You are here:
EĞLENCELİK PDF Yazdır E-posta
Pazar, 10 Eylül 2017 09:06

Mehmet ARSLAN

“Tipi Tarlabaşı, Egosu Nişantaşı”

Ayranı yok içmeye, Tahtırevanla gider s.çmaya.

Uzaktan gördüm küheylan gibi, yanına vardım sıçan gibi.

Başlıktaki duvar yazısını görünce aklım başımdan gitti.

Yazmış duvara Veledin biri.

Zekanın dibi.

Pes be yahu dedim, gülme krizine girdim, gözlerimden yaş geldi!

On bin sayfalık bu günü; dört kelimeyle anlatmış iyi mi.

Benim gibi bir Okur Cahil de şaşakalmış.

Üniversite yıllarımız.

İstanbul Üniversitesi Turan EMEKSİZ yemekhanesi, yemek kuyruğu.

Kuyrukta ; Hukuk, İktisat, Eczacılık, İşletme, Tıp… öğrencileri.

Duvarlarda öğrencilerin dizi dizi incileri.

Bir tanesi şöyleydi; “Hakkımı ver Hakkı-İmza-Hakkının Karısı”

Sıradayken; duvara yazı yazıp, yazılanları okuyunca ne açlık kalırdı ne de karın ağrısı.

Bazı sözler vardır, karikatür gibidir...

Tek hamlede dünyanın tüm balonlarını/yalanlarını patlatırlar, zamanın o günkü halini tek oturumda anlatırlar.

İşte öyle bir şey.

“Dahiliğin mutlak bir sınırı vardır, ama aptallığın asla” diyen Einstein, devamında; “İnsanları alışkanlıklarından vazgeçirmek,  Atomun çekirdeğini parçalamaktan zordur” der.

Yeter gari konuya girelim, ortamı gerelim.

Eyyy kardeş ben var ya ben…

Asar keserim, hepiciğinizi döverim, herkese eser gürler, rüzgar yaparım, işlerimi öyle böyle hallederim, en büyük benim ben… bilesiniz heeyyyyttt… var mı yan bakan…(!)

Ah! Caanım güzel ülkem benimmmm, ne hallere düştün anlatamam.

Sorsalar ; G20/Zenginler masasına koyacak hangi malın var diye bana?

Yukarıdaki Öz Sicilimin üstüne bu soru uyar mı, yoksamına soruyu soran Aklı Kaçık  hıyar mı?

Neyse, en İleri demokrat olarak soru karşılıksız kalmasın, buyurun  aşağıdakileri:

Masadakiler şunlar:

İsveç: Koydu masaya Nokia - Volvo - İkea - Scana…

Fransa: Renault - Carrefour - Gima - Danone… ;

İtalya: AlfaRemeo - Ferrari - Armani - Gucci - Pierre Cardin - Pavoretti - Alcapone…

İspanya: Rea Madrid - Barcelona - Mango - Flemenko...

İngiltere: Rollsroyce - Jaguaar - Reebok - Marks&Spencer - Mini - Land Rover...

Japonya: Toyato-Mazda-Nissan-Suzuki-Subaru-Honda-Toschıba-Casıo…

Çin ; Çin malı deniz, saymakla bitmez… geçiniz...

Almanya: Mersedes - BMW - VolksVagen - Audi - Bosch - Fakir… Helmut - Helga...

Portekiz'e yeter şu bizim AslanKöylü akraba Ümmiye KOÇAK ile reklama çıkan Ronaldo;

Rusya: Gaz, Lada, LadaNiva, Russian Cars…Volga - Olga…

Çek, senet kırdırmayı bilirdim de, maaşın kırdırıldığını tarihten öğrendim.

Osmanlıda memurlar maaş kırdırırmış, Duyunu Umumiye zamanında vaktiyle.

"Alo alo" Türkiye cevap veriyor: Kem küm, elma desem, armut yesem,. yemezler , kaldı elde tek varlık takiyye ve  Ali ŞAN  bir de Kibariye…

Tüm bunlara rağmen arkadaşlar iyi şeyler de oluyor memlekette:;

“ Sabah fethe çıksak Avrupayı üç günde alırız” manşeti atmış  Gazete –YeniSöz-

“Dur Biraz Soluklan Yeğenim” uyarısında bulunmuş  konuyu kavrayamayan OdaTV denen öküz;

Ohhhh beeeeeeee… Sefam olsun, bu günleri de görmek varmış, Avrupa altına kaçırmış.

Kahramanlarına sahip çıkmayan, yok eden uluslar boyun eğmeye ve yok olmaya mahkûmdurlar!

Mustafa Kemal ; Gerçek fütuhat/yengi - zafer, yalnız kılıçla yapılan değil, sabanla yapılandır deyip, üretimi, bilim ve teknolojiyi hedef gösterir.

Yıl 1938, Atatürk hastadır, Savarona yatında kalmaktadır.

Sabiha GÖKÇEN Atatürk’ün isteğiyle 16-21 Haziran 1938'de uçakla Yunanistan -Bulgaristan - Yugoslavya ve Romanya Balkan turuna çıkar. Ama önce Savarona yatının üstünde bir tur atarak Gazi'yi selamlar.

Balkan ülkelerinde yer yerinden oynar. Halk, GÖKÇEN’i coşkuyla karşılar.

Sabiha GÖKÇEN’e Yugoslavya’da ünlü “Beyaz Kartal” nişanı takarlar.

Birinci (Paylaşım) Dünya Savaşının ateşi henüz sönmemiş, bir de üstüne üstlük dünyanın üstüne 1929 ekonomik buhranı çökmüş, ikinci Dünya Savaşı en çok 2 vadeye geliyorum demiş.

Almanya’da Hitler, İtalya’da Mussolini, Portekiz’de Salazar, İspanya’da Franko, Rusya’da Stalin, Türkiye’de Mustafa KEMAL baş aktörler. Tarihçilerin yalancısıyım; Mustafa KEMAL dışındakiler, diktatördür.

Koskoca ekonomi prof'ları ekonomi anlatırlar; kendin pişir kendin ye dinlerler.

Arkadaşın maaşı üç bin,, harcaması altı bin.

Açık verdim %50 diye, yüklendi krediye; bir - iki - üç, bilemedin yürüttü 6 ay bir sene düzeni.

Asgariden ödedi önceleri, tükendi bitti düğün dernek, evlenme bilezikleri, yüzükleri, ana-baba, dost-akraba sev kardeşim destekleri. Maaşına geldi %25 asgari alacak hacizleri.

İşte budur Türkiye'nin düzeni.

İhracatın %70’i ithalat, %30’u Made in Türkey imalat, annayı ver gari.

Derler ki Gayrisafi Milli Hasılada Türkiye'nin kişi başına düşen on bin dolar, milli geliri.

Yesinler bu istatistikleri, sevsinler ekonomist TV bülbüllerini.

Refah seviyesi-sosyal adalet  gözlüğünü takıp  etrafına bakar mı acaba birileri?

%20’si götürür pastanın %80’nini,

%80; 20 gram pastayı paylaşır ; kavga, dövüş, her türlü duruşu sergiler, şükreder.

Eskiler; “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” demişler.

Kişi başına düşen on bin dolar milli geliri Türkçe değil de bir de Aslan Kralca anlatalım.

Aslan-Kurt-Tilki ormanda komün kurmuşlar.

Günlerden bir gün Kurt bir ceylan avlar, üç eşit parçaya bölüp sofraya koyar.

Kurdun bu adaletsizliğini içine sindiremeyen Aslan Kral etrafa haşin bakışlar  atar, tek pençede kurdu öbür tarafa yollar.

Aslan Kral bu kez  Tilkiye döner ve "sen dağıt bakalım kardeş" der.

Tilki etin %80’nini Aslan Kralın önüne koyar, kalanını kendi alır, boynu bükük göz ucuyla Aslana kısık kısık bakar.

Aslan sorar; "Tilki kardeş ne güzel dağıttın, adaletine kurban; nerden öğrendin bu adaleti sen?" der.

Tilki cevap verir; Az önce Kurt kardeşin hal ve gidişinden efendim…

***

Bir hikaye daha geldi aklıma, anlatmazsam olmaz, laf torbası dolmaz.

Tarih yedinci yüzyıl; Muaviye Şam, Hz.Ali Kufe valisidir.

Kufeli'nin biri devesine yükü sarar Şam pazarına satmaya gider.

Pazarda Şamlının biri Kufeli’nin devesine musallat olur. "Bu dişi deve benim" der, durur.

Kufeli, "bu deve benim, üstelik dişi de değil erkek" diye direnir. Şamlının baskısına dayanamayıp canından bezen Kufeli, umutla Şam Valisi Muaviye’nin huzuruna çıkar durumu anlatır.

Muaviye yardımcılarıyla Şam pazarına gelir görür ki deve dünya güzeli bir erkek daylak, lök oğlu lök !

Kufeli’ye bu devenin kimin olduğunu Şam halkına sormam lazım der ve yüksek sesle ünler.

Ey Şamlılar;  bu dişi deve kimindir.

Şamlılar bir deveye bir Kufeli'ye bir  Şamlıya sonunda Muaviye’ye bakarlar ve hep bir ağızdan ; "Bu dişi deve Şamlınındır!" diye bağırırlar.

Muaviye Kufeli'ye döner ve  "Eyyy Kufeli, Aliye git söyle;  Muaviye'nin erkek deveye dişi diyen on bin adamı var, ona göre düşünsün, taşınsın, ayağını denk alsın! "

Bilgi Notu:

Çimi Köyü ile Ahmetler Köyü arasında Yüz Yıl Savaşları var.

Alt Tabaka, Üst Tabaka, Orta Tabaka.

Diyeceksiniz ne alaka?

Tabaka-i Süfla = Alt Tabaka.

Bala = Üst-Yüksek; Evsat = Orta; Süfla = Aşağı-Alt .

Süfla-Evsat-Bala.

Bunlar Çimi Köyünün en eski 3 mahallesinin adları.

Bu adlar Türkçe değil.

Bir de Soğanlı Mahallesi var.

Soğanlı Mahallesinde Çimili olmayan Çimililer kayıtlı.

Süfla-Bala-Evsat adları; Coğrafi mi yoksa insani midir anlayamadım.

Bilgilendirirse memnun olurum Çimili dostlar!

 

Mehmet ARSLAN

Eski Oğlak Çobanı