You are here:
AHMETLER, KURTULUŞ SAVAŞINDA AKSEKİ'NİN YILDIZI SEÇİLMİŞTİ PDF Yazdır E-posta
Pazar, 06 Şubat 2011 15:51

(Babaannem Kör Hanife’nin, babam İbrahim Koç'a bizzat anlattıklarıdır...)

Mustafa Koç

Millî Mücadele dönemi... İstiklal (Kurtuluş) savaşı sırasında, “Millî  Tekâlif  Kanunu” gereğince her köyden orduya mal ve erzak toplanıyor. Bu sırada bizim köylüler Akseki yakınlarındaki Ahmetler Yaylasında, Aldürbe’de oturuyorlar.

Ahmetler, Manavgat'a bağlı; en az 600 yıllık geçmişi olan ve Türkistan'ın Horasan bölgesinden göçüp gelen Türkmen aşiretlerinin yerleşim yeri. O yıllarda Ahmetler, hayvancılığın çok geliştiği, bölgenin en büyük köylerinden biridir. Bu nedenle olmalı; Aldürbe, Kanuni Sultan Süleyman'ın mührüyle 1530'larda padişah tarafından yayla olarak Ahmetler'e tahsis edilmiş. Bugün bile haritalarda "Ahmetler Yaylası" olarak yazılıdır ve yüzlerce yıllık oba yerleriyle mezarlıklar olduğu gibi durmaktadır.

 

Kurtuluş Savaşı yıllarında bütün Anadolu Mustafa Kemal’in ordusuna yardım edebilmek için yarışırken herkes gücü oranında, elinden gelen desteği vermek için çırpınmaktadır. Ahmetler'in eli silah tutan gençleri, erkekleri cephede savaşırken Ahmetler’den de at, deve, keçi, koyun gibi hayvanlarla aba, kazak, ellik (eldiven), tozluk, çarık gibi giyecek olarak ne varsa toplanıp Akseki’ye teslim edilecektir.

Erkekler cephede olduğu için bu işi kadınlar üstlenmiştir. Kocası Gedik Hüseyin dedem savaşta olduğu için en başta görev alanlardan biri de babaannem Kör Hanife'dir. Kendi anlattıklarına göre Ahmetler'in bütün kadınlarıyla birlikte elleriyle ördükleri kazakları, çorapları, askere yollamışlar. Bütün Ahmetler’den toplanan yiyecek, giyecek gibi malzemelerle birlikte; hayvanlar, keçiler, koyunlar, atlar ve develer, büyük bir merasimle Akseki'de orduya teslim edilip cepheye ulaştırılmış.

İşte tam da o günlerde bir sabah Akseki'nin Çimi köyünden meşhur Tahir Ağa, Ahmetler Yaylasına atıyla çıkagelmiş. Gelmiş gelmesine de Çimi’nin en ünlü şahsiyetlerinden biri olan Tahir Ağa, derin bir üzüntü içindeymiş. Heybelerine kuru üzüm yüklediği atıyla Ahmetlerlilerin oba yerlerini tek tek dolaşarak bizimkilere şöyle demiş:

”Komşular, buraya ne için geldim bilir misiniz? Yardım için geldim, sizin yardımınıza ihtiyacımız var. Her köyden orduya erzak toplanıyor. Toplanan erzak bakımından Akseki’de sizin köy birinci geldi. Daha doğrusu Ahmetler, Akseki’nin yıldızı seçildi. Mustafa Kemal'in ordusuna yaptığınız bu büyük yardımdan dolayı herkesin dilinde Ahmetler var, çok büyük takdir aldınız. Bizler Çimi köyü olarak pek bir şey bulup veremedik; askere mahcup olduk. Atın heybesindeki kuru üzümleri alın; bize de biraz kıl, yün, mal, ne verebilirseniz verin.  Biz de köyümüz adına bir şeyler hazırlayıp orduya gönderelim.”

Bizimkiler, bu habere çok sevinmişler. Hem gururlanmışlar hem de Çimi için de bir miktar mal ve erzak toplayarak Tahir  Ağa’ya vermişler.  O da Ahmetler Yaylasından topladıklarını Çimi köyü adına Akseki’ye teslim edip canını vermeyi göze alarak cephede çarpışan Mehmetçiklere göndermiş.

Başka söze gerek var mı?