You are here:
İnsanoğlunun Dört Mevsimi PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 07 Ekim 2010 07:43

Olaylara Tek Yönlü Bakmak,
Hayatı Yanlış Algılamalara Neden Olabilir

Bir zamanlar dört oğlu olan bir adam varmış...

Adam, çocuklarının çok erken karar vermemeleri ve peşin hükümlü/önyargılı olmamaları için onları bu konuda eğitmek istemiş... Bu amaçla her birini, değişik zamanlarda, çok uzak yerde bulunan bir ağacın yanına gidip bakmalarını istemiş...

İlk oğlu kışın gitmiş...

İkincisi ilkbaharda...

Üçüncüsü yazın...

Sonuncusu da sonbaharda...

Geri döndüklerinde hepsini çağırmış ve bir araya toplayıp ne gördüklerini sormuş...

Kışın giden ilk oğlu, ağacın çok çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söylemiş...

İkinci oğlu; "Hayır yeşillikle doluydu ve ağaç canlıydı." diye itiraz etmiş.

 

Üçüncü oğlu başka fikirdeymiş ve düşüncelerini şöyle dile getirmiş
"Çiçekleri vardı ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhteşemdi ki, daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim." demiş. 

Sonuncu oğlu da, hepsinin söylediklerinin eksik olduğunu, ağacın meyvelerle yüklü, canlı ve hayat dolu olduğunu belirtmiş...

***

Oğullarını dinledikten ve onların birbirlerine itiraz etmelerini izledikten sonra, yaşlı adam oturduğu yerden şöyle bir doğrulup geriye yaslanmış ve düşüncesini tane tane açıklamış:

Öncelikle hepsinin haklı olduğunu; çünkü ağacı farklı mevsimlerde görmeye gittiklerini hatırlatmış. Sonra da onlara;

Bir ağacı veya bir insanı, kısa bir süre içinde tam olarak tanıyamayacakları için hemen yargılayamayacaklarını anlatıp birini iyice tanımadan onunla ilgili karar vermenin doğru olmayacağını anlatmaya çalışmış...

Ve demiş ki;

"Gerçekleri ancak zamanla, tam olarak anlayıp kavrayabilirsiniz. Bir ağacı doğru tanımak için de onu ancak dört mevsimi gördükten sonra tanıma fırsatı bulursunuz. Eğer kıştan vazgeçerseniz; ilkbaharın nimetinden olursunuz, ayrıca yazın güzelliğinden de sonbaharın bütünlüğünden de mahrum kalırsınız.

Bir mevsimin acısının, diğer güzel mevsimleri parçalamasına izin vermeyin. Hayatınızı, bir mevsim yüzünden yargılamayın. Unutmayın ki; ilerde şu andaki zamanı, bugünü arayabileceğiniz gibi, daha güzel günler de yaşayabilirsiniz."

***
 

Bu hikâyeden çıkartacağımız, alacağımız ders ne olabilir?

Atomu parçalayan, ünlü Alman fizikçi Albert Einstein (1879-1955); “İnsanlardaki peşin hükmü/önyargıyı yok etmek, atomu parçalamaktan çok daha zor." diyor. Hayatta "peşin hüküm"lü olmamak için çaba göstermemiz, onlardan kurtulmamız gerekir. Yoksa onun altında ezilir kalırız. Zaten Einstein da önyargıyı yok etmek "imkânsız" demiyor, sadece "zorluğu"na işaret ediyor.

O halde hayatta ezilmemek, başkalarına haksızlık etmemek için, hayatı önyargılarımızla ve durduğumuz yerde değil de, ona katılarak, ondan edindiğimiz bilgi ve tecrübelerle değerlendirmeliyiz. Böylece giderek peşin hükümlerimizden de kurtulabileceğimizi unutmamalıyız.

Dolayısıyla ancak o zaman gerek insanlar gerekse olaylarla ilgili sağlıklı hükümler ortaya koyabilir, doğru kararların altına imzalar atabiliriz. Aksi takdirde önyargılarımızla vardığımız yanlış sonuçların sıkıntılarına katlanmaya mahkum oluruz. 

 

Not:
Önyargı üzerine yazılmış ayrıntılı bir yazıyı okumak isterseniz buraya tıklayın.