You are here:
BİZİM MEMLEKETTE CAHİLLİK MODA! PDF Yazdır E-posta
Salı, 17 Nisan 2018 09:11

ALO ORASI NERESİ?
BİZİM MEMLEKETTE CAHİLLİK MODA!

Mehmet ARSLAN

Ben cahilin en ilericisini severim.[1]

Yarım yamalak cahil olmaz olsun, memleketim cahillerle dolsun, cahillikler ülkesi olarak nam salsın. Bu gelişmeyi kimse durduramaz, cahiller olmadan ülke yönetilemez.

Bakınız, altını çiziyorum; herkes bir gün cahil olacak, tüm makamlar cahillerle dolacak!

Einstein mı sayıştayın mı, hani şu dili dışarda adam var ya, güya demiş ki; “Dahiliğin mutlak bir sınırı vardır ama cahilliğin asla.” Pöh pöh pöh… ayarı kaçmış meydanı boş bulmuş, köpeksiz köyde değneksiz gezen frenk kafirine bak sen, hiç ders almamış bizimkilerden. Bunun gibilere basacaksın Osmanlı tokadını, anlayacak Hanya’yı Konyay’yı .

Ama heyhattt… Ulemadan Sebahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent ARI Efendi Hazretleri buyurdular ki ; “Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben her zaman cahil halkın ferasetine güveniyorum".

Oh be dünya varmış, bu memleketin sırtı yere gelmez. (Allahtan yere basmayan milim adamlarımız var da) Anladın mı Einstein efendi, yer bitirir seni ulemanın fendi fenendi.

Aklıma geldi; eskicilerde bir Milli Eğitim Bakanımız varmış (Maarif Nazırı Emrullah Efendi)  demiş ki; "Şu mektepler olmasaydı, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim"

Ya işte böyle; “Ne ekersen onu biçersin” hemşerim.

Tarih 15 Nisan 2018

Bahçedeyim önümde masam.

Masamda; çay, kitap, kalem  ve arkasında ben.

Dağlılardan Ömer seslendi öteden;

“Memed Abi Çay içen mi?”

“İçiyorum zaten; hadi gel...” 

Elinde 3-5 tane ambalajlı endüstriyel NBŞ’li gıda benzeri…

“Abi buyur sen de ye!” dedi.

“Ömer, kepek yapar bunlar bende, aklın varsa yeme sen de.”

“Neden Abi?”

“Sizin köyde buğday, mısır, fasulye, nohut, hıyar… eken; tavuk, inek, koyun, keçi… diken var mı Ömer?”

“Eskiden vardı şimdilerde ekmek dahil hepsi marketten.”

“Biliyor musun Ömer; bu yediklerin hangi memleketten? Üç harfli marketten aldım, o kadarını ben bilemem?”

“Ömer  yediğin şeyi bileceksin, bilmiyorsan sonuçlarına katlanacaksın!”

“O elindeki kitap ne abi, ben hiç kitap okumam?”

“Beslenme Tuzaklarından Kurtuluş Rehberi” Prof. Dr. Canan Efendigil KARATAY.

“Hani şu televizyonlara çıkan çatlak karı mı?”

“Heeeee o.”

“Abi sen kafayı yemişsin!”

“İttir git lan…”

“Kurdeşen olmuş kaşınıyorsun Ömer; senin kafan var ama beynin yok…”

“O ne demek abi?”

“Ömer senin kellen kaç kilo gelir?”

“Bilmem…”

“Bak Ömer; İnsan kafasının ağırlığı ortalama 7-8 kg, beynin ağırlığı yaklaşık 1,5 kg’mış. Bir insan beyninde 90-100 milyar hücre varmış. Bu hücreleri 5N 1K; Ne, Nerede, Nasıl, Ne Zaman, Neden ve Kim diye sorgulayıp yargılama yaparsan arı gibi, karınca gibi çalışıp bal ve yem yapar, ışıldar, cin gibi olunurmuş. Bunları yapmazsan Ömer, beyin hücreleri kaba et olup uykuya dalar, kelle paça bile olmaz.

“Memed Abi annayamadım ben senin dediklerini…”

“Ya Ömer çok basit: Koyun-Keçinin başından kelle paça olur yenilir, 5N 1K’sı olmayan bir insan beyninden kelle paça da olmaz, ekonomik - sosyolojik ve de işe yarar kullanım değeri’ de  yoktur. At  çöpe, hepsi bu.”

Ömer damdan düşer gibi konuya daldı;

“Abi ya, halkını kırıp geçiren Esad canavarı ve Suriye işi n’olacak sence?”

Ne olacak Ömer; İtaat etmeyeni ağası ya kapının dışına koyar ya da asar. Hristo Amerika - İngiltere - Fransa Mirac Kandilinde Müslim Suriye’yi bombalayıp Suriye halkını özgürlüğe kavuşturacak, bizim ileri cahil Müslüman dünyamızda mutlu ve kutlu olacak (!)”

“Bombalama gerekçeleri de Esad kimyasal gaz kullanmışmış. Hani bir zamanlar Saddam Hüseyin’i kimyasal gazı var diye öldürüp Irak’ı parça pinçik etmişler de sonrasında ne gaz bombası be, Saddam’ın elinde kimyasal gübre bile yokmuş diye alaya almışlardı ya. Bu da işte öyle bir şey!”

“Ömer dellendirme beni; Amerika’nın mutluluk, özgürlük getirdiğini kim görmüş kim duymuş?”

“Ama abi bu Esed’de halkını öldürüyor!”

“Bunları kim söyledi sana Ömer?”

“Televizyonlardan duydum abi.”

“Ömer; Sen Çanakkale savaşını, Kurtuluş Savaşını duydun mu?”

“Biliyorum abi, Çanakkale’ye şehitliğe gittim.”

“Biz kimlerle savaştık?”

“Düşmanlarla abi.”

“Kimdi o düşmanlar, ne işleri vardı Anadolu’da?”

“Memed Abi sen okumuşsun, ben cahilim gelme üzerime?”

“Yeme beni şimdi cingöz dağlı!”

“Bak Ömer ben ne yaptım şimdi anlıyor musun?”

“5N 1K yapıp seni köşeye sıkıştırdım, senin beynine kan yürüdü, beyin hücrelerin harekete geçtiler, aklın başına geldi; cahillik sınırlarını zorlamaya, tehlikeli olmaya başladın, sen gari iflah olmazsın!”

“Biz Çanakkale’de, Sakarya’da Emperyalistlerle savaştık Ömer. Bizi esir alıp köle olarak kullanmak isteyen İngiltere-Fransa-İtalya ve onların kandırdığı Yunanlılarla, Avusturalyalılarla, Anzaklarla, Hintlilerle, kapı komşumuz İç düşman işbirlikçi bazı Türk-Kürt-Ermeni ve Rumlarla mücadele ettik.

İşte Ömer bu sömürücüler; Türkler barbar, herkesi öldürüyor, insan değiller, bunlardan dünyanın kurtulması lazım, sizlere Anadolu’da toprak vereceğiz, zaten Anadolu Türklerin değil… yalanlarıyla bu insanları kandırıp yanlarına alıp bize saldırdılar. Biz de yaşlı genç, kadın erkek hep bir olup işgal altındaki vatanımızı düşmanlardan kurtardık.

Ömer bak koçum;

Bizim memlekette cahillik moda, yükselen değer, en ucuz ürün, arzı bol talebi çok. Piyasanın %70’ine cahillik ekonomisi hakim.

Ömer’cik bir şey daha var; İnsanlık hep çoğunluğun karar ve görüşüyle yönetilmiştir. Ama insanlık bir türlü adalet-eşitlik ve özgürlüğe kavuşamamış, kölelikten, kulluktan kurtulamamıştır. Çoğunluk demek doğru ve adaletli karar ve yönetim demek değildir, kişilikli özgür bireyler ancak doğru kararlar verebilirler. Yani nitelikli azınlık!”

“Kafam karıştı benim; Memlekette Demokrasi var abi!”

“Demokrasi kullanana göre değişir, lastik gibidir, açık uçludur; her şeyin aslı esası da güçtür Ömer. Güç kimdeyse onun borusu öter, adalet ona göre tecelli eder. Konuyu dağıttık; Sen Suriye’nin durumu n’olacak demiştin.”

“Ömer, saf köylüm, Suriye savaşı başlayalı kaç yıl oldu? Ben söyleyeyim; 7 Yıl oldu. (15 Mart 2011)

Hani 2 vakte kadar Esad yolcuydu? Şimdi sana bir soru daha: Ben, Şu, O, Bu, Filanca, Falanca… Senin eve girdik ve dedik ki;

Ömer; derhal burayı terk et, senin evin, karın, kızın, çoluğun çombalağın, tarlan takkan… bundan böyle bizim yönetimimizde olacak, işgal altındasın, yoksa ölümlerden ölüm beğen!

Ne yaparsın?”

“Ne yapacağım abi onurumu mekanımı savunurum.”

“Ev de bir vatandır, yani vatanını savunursun!”

“İşte Suriye’nin gerçek vatanseverleri de bana göre Esad’la birlikte ülkelerini savunuyorlar. Amerika-İngiltere-Fransa kandil gecesi Suriye’yi füzelerle vurdular. Sadece füzelerle savaş kazanılmaz. Savaş nihayetinde insanla kazanılır. Bir ülke içerden çökertilmedikçe, yani işbirlikçi iç düşman olmadıkça dışardan müdahalelerle yıkılamaz.

Düşün hele bir; dünyanın neredeyse tüm terör örgütleri Suriye’de, İngilizler-Fransızlar-Amerikalılar-Rusya-İran-Türkiye-Suudi Arabistan-PKK/PYD … hepsi Suriye’deler.

Neden-Niçin?

Çarşı karışık, herkesin ayrı bir hesabı var. Bizimkisi teröre ve bölücülüğe karşı ülke güvenliği. Kaf dağının ardından gelen İngilizler-Fransızlar-Amerikalılar ve Rusya’nın dertleri ne ola?

N’olacak Ağalık...

Ama bir de gerçek var: Hiçbir silah, vatan sevgisinden daha etkili değildir, Ömercik!”

Bursa 15 Nisan 2018



[1] Bu “atasözü” bana aittir, izinsiz kullanılamaz.