You are here:
Ahmetler'in Şairi PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 28 Ocak 2009 16:56

Yokklulardan Fışkıran Bereket

Köyümüzün yetiştiridiği çok değerli insanlarımız var. Onların kıymetini bilmeliyiz. Ahmetler, onlarla daha zengin, daha değerli ve daha güzeldir. Profesörümüz, şairimiz, kendi çapında eli kalem tutan öğretmenlerimiz ve ressamlarımız var. Mimarlarımız, mühendislerimiz, meslek ve iş hayatında başarılı olmuş çok arkadaşımız var. Ahmetler'i ne sanıyorsunuz? Eline saz alan ozanlarımız, sahneye çıkan, CD çıkaran şarkıcılarımız var. Bu köyden çıkan her insan, kendi çapında da başkalarının gözünde de çok değerlidir. Gerçekten yokluğu ve yoksulluğu yenerek bir yerlere gelen bu iinsanlarımızı sevgi ve saygıyla selamlamamız gerekiyor.

Sitemizde bunlarla ilgili çeşitli yazılara yer vererek aramızdaki kopuklukları azaltmak ve bağları kuvvetlendirrmek istiyoruz. İlk olarak şairliğiyle de tanınan ve çeşitli şiir kitapları yayınlanan sevgili Hasan Varol'u tanıtarak şiirlerinden örneklerler verdik. Bunların arkası gelcek... 

Öğretmen Hasan Varol, kendine özgü söylemleriyle adeta "Ahmetlerce'yi" şiir çevrelerine tanıtmış, Torosların bitkilerini, yaylaların otlarını, dağlarımızın çiçeklerini, böceklerini ve kuşlarını geniş kesimlere tanıtmışştır. Onun sözcüklerini sizler, bizler daha iyi anlarız. O bu toprağın sesini ve kokusunu anlatıyor. Çünkü o, Ahmetlerin çocuğu. İleride Hasan Varolla ilgili daha geniş bir bölüm hazırlamayı düşünüyoruz.

 İşte Ahmetlerli şair öğretmen Hasan Varol:

Hasan Varol, Manavgat’ın Ahmetler köyünde 1952 yılında doğdu. Bugüne değin Türk Dili, Türkiye Yazıları, Sanat Emeği, Hakimiyet Sanat, Yarın,Yusufçuk, Somut, Dönem, Düşün, Akdeniz Şiir, Ansan Sanat, Milliyet Çocuk, Kırkmerdiven,Yeni Biçem, Şairin Atölyesi, Mavi Portakal, Morca gibi dergilerde göründü. Düzyazılarının bazılarını Yeni Biçem dergisinde yayımladı. Ardıç Türküleri 1991 Güneş Yayıncılık, Kalbim Uçurtma 1992 Broy Yayınları, Aşka Süt 1996 Güneş Yayıncılık, Çiçek Atlasım 1994 Güneş Yayıncılık kitaplarını yayımladı.

KAVLI MEŞELERİ ÖPEREKTEN

Şu uzak dağlarda şu Toroslarda
Kavlı meşeleri öperekten koşuyorum
Hafif kızıla çalan nemli topraklarda
Elim sarmış sevgilim gözüm dalgalarda
Güneşi soluğumla okşuyorum.


Gezdim kızılçam içlerinde andızlar altında
İçtim şarabından derlerin güzelleştim
Daldan dala atladı sincap gözlerin
Davar taraklarından geçtim
Kısraklarla ulaştım dalgalara.

Sevgilimi arıyorum deniz sakladı sevgilimi
Kızılçamlar arası pürenler içinde
Güneşi içenlerin nefesiyle
Koşuşan dalgalar içinde
Öpüyorum sevgilimi.

Koşuyor kıyılara koşuyor tozu dumana katarak
Koşuyor zerre zerre çoğalarak incelerek uçarak
Dayanır bizim ağ dalgalara
Dayanır kıyılara göz kırparak
Şakalarla dalgalar katıyor balıkları bizim ağa.

Koşuyor koşuyor dalgalar bize yardım ederek
Bu dalgalar sarhoştur sallanıyor
Kollarım dalgalarla sarmaş dolaş oluyor
Giriyor kucağıma dalgalar
Köpükler metrelerce yıkarlarda
Sanırsın ki kavaklar sallanıyor.

Dalgalı dalgalı denizim
Salla beni salla beni dalgalarla
Çoğala çoğala koşan sevgilim
Dalgalarla sallanan beşiğim.

Hasan Varol
(Türk Dili dergi, sayı 336)

 

MENEKŞELİ BAHAR

Ayakları köpüklüce atım
Beni uçur uçur
Sevgilim yalnız kalmasın
Ağlamasın
Belki gece olur uyur.

Ayakları  köpüklüce atım
Beni uçur uçur
Kardeşim hapiste
Ne yapar ne halde
Ne yapar nasıl oturur

Ayakları köpüklüce atım
Beni uçur uçur
Yeğenim var Almanya’da
Biz ona o bize hasret
Kavuşmak ne güne durur

Ayakları köpüklüce atım
Beni uçur uçur
Annem o yoksul köyde
Babam tarlada neler toplar
Unuttular mı beni acep
Şimdi kırlarda
Menekşeli bahar var.

Hasan Varol
(Kırkmerdiven dergi s... 1991)

 

 

Kalk köye gidelim
Varınca ne çok sevinir anam
Bize hasret yol boyu cevizler
Boz topuklu incirlerin
Yemyeşil etekleri
Sevinçten sırılsıklam 

Kayrak toprak gök taş akça bulutlar
Uzakta göz dinlendiren meşeler
Şimdi üzgün yol gözleyenleri köyümün
Gözledikleri yitik, gözledikleri gelmeyenler

Baktım köyüme doymak ne mümkün
Beni sardı çekti eskilere
Uyudum da uyandım
Daldım eskilere
Güzel ne güzel sinmiş
Alındaki çizgilere
Güzel sevgi gurbetten gelmeyenler

Oğullar kızlar gelmez mi hiç
Doğduğu köyü evi sevmez mi hiç
Gurbette boğuluyorlar da kederden
Ah, babasını anasını sevmez mi hiç

Şimdi ceplerimde şeker yok
Çocukluğum eski neşem yok
Köyüme yolcuyum bir yanım boş şimdi
Yanımda kardeşlerim yok

Anladım bize hasret cevizli dereler
Sevgisini yeşilinde gizler
Babam kucaklar beni öpünce elini
Anam sarılır hasreti gider
Ya yavruları yitikler, neyler?

(Yeni Düşün dergi, sayı 18)