You are here:
Selanikteki Ahmetlerli PDF Yazdır E-posta
Pazar, 22 Kasım 2009 10:07

Ahmetler'in Folklörü ve
Çalıp Söyleyenler...

Yazan: Mustafa Koç 

Köyümüzün folklörü konusunu, arkadaşlardan birisi yazar diye bekledim ama daha fazla geciktirmemek için bu konu bana kaldı.

Şunu hep merak etmişimdir: Dikkat ediyorum ki çoğumuz müziği seviyoruz. Herkesin sevdiği türküler, şarkılar, sanatçılar var. Köylülerimizden kendi başına bir müzik aleti çalan, örneğin bağlama çalmak için çaba gösterenler olduğunu da biliyoruz. Ama çok yaygın ve bize özgü bir müzik kültürü de gelişmemiş.

Gerçi köylülerimizden müziğe, bir çalgıya ilgi duyanlar az değil; ancak söylemek istediğim yöremize ait bir şarkı türkü birikimi yok. Varsa da ben bilmiyorum. Benim bildiklerim arasında İbrahim Koç bu işi en iyi yapanlardan biri. Kara Mustafa (Koç), Ali Orhan, Ali Varol, Ali Koç, Mehmet Koç, Selçuk Öz, Abdullah Koç ve Ali Yücel Demir de bağlama çalıyorlar. Başkaları da vardır tabi, haber verin bu listeye ekleyelim. Bir gün köyde bir şenlik düzenlersek bunları ortaya çıkarırız. 

Öğretmen okuluna gittiğim yıl orada çok ciddiye alınan müzik dersleri vardı. Hızla mandolin çalmayı öğrenmiştik. Köye gidince bunu oradakilere gösteririm diye kendi kendime gururlanıp duruyordum. Ama tatilde mandolinimi alıp köylülere bir şeyler çalmaya kalktığımda umduğumu bulamadım. Tanıdıklarım, benim bu sanatı yapmamı pek istememişti galiba. Beklediğim ilgiyi ve takdiri göremeyince bu konuda ciddi bir hayal kırıklığı yaşadığımı söylemeliyim.

Daha sonra bir şey dikkatimi çekti: Nedense geleneksel olarak köyümüzün eskiden gelen kalıcı bir müzik ve eğlence kültürü öne çıkmıyor. Belli ki bu kültürel özelliğimiz hem giderek değişime uğramış hem de fazla gelişememiş. Sadece Ahmetler’de değil; bu bölgede yaşayanlar, özellikle sahile yakın bölgelerde kalıcı bir gelenek oluşturamamış. Bu kesimlerin dış etkilenmeye açık olmasının ya da oradan oraya konup göçmenin bunda etkisi var mı bilemiyorum. Ama bir gerçek var; bu kadar zengin kültür birikimi ve sosyal ilişkileri olmasına rağmen atalarımız dikkat çekici bir müzik ve eğlence kültürü geliştirmeye zaman bulamamış. Kopuzu, Orta Asya’da bırakıp gelmiş gibi bir halimiz var.

Belli ki bizden önce burada yaşayanlardan da bir etki bulaşmamış. Bu bir inceleme konusu olabilir. Ancak folklörsüz halk olmaz; elbette zamanın süpürüp gittiği, yaşam koşullarının unutturduğu çok şey var. Ahmetler’i ölçü alırsak bizim yine de Teke yöresiyle, Silifke ve Konya folklörüne yakın olduğumuzu söyleyebilirim.

Köyümüzün geleneksel bir müzik aleti isterseniz kavalı söylemek mümkün. Eskiden kaval çalanlar vardı; şimdi onu sürdürecek kimse var mı? Pantır Koç’la Küpeli Musa dışında kaval çalan da kalmadı.

Benim çocukluğumda düğünlerde kadınlar ve erkekler kaşık havası oynarlardı; sözlü bir müzik kültürümüz vardı. Ağıtlar yakılır, maniler, gelin türküleri söylenirdi. Başka çalgımız yoktu; def eşliğinde kadınlar çok güzel türküler söylerdi.

Çoğunuz belki adını bile bilmezsinizdir; bir de zıppığımız vardı. Burdur yöresinin, Çavdır’ın simgesi olan “sipsi”nin bir zamanlar bizim de ağızlarımızda olduğunu söylersem şaşıracaksınız değil mi? Ama bu bir gerçek. Kargıdan yapılırdı ve biz ona “zıppık” derdik. Çok güzel çalanlar da vardı. Ne olduysa kavalımız, defimiz, zıppığımız, kaşık oyunlarımız ortadan kayboldu. Keçi boynuzundan yapılan bir tür ses borusu bile hatırlıyorum. Bunları tarihe not düşelim ki folklörük değerler konu edilirken unutulmasın.  

Bizler daha çok Teke yöresinin geleneksel folklörüne yatkınız. Geliştirilmiş ve modernize edilmiş bir Silifke folklörü Ahmetler’in geleneksel yaşantımızın izleri taşıyor.  Eskiden kaşıkla oynayan köşekler vardı; Silifke ekibinin çoban kıyafetleriyle oynadığı kaşık oyunu bizdeki oyunlardan farklı değildi. O nedenle ben, aynı yörük yaşantısına sahip olduğumuz Silifke bölgesinin bizim folklörümüzle aynı olduğunu düşünyorum. Öte yandan yayla geleneğinden ve Bozkır, Ermenek bölgesiyle komşuluk ilişkilerinden ötürü Konya’nın kaşık oyunlarından da etkilenmiş olabiliriz.

Köyümüzdeki eski geleneksel giysiler de tarih oldu. Yörük poşusunu, allı yeşilli Yörük şalını, kadınların üç eteklerini yitirdik. Dokuma alacalardan, kutmu ve çift ipekli kumaşlardan yapılan fistanları artık göremiyoruz. Annemin giydikleri, altın ya da gümüş paralar takılan gelin takkeler, ingiller yok artık.

Yazıya başlarken amacım, folklörümüzün köklerini irdelemek değildi ancak müzikten söz açılınca konu biraz değişti. Sadece; “içimizden müzikle doğrudan ilgilenenler pek olmamış” deyip geçecektim ama bakın nereden nereye geldik.

Bu yazıda son olarak Selanik’teki bir Türk kızından, bir Ahmetlerli’den de söz edeceğim. Selanikteki Ahmetlerli Dilek Koç, orada müzikle ilgileniyor, konserlere çıkıyor, televizyonlara çıkıyor; Türkiye’yi, Türk müziğini tanıtıyor ve daha çok da Türkçe türküler söylüyor.

Asıl mesleği mimarlık. Ama müzik sevgisi onun kaderini çizdi. Burada pek bilinmese de şimdi artık Selanik’te ve Yunanistan’da çok tanınıyor; sürekli konserler veriyor. Atina’da ünlü Yunanlı sanatçılarla birlikte sahneye çıktı. Zaman zaman Türk Yunan dostluk derneklerinin organizasyonlarıyla İstanbul’da, Kuşadası’nda ve Ege adalarında konserler verdi. Türkiye’yi tanıtımdaki katkılarından dolayı Selanik Konsolosundan takdir belgeleri aldı.

Türk Yunan ortak yapımı olan ve Tamer Karadağlı’ın da oynadığı “Bir Tutam Baharat” filmindeki şarkıyı söylemesiyle çok ilgi çekti. Film de şarkı da çok beğenildi. Bu şarkının sözlerini de kendisi yazdı.

Dilek’le ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz internette Türkçe ve Yunanca çok sayıda yazı bulabilirsiniz. Ayrıca söylediği şarkıları internet ortamında dinleyebilir, vidolarını izleyebilirsiniz. Çeşitli albümlerde şarkıları yayınlandıktan sonra artık kendi albümlerini hazırlamaya başladı. “Karşı-1” adlı ilk CD’sinden sonra bugünlerde “Karşı-2” adlı ikinci albümünü çıkarıyor. İsteyenler Dilek Koç’un ilk CD’si, “KARŞI-1”’i aşağıdaki rapid linkinden indirebilir:

http://rs359.rapidshare.com/files/232137013/00.DILEK_KO__KOTS__-_KAR_I.JTC.rar

Bu yazıda Dilek Koç’u size Selanikli bir sanatçı olduğu için değil, bir Ahmetler’in kızı olduğu için tanıttk.  Ahmetlerli bir sanatçıdan haberiniz olsun istedik. Web sitemize onun söylediği bir türkü de eklenecek. Umarım sitemizi devamlı izleyerek Ahmetlerli olduğunu unutmayan Dilek, bu sürprizle mutlu olacak. Ona hepiniz adına selam ve sevgilerimizi gönderiyorum.

Dilek’le ilgili olarak Atina konserini haber yapan bir Türkçe internet sitesindeki yazıyı, aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Hoşça kalın…

http://www.lpghaber.com/Atina-da-Turk-Muzigi-Esintisi--haberi-49896.html