.)

 

 1. ebe---nine

2. amel----ishal

3. çiğin---omuz

4. zından--mahpus

5. kelyere basmak---şetanlı yerden geçmek

6. daraba---eşya konulan kemer

7. fistan---basmadan kadın elbısesi

8. dangırdamak---boş konuşmak

9. pardı----evlerın yapımında kullanılan tahta

10. garez---kin

11.  Gurdeşen---kaşıntı

12. horata----şaka--latife

13. laf ebesi---laf taşıyan,  çok konuşan,  çok laf bilen

14. mıymıntı---alıngan

15. mayışmak---az uykusu gelmek--gevşemek

16. ırgın---yorgun

17. apıç---iki ayak arası(apıçı ayrılasıca)

18. cereme---zarar--boşa calışma

19. takka--önünde altın gümüş takılan kadın şapkası(taç)

20. kancık---dişi--yalancı. . . riyakar

21. kancıklık yapmak: hile yapmak,  kandırmak

22. catmak--sataşmak

 

 

 Eş Sesli, Sesteş Sözcükler 

 

ilik : kemik iliği

ilik: düğme iliği 

 

 

Yeni Sözler, Deyimler, Diyesekler

 

Armut gibi düşmek (Çok yorulmak)

Eğirdiğini yüne değişmek

Deveyi havuduyla götürmek

İçine bir kurt düşmek

Ele güne karışmak

İşin içinde iş var

Onda gram akıl yok

 

Ala keçinin sütlü oğlağı

Oklavası doğru kızım.

Çıbık (çubuk) gibi (bir kız)

Aç mezarı mı var?

 

Yaylada dakılı danam yok, ovada dikili denem yok.

Oğlan aldı oyuna gitti, çoban aldı koyuna gitti.

Kışın günü bir gün; avlayan avlar, avlamayan miyavlar

At arsızı, it hırsızı tanırmış

Derdi veren Allah dermanını da verir

Vay başımıza gelenler

Bir husumet, bin nasihatten iyidir

Kepenekle ürküt, değnekle say... 

 

 

İlençler (Beddular)

Kökü kesilesiceler

Anası atası yatmayasıca

Ağzını toprağa yediririm.

Ağzını toprak yiyesice..

Vay, gözü kör olasıca! 

 

SÖZLER

Bacağından alır taşa çarparım.

Elemtere fiş, kem gözlere şiş.

Gözlerin göktaşa, sözlerin (gözlerin) yere yapışa…

Olmayacak işe, oraspılanma Eşe!... (Ayşe)

“Gümüş yükünden ummam, yemiş yükünden umarım…”


İbrahim Koç'un Derlemeleri:

 

BİR DİYESEK /Ya da Dua)

“Kızınla komşu olasın, oğlunla oba olasın.”

 

GÜSSÜN EBEDEN KALAN DUALAR

 

YOL DUASI

 

ALLAH DEDİM GİRDİM YOLA

YOL DEĞİL DEMİR KALE

KIRKLAR, YEDİLER ÖNÜME GELE.

 

GÜNAH ÇIKARMA DUASI

 

AY GÖRDÜM ALLAH,

ŞAVKI YÜZÜME

NUR’U GÖZÜME

BÜTÜN GÜNAHLARIM

GAVUR KIZINA.

 

İKİ ATASÖZÜ


“Hamur karımdan (karmaktan, yoğurmaktan); ekmek yazımdan (yazmaktan, eylemekten) iyi olur.”

“Anasına bak kızını al, tarağına bak bezini al.”

"Evin küçüğü olacağıma, Dağdaki domuzun büyüğü olayım . "

 Mehmet Güngör’den Gelen Ahmetlerce Sözcükler:


Mehmet Kocaakça’nın Derlemeleri

Ceviz ile koz

Tamam oldu söz

Kalkın gidin siz

Yatacağız biz

Evliler evine

Bekarlar saman damına.....

 

Sütün dinini alayım.. ( sütün sıcaklığını düşürmek)

 

Allahım

Yaramazı yoldaş etme, beynamazı arkadaş etme çocuklarıma.. (annem söyler)

 

Gara daş boyanır mı

Sen orada ben burda

Buna can dayanırmı... (Tülücenin yayladaki eşine söylediğ sözi)

 

Gardaşımın paşası ciğerimin köşesi...

Haydi haydi hay,

Kaldırır atar tay

Kömür gözlüm çok arar seni köy... (Havana Arslan'dan ölen Koca memede Ağıt)...

 

Gelin derin kazın kardeşimin kabrini dar olsun,

kardeşimin yari kim olsun.... (Havana Arslan’dan kardeşe ağıt)

 

Gahpa insanoğlu... (Yusuf Koç'un çok kullandığı hayata karşı yenilgiyi ifade eden bir hayıflanma ve yakınma...)

 

Oğlan olduğu yere, gelin geldiği yere…  

Uzaktan alma düveyi, çeker gider boğayı…

Acemi nalbant gibi bir nalına vurur, bir mıhına...

 

Osman Kocaakça'dan anlamlı ve güzel bir öykücük: 

Bir kadının kardeşi, kocası ve oğlu idam edilecekmiş.

Ancak kadına, bunlardan birini kurtarma hakkı verilmiş.

Bunun üzerine kadın düşünmüş, düşünmüş ve isteğini şöyle bildirmiş:

"El oğlu elde bulunur; evlat belde bulunur; ille de gardaş, nerde bulunur?" deyip idamdan kardeşini kurtarmış. 

 

Hacer (Koç) Yılmaz’ın derledikleri:

Gavur olsa kirseye hayrı olmaz Müslüman olsa camiye…

Haydi haydı git öte yanına bene uylaşma…

Haydi haydı git öte yanına b.kunu bene dökme.

Ötürüklü gancıktan avcı tazı olmaz. (meydana gelmez)


Ali Varol

Bir daş gölgesi, bir de gardaş gölgesi goyu olur.
Acı gardaş baldan tatlı olur.
Oğlan olmadan bağırtlak düzülmez.
Oğlan olduğu eve, gelin geldiği eve.

Erincinden eşeğe Abdyullah Dayı der...aroldan 

 

Burada yayınladığımız Ahmetlerce’nin hepsini daha sonra alfabetik sıraya dizip yeniden toplu olarak yayınlayacağız.

Tekrarlar olabilir ama şimdilik hoş görün. 

 

 Ahmetler'e Özgü Yemekler: 

Ovmaca   : Gevrek ekmekle keş (çökelek) ve soğanın elle ovulmasıyla elde edilen bir yiyecek

Dolaz      : Tere yağla yufka ekmek kurusunun kızartılmasıyla yapılan yiyecek

Arabaşı :

İçli Çörek

Çivirdik

Keşkek

Kar aşı 

Yalamık (Çam ağaçlarının gövdesi ilkbaharda sotularak kabuğun içindeki yumuşak ve suku kısmı yenirdi; buna yalamık (yalamuk) denir.

 

YER İSİMLERİ


Saklarönü : mezarlık

Biladancık (Tuz taşı’nın altı )

Dali Biladan

Kel bahçe

Kayaaltı

Hatıca’nın suyu : Yukarı dereye giderken Göğolan’ın yerinin altındaki su…

Çıtırıklı  : Kuzlözüklüğü ile yeni yolun arası

Emin yeri (dereden köye sapan yolun köyöğün tarafı)

Çevlik     : Yer adı

Sokmağzı : yer adı