You are here:
Ortak Sülalemiz Ahmetler PDF Yazdır E-posta
Cuma, 30 Ekim 2009 12:58

Ortak Sülalemiz Ahmetler;
Hepimiz Ahmetlerliyiz…

Mustafa Koç

Soyağacında sıra Pantır El’e gelince bir şeyler yazmak istedim. Umarım bunu çok görmezsiniz. Pantır dedeme amcama, babama borcum var. Hepimiz geçmişimizi, geçmiştekileri unutmamalıyız. Köyüme borcum var, bizi biz yapan, bizi yoğuran değerleri o taşın başında edindik. Nereden geldiğimizi bilmezsek, sahip olduğumuz hiçbir şeyin değeri kalmaz.

Pantır El, ya da Pantırlı… (*)

Köyümüzün en geniş ailesi… Belki de kökü… Ahmetler’e adını veren üç Ahmet’ten biri mutlaka Pantır Ahmet. Yörük denince en çok onlar akla gelir. Yaylanın kahrını, cefasını çekenler de vaktiyle sefasını sürenler de onlar. Yörüklüğü en çok onlar temsil ediyor. Şimdi bile yayla geleneğini sürdürenlerin çoğunluğu Pantır dedenin torunları. (**)

Tapılacak adamlar da çıkmış içlerinden asılacaklar da… Eğer onlardan birini asarsanız oturup dibinde ağlarsınız da… Bazıları vardır ki ya kırk altın verirsiniz; ya da kırk sopa vurursunuz!… Çünkü bazen onlarla olmaz; ama hiçbir iş de asla onlarsız olmaz. Allah diğerleri gibi onları da eksik etmesin; yoklukları fark edilir.

İyiliklerine doyulmaz, ama sakın onlarla kötü olmayın; çekilmezler... Hatır gönül bilenlerdendir Pantırlı. Sevdiğini yere çalmaz. Sevdiler mi tam severler. Sevgileri de güçlüdür nefretleri de… Hem kolay adamlardır hem de zor.  Yemesini de bilirler yedirmesini de… Sofrası serili olanlar onlardandır…  Mecliste sözleri geçer; sözleri dinlenir.

Alimleri de vardır zalimleri de… Haksızlığı asla sevmezler ama haksızlıktan geri durmayanları da eksik değildir. Güvercin de olurlar şahin de… Onlar hem herkese benzerler hem de kimseye benzemezler. Sözlerinin eridirler; güvenebilirsiniz ama yine de sakın dallarına basmayın.

Akıllıdırlar; bu nedenle akılsız dostunuz olacağına akıllı bir Pantırlı düşmanınız olsun daha iyi. Hiç değilse ne yapacakları bellidir. Okumaya yatkındırlar. Eskiden oradan oraya göçerken, Aldürbe’de, Çırlavık’ta, Goramşa’da okul vardı da okumadılar mı? Ama köy okulu yapılınca okumanın tadını aldılar.

Sanki üstlerine bir dua sinmiş gibi darma dağınıklar. Iraklı bir Türkmen’den dinlemiştim. Ulu bir kişi, bütün Türkler için şöyle bir dilek dilemiş; çok anlamlı ve düşündürücü olan bu sözü hiç unutamadım:

“Allah birinizi eksik etmesin; ama beşinizi bir araya getirmesin.” 

Türkler, genel olarak birbiriyle didişmeyi sever; yakınıyla ortaklık yapamaz; bu söz belki de bu yüzden söylenmiş olabilir. Türksüz dünyanın tadı olmaz; ama Türkler birlik olursa onlardan da korkun demek istemiş sanki. Bütün Türkler, tarihte hiç bir araya geldiler mi bilmiyorum. Mehmet Arslan’a soralım bunu. (***)

Avrupalılar, çocuklarını hala “Türkler, geliyor!” diye korkuturmuş. Ama bir de bizim dağınık halimizi bilseler… Kim bilir belki de birlik içinde olmamızdan korktukları için durmadan birbirimize düşürüp bizi içerden bölmeye çalışıyorlar. Türkler birlik olsaydı Irak’ta askerinin başına çuval geçirtir miydi? (****)

Kardeş kavgası ya da kardeşiyle dargınlık; Türklerin genlerinde mi vardır yoksa? Bir de birlik olsalar aşılmayacak geçit, bükülmeyecek bilek, yapılmayacak iş kalmazdı.

Neyse; işte bu ulu kişinin duası Pantırlı’ya da geçmiş. Dargınları barıştırırlar; herkesi birleştirirler ama birbirleriyle de geçinmezler. Pantırlı’nın en büyük zararı kendilerinedir… Zaten kar etmesini de bilmezler. Ticaretin “t”sinden anlamazlar; ama aç da kalmazlar. Varlık içinde boğulanları da yoktur; açlıktan ölenleri de… Siz hiç, ticaret yaparak kısa sürede köşeyi dönmüş bir Pantırlı gördünüz mü? Göremezsiniz… Akıllı adamlardır ama ticaret, akıldan başka şeyler de ister.

Emanete bağlıdırlar; güvenin.  Aslında hile yapmazlar, devlet ehli hangi Ahmetlerli, devlet malından nemalandı? Kaç tanemiz; "Devlet malı deniz, yemeyen domuz" demiştir? 

Pantır El kadınları çalışkandır; erkekleri, hadi tembel demeyelim, ama ağırdırlar, gailesizdirler. Bu yüzden kocalarını sevseler de onlara çene yormayan Pantır El gelini yok gibidir.  Kadınlarına sonuna kadar güvenin; anaçtırlar, merttirler. Pantır El’den kız alanlar aldanmaz. “Osmanlı kadın” ararsanız onlarda bulursunuz.

Erkelerse Allahtan evlerine bağlıdırlar. Eskiden hep iki evlenenler, üç evlenenler çokmuş. Ümmü ebem, Tevfik dayımın Ümmü’yü torunu Cengiz’ isterlerken karşı gelmişti:

“Pantırlı’ya kız mı verilir; onlar hep iki evlenir demişti. Nerdeee? Şimdi olsa olsa dillerinde vardır bu; kızlar korkmasın… Şimdikiler bu konuda asla atalarına “layık” evlatlar olamamış(!); onların yolunda değiller.

Kısacası, sıradan insan değiller bu Pantırlılar. Birçok sülalemizin kendine özgü özellikleri renkleri, üstünlükleri, zaafları olduğu gibi bunların da vardır. Herkes gibi varlıklarını da hissedersiniz yokluklarını da…

Ama bir şey var ki Ahmetler’in tarihi Pantır El olmadan yazılamaz. Hangi sülalenin soy ağacına baksanız mutlaka Pantır El ile akraba çıkar. Bütün sülalelerle kız alıp vermişler ve öyle karışmışlar ki şimdi adeta hepimiz akrabayız. Daha doğrusu aslında köyümüzdeki bütün sülaler birlikte, tek bir sülale gibiyiz.

Kendi geçmişimizle hepimiz elbette gurur duyarız; duymalıyız da... Hiçbirimizin geçmişinden bize utanacağımız bir miras yok. Ama bundan daha da önemli olan başka bir gerçek var:

Hangi sülaleden olursak olalım; sonuç olarak hiçbir özelliğimiz şundan üstün değildir: Hepimizin ortak sülalesi "Ahmetler" ve “Hepimiz Ahmetlerliyiz…”

Ahmetlerli olmakla gurur duyalım!


Ekler:

(*)

"Pantır" sözcüğünün anlamını araştırırken bunun "panter"den geldiğini duymuşturm. Yani "panter gibi çevik ve güçlü" gibi bir anlamı var. Ancak soyadı kanununda ailelerden birine neden "Pantır" soyadı verilmediğini öğrenemedim.

(**) 

Mehmet Arslan diyor ki: “Pantırlı olmasaydı, yayla da olmazdı. Pantırlı, Ahmetler’in delisidir. Cumhuriyetten önce delisi olmayan köy sahipsizdi.” 

(***)

GÖK-TÜRK Hakanlığı (M.S.552-745) olarak bilinen, ama doğrusu TÜRÜK-BİL KONFEDERASYONU olan devlet ilk Türk birliğidir. Adriyatikten Çin'e, Sibir'den Pamir'e kadar yayılan, egemen olduğu geniş topraklardaki halkları Türk dil, kültür ve uygarlığı altında 1454 yıl birleştirmiş olan bir yapıdadır. Kazan'ın güneyi  olmak üzere İÇÜÜM APAM BUUMİN KAĞAN İSTEMİ tarafından  - 879’da İdil -Oral'da kurulmuş, günümüzdeki Moğolistan'da ŞUBİ SELENA alındıktan sonra, başkent, - 565’de UROUN BOLlO'a nakledilmiş ve Kül-Tıgin'in 575’de (732 değil) ölümünden 5 yıl sonra M.S. 580’de  dağılmıştır. Bilinen tarih itibariyle Dünyanın en uzun süreli İmparatorluğudur. Roma 900 Yıl. TÜRÜK-BİL’ in (Göktürk alfabesi diyorlar) 38 Harfli (4 ünlü 34 ünsüz) alfabesi var, son şekli Orhun yazıtları. (Mehmet Arslan)

(****)

HUNLARIN başlattığı KAVİMLER GÖÇÜ SIRASINDA, BATIYA KAYAN OSTROGOTLAR VE VİZİGOTLAR’dan OSTRAGOT Kıralı TOTTİLA Başta İtalya olmak üzere yakıp yıkmış kımış-geçirmiş, Türk ATİLLA İtalya ya inmemesine/Haraca bağlamasına karşın Ostragot TOTİLLA nın suçunu Türklere yüklemişler ve TÜRKLER GELİYOR DİYE YÜZYILLARDIR ÇOCUKLARININ BİLİNÇ ALTINA İŞLEMİŞLERDİR. (Mehmet Arslan)