You are here:
BİZİM TAŞLI DÜNYAMIZ PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 05 Şubat 2018 19:03

“Ahmetlerli misin? Senin de kaderin "taş"tan yazılmıştır..."

Mustafa KOÇ

Ahmetler, taşın başında bir yer. Ben de işte bu taşın başındaki Ahmetler’de bir taş evde doğmuşum. Köyümüzü tanıtırken, Güğlen Dağını, Ketirleri, Torosların taşlı yamaçlarındaki büyük kaya tepelerin üstünü göstererek; biraz da gururla; “İşte şu taşın başında yaşıyoruz” deriz… Çoğumuzun çocukluğu da işte bu taşların, kayaların arasında geçti.

 “Taşın başı” deyimi, bilenlere biraz da yokluğu, yoksulluğu ve çaresizliği anlatır. Zaten Ahmetlerce’de “açlık çekmenin” adı da “taş gevmek”’tir. Taşlı yollarda yürüdük, taşlı sokaklarda oynadık. En kolay oyun aracımız bile taştandı. Uzakça bir yere yassı bir taş diker, buna “kale” derdik; kaleyi de elimize aldığımız küçük taşlarla yıkma yarışı yapardık. Geceleri Issı Taş oynardık. Hiçbir şey bulamazsak en uzağa kim taş atacak diye yarışırdık. Ayak topunu bile iki taşı kale direği yaparak ortasında kocaman bir taş bulunan köydeki tek düzlük Kuyunun Alanı denen yerde oynadık. Çukurdaki taşlı tarlada Güçlüköylü arkadaşlarla köyler arası maçlar yaparken seyirciler taşların başına oturarak izlemişti bizi.

Analarımız babalarımız suyu taş oluktan içer; ekmeğini hep taştan çıkarır. Buğdaylarımız, Taşharman’da, Kaya Altı’nda, Taş Ardı’nda yetişir. Eskiden unumuzu Çataltaş’tan geçerek ırmaktaki taş değirmende öğütürdük. Bu yüzden ekmeğimizin, bulgurumuzun içinden dişimize hep taş gelirdi.

Eskiden evlerimiz taş duvarla örülür, damların üstündeki yongalar rüzgardan uçmasın diye üzerleri taşlarla bastırılırdı.

Bu taşlı dünyanın taş gibi sağlam karakterli insanları; Taş Çeşme’den su içer, Kalkan Taş’ı, Tıngıravık Taş’ı, Taşlıca’yı dolaşır, Teke Taşı’nda, Arı Taşı’nda, Tuz Taşı’nda hayvan otlatırdı.

Dedem, namazlarını Goramşadaki taş obanın önünde bir seccade gibi uzanan “Namaz Taşında” kılardı. Babam ya yollara taş döşer ya da yollarda gördüğü taşları temizlerken Kara Osman Emmi, taşların arasından yeni yollar açma hastasıydı.

Bizim köyde birine iyilik dilekleri söylenirken, mallar ve canlar için esenlik dilerken; “Ayağına taş değmesin.” denir. Birisi kötü bir şey yaptığında; “Uyyy, başımıza taş yağacak!…” diyerek endişelenir; çaresizliklerimizde ise kaderimize razı olur “Bağrımıza taş basarız.”

Dedim ya Ahmetlerli misin, demektir ki senin de kaderin taştan yazılmıştır.  İşte “taş gibi” erkeklerin, “taş gibi” kadınların yetiştiği bu taşlarla dolu küçük dünyamızda galiba ben taş gibi sağlam çıkamadım. Çünkü bir gün içimde, sol böbreğimde bir taş çıktı.

Böbrek taşı sancısı çekerken doktorlarım dedi ki; “Bu taşı kırdıracağız.”

İçimde taş ocağı mı vardır ki taş kırımı yapılacak bilemiyordum.

Neyse ki hastanede lazerli taş kırma makinesinin "tak tak"ları işe yaradı da içimizdeki taşlardan kurtulduk. Ama bizler dışımızdaki taşları sevmekten yine de vaz geçemeyiz ki... Çünkü biz taşlarla çevrili bir dünyanın çocuklarıyız. Ahmetler’in taşını toprağını da zaten bu yüzden sevmiyor muyuz?

Sanırım bu yazının sonuna bir “taş” türküsü iyi gider. Tıklayın ve dinleyin derim...

“Kalenin dibinde bir taş olaydım.”