You are here:
Hayat Böyle... PDF Yazdır E-posta
Pazar, 02 Mayıs 2010 19:41

Ahmetler’de bahar çiçeklerinin her rengini ve yeşilin en güzelini bize cömertçe veren toprak, içimizdeki en güzel çiçeklerden birini de aynı mevsimde acımasızca bizden aldı. Adeta ödeştik...

Mustafa Koç

Yaylayla ilgili önemli kararların alınacağı sabah, Tevfik dayımın vefatı haberi geldi. Gerçekte bütün ölümler erkendir, ama dayımın vefatı da o kadar aniden, o kadar beklenmedik şekilde oldu ki bir türlü kabullenemedim. Daha bir hafta önce, Ankara’ya gitmeden; “Dayım, yayla konusunda bir gelişme olursa bana da haber ver" diyecek kadar hayata bağlı ve sosyal bir insandı. Bu nedenle o gün komisyon çalışmalarını izlerken içimdeki acıya, alınan kararı ona duyuramamanın üzüntüsü de eklendi. Cenaze bir gün sonraya ertelenmese komisyon toplantısına da katılamayacaktım. Dayım da Allah da adeta bu toplantıya katılmamı istedi. Keşke karar bir gün önce alınabilseydi ya da o, bir gün daha yaşasaydı... Keşke ona; "Dayıcığım, Aldürbe için olumlu karar verildi." deyip onu sevindirebilseydim; ama olmadı. Bu güzel insanı bu müjdeli haberi veremeden kaybettik. Toprağı bol olsun.

Bu yayla haberini, bütün sülalelerin büyüklerine duyurabilmek isterdim. Tabi ki dedelerime, Zobu amcama ve babama da… Bir ara bir yetkiliye, büyük bir inançla ve dudaklarım titreyerek;

“Bakın” demiştim; “Dedelerim bu sorunun çözülmesini göremeden öldüler, 90 yıllık bir çınar, Zobu amcam da, 82 yıllık babam da göremeden öldüler. Ne olur, bu konu artık bitsin ve bizim çocuklarımız bari bizler ölmeden bu sorunun çözüldüğünü görebilsinler.”

Şimdi bu sorun daha iyi bir noktaya gelmişken inanın bütün haklı gerekçelerimize rağmen daha çok eskilerin, hayatta olmayan büyüklerimizin hatıralarını anmak ve onlara layık olmak için bir şeyler yapma heyecanı duyuyoruz.

İşte son haftayı bu şekilde, acıyı bal eyleyerek geçirdik.

Neylersiniz ki hayat böyle...

Sevinçle acı, mutlulukla hüzün, iyi haberle kara haber, hatta doğumla ölüm bir arada... Hayatı bu yönüyle kabullenirken bazen içimizdeki acıyla dışımızdaki güzel şeyleri birbirine karıştırarak yaşarız. Yayla konusundaki yüz yıllık yanlışlığın kısmen düzeltilme aşamasına gelindiği bir günde köyümüzün önemli büyüklerinden birini kaybettik. Sanırım Tevfik Güzel’in Ahmetlerdeki cenaze töreni, köy içinde araba konacak yer kalmayacak kadar dolup taşan kalabalık, onu bizim dışımızda da herkesin ne kadar çok sevdiğinin bir göstergesiydi.

Ahmetler’de bahar çiçeklerinin her rengini ve yeşilin en güzelini bize cömertçe veren toprak, aynı mevsimde içimizdeki en güzel çiçeklerden birini de acımasızca aramızdan aldı. Adeta ödeştik.

Köy o kadar güzel bir mevsim yaşıyor ki karşıdan bakınca görünen manzara, içine girildiğinde daha da güzelleşiyor. Görmeyenler varsa bugünlerde mutlaka Ahmetler’e gitsin.

İnanın yazacak o kadar çok şey birikti ki…  Ama uzun zamandır ilk defa canım hiçbir şey yazmak istemiyor. Geçen ayın yoğun ve yorucu çalışmaları yanında yaşadıklarımızın üstümüze serptiği ağırlık, yolumuzu kesti. Siteye bir şeyler yazabilmek için sanırım birkaç güne daha ihtiyaç var. Bu nedenle bizi hoş göreceğinizi umuyorum.

Sizlerle güzel şeyleri paylaşabilme umuduyla sevgi ve saygılarımı sunuyorum…