You are here:
OSMANLI ARŞİVLERİNDE AHMETLER CAMİSİ PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 03 Ağustos 2017 09:20

 

Osmanlı Arşivlerinde Ahmetler’le ilgili çok sayıda bilgi ve belgeye sahibiz. Mehmet Arslan’ın çabalarıyla elde edilen bu belgelerde ilginç bilgiler var. Üstelik Osmanlı devlet yapısının işleyişi hakkında da ilgi çekici ayrıntılar bulunmaktadır.

Bu arşivlerden biri de o zamanlar Alanya sancağına bağlı olan Ahmetler’in camisi için Cuma namazı kıldırabilme izni için Manavgat’ın o tarihlerdeki adı (Senir-Düşenbe)  kazası kadısına köylülerin verdiği dilekçedir.

Aşağıdaki belgede adı geçen Seyyid Veliyüddin ise benim en az beş kuşak öncesinden anne tarafından dedelerimden biridir. Caminin yerini veren de yine aynı kişidir.

Bu belgedeki daha önemli ayrıntılardan biri de 1700’lü yılların sonunda gelen meşhur veba salgınıyla ilgili. Bu veba felaketi bölgedeki binlerce insanın ölümüyle sonuçlanmış, bizim atalarımızın da önemli bir bölümü bu salgında vefat etmiştir. Belgeden anlaşılacağı gibi salgın sırasında atalarımız küçük çocukları, salgının ulaşamadığı komşu köylere ve daha çok Akseki köylerine bırakmışlar, onlar büyüyüp belli bir yaşa geldikten sonra Ahmetler’i köyün şimdiki
yerinde tekrar toplamışlar.

600 yıllık Ahmetler'le ilgili olarak söylenecek çok şey ve çok belge var. Bunların bazıları sitemizde daha önce yayınlanmıştır. (M. Koç)

İşte Mehmet Arslan tarafından hazırlan Osmanlı belgelerindeki Ahmetler’le ilgili tarihi bir yaprak: 

 

 

OSMANLI ARŞİV BELGELERİNDE AHMETLER CAMİSİ

Mehmet ARSLAN

 

1- BELGENİN (Osmanlıca) ÇEVİRİSİ

Muktezâsı Ruus-ı Hümâyûn'dan [görüle.]

Bu makûle karyenin kurb ve civârında edâ-yı salât-ı Cuma ve îdeyn olunur câmi-i şerîf olmadığı hâlde ashâb-ı hayrâtın binâ eylediği mescid-i şerîfe müceddeden minber vaz' ve ikâme-i salât-ı Cuma ve îdeyne izn-i hümâyûn-ı hazret-i şâhâne erzânî ve ber-vech-i hasbî hitâbeti dahi bazı kesâna tevcîh buyrula geldiği mesbûkdur. Emr u fermân devletlü sultânım hazretlerinindir.

Mutâbıkdır.

(Tatbik Mührü)

Der‑i devlet-mekîne arz-ı dâî-i kemîne oldur ki, Livâ-i Alaiye kazalarından Senir maa Düşenbe Kazası'na tâbi Ahmedler Karyesi ahâlîleri meclis-i şer'a hâzırûn olup şöyle istirhâm ederler ki; Vakt-i sabâvetlerimizde karyemize tâûn-ı vebâ istîlâsıyla ekser ahâlîlerimiz fevt, bizler sıbyân ve bîkes kalmalarımız ile civâr kurâlarda idâre ve kendi karyemiz muattal ve harâb ve perîşân ve hâlî kalup hamden lillâhi teâlâ on sene akdemlerde kemâ fi'l-evvel terâküm olduk ve karyemizden es-Seyyid Veliyyüddin bir mescid-i şerîf binâ edüp evkât-ı mefrûzayı edâ ve salât-ı Cumayı karye-i âharda edâ eder isek dahi vakt-i şitâda Kozlu Irmağı'nın cûşuyla ekser evkât edâ-yı Cuma edemediğimizden mescid-i mezbûra bir minber vaz' olunmasına icâzet-ı hazret-i cihândârî ve ol bâbda bir kıta fermân-ı celîlü'ş-şân birle, işbu bâ'is-i arz-ı ubûdiyet erbâb-ı istihkâkdan Menlâ Mehmed bin Hasan dâîlerine ber-vech-i hasbî hitâbet-i mezkûru tevcîh ve yedine berât-ı şerîf-i âlîşân sadaka ve ihsân buyrulmak ricâsına i'lâm ediver deyü ibrâm etmeleriyle vâki-i hâli pâye-i adâlet-vâye-i serîr-i a'lâya arz birle i'lâm olundu. Bâkî emr hazret-i men lehü'l-adl ve'l-ihsânındır. Hurrire fi'l-yevmi's-sâbi'-i aşer min şehr-i Saferi'l-Hayr sene hamse ve hamsîn ve mieteyn ve elf.

 

El-abdü'd-dâî li'd-devleti'l-aliyyeti'l-Osmaniyye

Ahmed el-Müvellâ hilâfe be-kazâ-i Senir maa Düşenbe

Fî 5 Ca. Sene 55, Yazıldı.

 

2- BELGENİN SADELEŞTİRİLMİŞ (Türkçe) HÂLİ

Ruus Kalemi tarafından gereğinin yerine getirilmesi [uygundur].

Bu gibi köylerin çevresinde Cuma ve bayram namazları kılmak için her hangi bir cami bulunmadığı durumlarda hayır sahiplerinin yaptırdıkları mescide yeni bir minber yerleştirilerek Cuma ve bayram namazları kılınmasına padişah tarafından izin verildiği ve herhangi bir ücret olmaksızın hatiplik görevinin de bazı kişilere verilegeldiği olmuştur. Emir ve ferman devletli sultanım hazretlerinindir.

Devlet'in sağlam kapısına bu aciz duacınız şöyle arzuhâl eder ki; Alaiye [Alanya] Sancağı kazalarından Senir‑Düşenbe [Manavgat] Kazası'na bağlı Ahmetler Köyü ahalileri mahkeme huzuruna gelerek;

"Çocukluk çağlarımızda köyümüzde veba salgını olup köylülerimizin çoğu öldüler. Bizler de çocuk başımıza kimsesiz kaldığımızdan çevre köylerde hayatımızı devam ettirdiğimiz için köyümüz boş, harap ve perişan bir halde kalmıştı. Allah'a şükür (*) on sene (1828-29…) kadar önce eskisi gibi tekrar bir araya geldik. Köyümüzden Seyyid VELİYYÜDDİN bir mescit yaptırdı. Farz namazları burada kılıp Cuma namazlarını başka bir köyde kılmaktaysak da kış mevsiminde Kozlu (Kapuz Çayı(?)) Irmağı'nın taşması sebebiyle çoğu zaman Cuma namazlarını eda edememekteyiz. Bu sebeple köyümüz mescidine bir minber yerleştirilmesine izin verilmesini ve işbu arzuhâlin yazılmasını sağlayan ve kendisi [imam-hatiplik için] yeterli bulunan Hasan oğlu Molla MEHMET'e hatiplik görevinin karşılıksız olarak verilmesini ve eline bir berat sadaka buyrulmasını ilgili makamlara bir ilamla iletiversen..."

Diye istirham etmeleri üzerine durum yüce makamınıza arz edildi. Bundan sonra emir siz adaletli ve iyilik sahibi efendimizindir.

Tarih: 17 Safer 1255 / 2 Mayıs 1839

Osmanlı Devleti'nin Duacı Kulu

Senir‑Düşenbe Kazası Kadısı Ahmet

5 Cemaziyelevvel 1255 / 17 Temmuz 1839, Yazıldı.

 

Dipnotlar:

 (*) 1828-29 da Kıbrısta TİFÜS/KARA ÖLÜM salgını olmuş. Bu salgın büyük olasılıkla Alanya’dan Kıbrıs’a kereste taşıyan  Ticaret Gemileri vasıtasiyle Alanya’ya bulaşır. Ahmetler o zamanlar (Hacı Obası köyü civarında) Ahmetler BÜKÜ’ denen yerde kuruludur. Bu tarihlerde Ahmetlerliler, Alara’dan sonra Alanya kalesine TIMARLI (Vergi) ödüyorlar.

Bu hastalık kapalı alanı seviyor ve girdiği ye r(mekan) insanlar tarafından  LANETLENMİŞ olarak algılanıyor, bulunulan mekanlar terk ediliyor.

Konuyu Ahmetlerli öğretmen Ali VAROL ile konuştum; Onun söyledikleri de bu yönde; “1830 yılları, Ahmetlerlilerin Aşağıköy, Taşharman ve şimdiki Ahmetler’de  olmak üzere üç ayrı yerde komşu mahalleler olarak yaşadıkları dönemdir. Hayvancılık yapmaları böyle gerektirdiği için aynı zaman içinde dağınık olarak yaşamışlar.

Şimdi Saraçlı yörükleri de bu şekilde yaşamaktadır.

Veba salgını 1830’dan önce muhtemelen (1700 sonlarında) olmuş olabilir. Köylülerimiz bu hastalığa daha önceki yerleşim yerleri; Çavuşköy, Hacıobası, Koramşa veya Çöngere’de yakalanmış olabilirler. Yalaklar ve Kayadibindeki mezarlıklar kalabalıktır ve bir köy mezarlığı görünümündedir. Bu mezarlıklar bu salgında ölenlerin mezarları da olabilir.

Daha başka belge ve bulgularla birleştirilince geçmişimiz dana da açık şekilde anlaşılabilir.

Aklıma gelenler bunlar. 17 Mart 2014 12:33”

“1839’daki yetişkin Molla Mehmet ya da Molla Mahmut bizim tanıdığımız Molla Mehmet ya da Mahmut olamaz. Bizim tanıdığımız mollalar 1800’lerin sonlarında doğmuş olmalılar. Çünkü bular yakın geçmişimizin büyüklerinden Topal Hasan (Güngör)’le yaşıtlar. Zaten Molla Mahmut’un sülalesi Emir El’dir. Molla MEHMET ise Belenköy’den gelmedir. 18.03.2014”

 Mehmet ARSLAN Bursa Temmuz 2017