You are here:
GÜNLÜKLERİMDE ÜZÜMÜN SEVİNCİ PDF Yazdır E-posta
Salı, 10 Ekim 2017 20:59

Öğretmen şair Fatmafunda HATİPOĞLU, Hasan VAROL'un şiirleriyle ilgili güncelerini yazmış. Bu ilgi çekici çalışmayı yayımlarken şairimize gösterdiği ilgi nedeniyle kendisine teşekkür ediyoruz...

***

GÜNLÜKLERİMDE ÜZÜMÜN SEVİNCİ

Fatmafunda HATİPOĞLU 

                                                                                                                                     Büyükada, 30 Mart 19:01
Hasan Varol’un Şiir adlı şiirini okuyunca aklıma geldi. Hasan Varol adını bir yerden anımsıyordum. Facebookta, bir habere düşünmeden yorum yazmış, Nazım Hikmet'in mezar  taşının taklidine emek verilmesini eleştirmiştim. Oysa herkeste aynı çağrışımları yapmıyor simgeler. Şiir adlı şiiri okuduğumda o duyguları hissettirdi, yumuşak hareketli farklı renklerle farklı rüzgârlarla dalgalanan deniz gibi… şaşırtıcıydı ritmi benim için.

Şiiri için “Bağırmayan bir şiir; müzik, uyum ... Bunları imlediğini” söylüyor Hasan Varol. “İsteğim de bu” diyordu. Evet Hasan Varol, tam da dediğinizi kastediyorum, bağırmayan bir şiir, fakat ritmi yüksek ve farklı, monoton olmayan bir akışa, alışmadığımız bir ses akışına rağmen merakla okutuyor kendini.  Naçizane tanımlamaya çalıştım algımı.

                                                                                      Büyükada, 2 Nisan 12:41      Hasan Varol’un şiirlerini yeni okuyorum, anlamaya, ritmini sesini izleğini benimsemeye çalışıyorum. Şiir, zamanla benimsenebilen bir şey. Benimki şiirden anlamaktan çok sevmek hissetmekle ilgili karşılıklar oluyor.
Hasan Varol  ile özel yazışmamızda, bana  “beğeniniz ileri düzeyde” diyor, ama ben yetersiz buluyorum, yeni kitaplar okumalıyım. Örneğin Broy yayınlarından Saf Şiir Yoktur adlı kitabı bir arkadaş önermişti. Şiir eleştirisi üzerine birikimimi geliştirebilirim, donanımlı değilim,  benimki sezgisel diyebiliriz. Yorumumu önemsiyor Hasan Varol, yorumumu önemsemesine sevindim. Bu aralar yeni şiirden haberdar oluyorum biraz -sizin şiiriniz de benim için yeni bir üslup, sözdizimi-

Hasan Varol, “Şiir anlamı aşan duyulup hissedilendir.” diyor. Bu güzel.

 İlk elde Hasan Varol’un Aşkla ve Menekşeli Bahar şiirlerini bulup okudum.

İkisi de sesi olan şiirler bence. Bir solukta ilgiyle okudum. Şiir kendini okutmalı. Dizimi ve izleği çok farklı olan şiir bile merakı çekmeli. Bu şiirlerde sözcükler, ritm ve ses oluşturuyorlar. Örneğin  “Ayakları köpüklü atım Beni uçur uçur..." hasreti çocuksu bir coşkunlukla yaşatıyor okura. Bu şiirlerde birim ve dize eski kalıplarda fakat sözcük dizimleri imgeler yeni. Baştan sona kadar duygu beslenerek akıyor, zorlama imge yok. Aşkla şiirinde aşk enerjisi hissediliyor örneğin. Şiirin müziği olmalı ve o müziğin temayı yaşatması gerekir. Bu şiirlerde olduğu gibi. İçten ilk hissettiklerim bunlar.

                                                                                                        

Büyükada, 16 Nisan 00:23

Bana, yazdıklarında “...Sizden öğreneceğim şeyler var” diyor, Hasan Varol. Teşekkür ederim. Yine diyor ki "Her şeyden önce musiki" Şiir için olmazsa olmaz!  Haklısınız. P. Verlaine Şiir Sanatı şiirinde:

 “Musiki, her şeyden önce musiki;
   Onun için tekli mısradan şaşma.
   Kıvrak olur, erir havada sanki;
   Ağır aksak söyleyişe yanaşma.”

 Çeviri: M. C. Anday, Sabahattin Eyüboğlu

 Böyle diyordu.

Ramis Dara’ nın da kısa bir değerlendirmesini okudum Üzümün Sevinci’ndeki bir şiiriniz için, "Bulaşıcı bir şiir…"  Bu güzel! Sahi, şiir bulaşıdır demişti şair Paul Eluard da  Şiirin Dolambaçlı Yolları adlı kitabında. (Çeviren, Sevim Akten, Telos Yayıncılık, Ekim 1997).

Ramis Dara, ilgili yazısında: “Bu taşın bu portakal çiçeğinin bu suyun bu Toros kızının / öpülecek kokulacak çağıdır”.... diye açılıyor Üzümün Sevinci kitabı Hasan Varol'un. Ve bu "sevinç" galiba bulaşıcı. Bana bile geçtiğine göre, akşamın şu civcivli saatlerinde...” diyordu.

                                                                                      Büyükada, 20 Nisan 16:27        “Şiirimi güzel yerden okuyorsunuz.” diyor, bana Hasan Varol. Buna sevindim.

                                                                                      Büyükada, 21 Nisan 10:33        Birkaç engel art arda geldi ama dün sabah okudum bir solukta şiirlerinizi sevgili Hasan Varol.  Çok güzel. Gerçekten bizi saran evrenin ne kadar güzel, büyülü bir varoluş olduğunu ve bizim de bunun bir parçası olduğumuz duygusunu sevinçle hayranlıkla yaşadım -abartısız - koku, renk, ışık,  ot, ağaç, çiçek, diğer canlılarla - hayvan demeye dilim varmıyor artık -  bir bütün olduğumuzu, cennette olduğumuzu yaşayarak okudum. Teşekkür ederim size, varlığa,   evrene, tanrıya... teşekkür ederim. İyi ki böyle, iyi ki şairler var... Acıyı, çaresizliği, zorluğu, ayrılığı bile ipekten bir tüle sararak anlatmışsınız. "Uçurum Otu, Sarıasma Kuşu, Kırmızı Gül, Aşka ve Çiçeklere Su, Balçova’da 23 Şubat Yağmuru " şiirleri ilk okuyuşta çok sevdiğim şiirler oldu. Diğerlerine haksızlık etmeyeyim, her biri farklı sürprizleri, imgeleri,  temayı taşıyor içinde minik mücevher kutuları gibi her bir şiir. Daha yazacağım dize ve imge örnekleri var çok sevdiğim.

                                                                                          Büyükada, 22 Nisan 22:36        Ne çok kitap var şiir üzerine okunacak! Yazdıklarınızla gerçekten beni ciddi ciddi etkilediniz Hasan Varol, edebiyat ve şiir üzerine yazabileceğim konusunda.

Benimkiler sadece heyecanla izlenim belirtmekti hoyratlık yapmamışımdır umarım.

Örneğin, olumlu bir durumu olumsuz bir eğretilemeyle hissettirmeniz ilginç geldi bana, "uyku ve yorgunluk  dediğim baharda bir tatlıca düş yakıcı can alıcı bir sancı gibi bedenimi sarmakta”, “tatlıca düş -can alıcı bir sancı..." Acılar şiirinde acıyı karanlığı yorgunluğu bile öyle güzel şefkatle anlatıyorsunuz ki, "acıtıyor içimi sararıp soldu betim benzim" diyorsunuz. Evet "sevmek için bakardım ben bu dünyaya " dediğiniz gibi. Sizin hayata bakışınız şiirlerinizdeki her bir imgeye dizeye duygu olarak sinmiş zaten  "...hayat küsmezdi bize, biz küserdik, hayat kör topal bir aslan gibi yürürdü üstümüze gene de bir sokakta..."  Bence hayatla ilgili bu benzetme çok farklı, şefkatli, üstelik insanoğlunu cesaretlendirici, her iki tarafa da öyle sıcak ve adil davranıyorsunuz ki, insana ve hayata, kör-topal bir aslan oluyor hayat ... Yani bizim ona sevgi ilgi göstermemiz yardım etmemiz gerek üstelik küsmüyor bu aslan bize! Örneğin "yağmuru yollamıştık geceden yasemin çiçekleri uykusundan uyanmak üzere" dizelerinde yağmur, çiçekler sanki sizin çocuklarınız, kollayıp seviyorsunuz yönlendiriyorsunuz onları da…  "Aylan Bebek, Ayakkabı Kutuları Toplarım, Utandım ! "  güncel, zorlu durumları konu etmekten kaçamamışsınız dayanamamışsınız protest bir söylemle sessiz ve derinden haykırmışsınız... "Bir Güz Rengi" nde dediğiniz gibi                 

"Cennetin kapısı buradan geçer
Yıldızların kapısı da
Çocukluğumun kapısı da burada"

 Yani sizin o ipek gibi, su gibi, berrak, duru akan, doyumsuz şiiriniz burada.

                                                                                                Büyükada, 27 Nisan 13:39    Hasan Varol’un İncir Kuşu, Harnuplar Pürenler Arılar, Üzümün Sevinci kitaplarını edindim. Çok mutlu oldum. Kitapların adları da kapakları da çok güzel; sıcak, temiz, masum… Adıma imzalanmış olmaları ayrıca güzel. Çok teşekkür ederim.

İki sınıfta (dersimizide) Kırmızı Gül ve Üzümün Sevinci 'ni yazdık okuduk, sözcük türlerini irdeledik, imgelerin çağrışımlarını konuştuk... Kırmızı Gül 'deki  "pürdünya "nın gerçek anlamını bulamadık Google'da... Bu bir meyve mi çiçek mi ağaç mı yoksa diye düşündük. Sonunda      "dünyam seninle dolu" da anlaştık... Sarıasma Kuşu'nu okuduk. Şiirlerle ilgili izlenimlerimi paylaşırım zaman zaman.

                                                                                                 Büyükada, 6 Mayıs 20:27

İster taş at ister gül at” diyorsunuz sevgili Hasan Varol. Size taş atmak mümkün mü!.. Pir Sultan'ın o eren yüreği bende olmadığına göre gül gönderiyorum size.

Şiirleri okurken aklıma geldi, Doğan Aksan'ın Şiir Çözümlemeleri 'ne bakabildim biraz, tabii belirttiği gibi akademik tahlil yöntemleri var kitapta, baktığım örnekler güzel. Anlam, biçim, (imge -simge.) anlatım yolları boyutlarıyla temel akademik incelemeler var. Bu kendime güvenmemi sağladı.-diğer kitaplara bakamadım henüz-

 Benim merak ettiğim bu temel yöntem dışında -yeni şiirin sözdizimi, sesi, ritmi, bunların çağrışımları, yeni şairlerin izleklerini anlama yönünde-  yöntem, bilgi... Sonuçta akademik ortamı ilgilendiriyor bu durum. Ben etkilendiğim sevdiğim heyecanlandığım şiirler üzerine öznel izlenimimi belirtebilirim ancak. Zaman zaman sizin şiirinize ilişkin de duygu ve düşüncelerimi belirtebilirim izninizle. Kitaplar için tekrar teşekkür ederim. Benim için bir hareketlenme düşünme kaynağı oldu.

Yazdıklarınızla benim gibi bir tembeli yüreklendiriyorsunuz. Doğan Aksan gayet açık anlaşılır net. Çok iyi temel disiplin açısından. Anlatımında yabancı terimler yok, kapalılık yok  -akademik bir züppelik ! - yok, bu yönüyle çok iyi.

                                                                                     Büyükada, 7 Mayıs 00:14

        “Sevmek için bakardım ben dünyaya”  Hasan Varol.

Deniz, gece, yel, çam pürleri, ay çiçeği, serçeler, Sarıasma Kuşu, Bademler, Kırlangıç, gelincik, o kutsal yağmur, incir, sevişen portakallar, ille de gül, böcekkapan çiçeği bile, ılık esen gece, güvercinler unutulur mu!

Ya kekik, çam kokuları, Uçurum otu’na sevgiyle şefkatle açıyor yüreğini Hasan şair; sonra bize selam getiriyor bu cennetten Üzümün Sevinci’ne yükleyerek…

“Üzümün Sevinci”, Hasan Varol’un yeni şiir kitabı; öyle sıcak, portakal çiçeği kokulu, şaşırtıcı, insanın içini ısıtan, etrafına baktıran bir kitap;  “Cennet burada!” dedirten bir kitap.

                                                                                                Büyükada, 7 Mayıs 11:39        Hasan Varol şairim, çok incesiniz, yüreklendiricisiniz… Sizin şiirlerinizin yarattığı farklı, yeni taze duygular var "sevmek için bakardım ben bu dünyaya" sözünüz  -sizi açıklayan berceste mısranız-  şiirlerinizin her bir dizesinde, yepyeni imgelerinizde ışıldıyor; sizin yüreğinizdeki aklınızdaki gözlerinizdeki ışık bambaşka; sanki yeni boyutlarını gösteriyor varlığımızın; varoluşumuzun asıl sebebi olan aşkı, kırlangıçta, bir kızın gönlünde, üzümün sevincinde, ırmak boylarında, çınarların esintisinde, keçiboynuzu ağacının çiçeklerinde bir ediyorsunuz. Güneşi sağıyorsunuz bülbüle, çiçeğe süt içiriyorsunuz, ... her bir şiiriniz bir şölen! Türkçenin yalın, sıcak, ışıltılı şöleni. Şiirleriniz kuşların, çiçeklerin, ağaçların, yol boylarının, ırmakların, güneşin, yağmurun, Akdeniz'in müthiş senfonisi!.. Ya Aylan bebek, Kadirpaşa sokağı, Berkin çocuk, Acılar...onları bile bu dünyanın karanlık yüzünü utandırmadan, anlatabilmek... Onları da sonra açarız. Sevgi ve şiirle yıkıyorsunuz dünyanın kirli yüzünü.

                                                                                         Büyükada, 7 Mayıs 14:05        Şimdi geldi aklıma sizin şiirlerinizdeki yepyeni imgeler ve Türkçe sözcükleri düzenlemek, dizmek. Yalnızca bu sözcükler art arda okunduğunda bile insan anadilinin pırıltısını gücünü görüyor. "akşamın ağzı, kuğurmak, gülümserce, kalbimin denizi, bir içim portakal çiçeği, süt gibi sevinçler, pürdünya, kan gibi beslenen,... uslu, bebek gibi yağmur, hazır lokma gibi bekleyen yağmur, ... daha pek çok... Ayrıca şiirinizin anı, zamanı, duyguyu yaşatan yönü incelenmeli Hasan şairim. Hoşkalın! 

                                                                                                     

                                                                                                Büyükada, 7 Mayıs 16:15      Hasan Varol, yüreğindeki çocuğu, şairi hiç kaybetmeyen, müthiş bir coşku, enerji,  ne güzel! Yaşamı besleyen, yaşama kan pompalayan şairlermiş', sizin gibi şairler, tınladı kafamda bu düşünce şimdi.

Bana güzellikler verdin heyecan verdin...

                                                                                           Büyükada, 8 Mayıs 17:32        Baktım arada tekrar bakacağım. Şiirin üç bölümde sınıflandırılması düşünülmeli bu zamanlar için ayrıca. İlk bölümdeki imgenin sahiciliği şairin yaşamında karşılığı olması tespitine katılıyorum kesinlikle, yoksa hissediliyor zaten. O şairin çevresini, yaşamöyküsünü, altyapısını biliyorsak - bilmesek de sözdizimi ahenk ve dilden eserlerin bütününden- anlıyoruz.