You are here:
Siteden Mektup PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 09 Mart 2011 22:59
Bir Özür Borcumuz Var;
Ama Siz 
“Bizi izlemeye devam edin!”

Mustafa Koç

Teknik bir sorun nedeniyle “ahmetler.net”e iki gün girilemedi. İş hayatımın en zor ve en yoğun günlerinde istediğim kadar zaman ayıramasam da her günkü en önemli işim oldu burası. Günlük tıklamalar 500’ü aşmaya başlamıştı. Son günlerde Ali Varol dahil, bazı yazarlarımız susmuşken Hasan Varol imdadımıza yetişip çok güzel yazılar göndermeye başlamıştı.

İşte tam da bu sıralarda sitenin yayını durunca herkes merak etmeye başladı. Bazı arkadaşlar arayıp; “Site nereye gitti?” diye soruyordu. İstanbul’dan, Manavgat’tan, Konya’dan dostlarımız meraklanıp haber almaya çalıştı. Doğrusu bu durum ilk kez bizi de endişelendirdi. Daha önce de çalıştığımız şirket batmış, ilk sitedeki bütün arşivi kaybetmiştik.

Her tıklamada bizleri Güğlen dağıyla selamlayan “ahmetler.net” hepimizi ruhen bir noktada birleştiriyordu. Belki de bu nedenle sıradan bir köy sitesi olmaktan öte anlamlar da taşıdığı için değerliydi “ahmetler.net”. Burada kendimizi ifade edebiliyor, ortak geçmişimizi ve geleceğimizi paylaşabiliyoruz. Yurdun, hatta dünyanın çeşitli köşelerine dağılmış akrabalarımızın günlük uğrak yeri olmuştu burası. Artık sadece Ahmetlerliler girmiyor, misafirleri de çekmeye başlamıştık. Sitede yayınlanan yazılarımızdan biri, ciddi bir tıklama rekoru bile kırmıştı.

Ayrıca bu site adeta bir “yazma okulu” haline de geliyordu. İlk defa yazma hevesi duyan arkadaşlarımız, harika yazılar üretmeye başladılar. Bir arkadaşım; “Sizin köylüler hep yazar mı ne kadar çok yazan var.” diyerek şaşkınlığını saklamamıştı. Ben de “Taşından toprağından yazar çıkıyor” diye keyiflenmiştim. Hasan Varol bile bu kadar Ahmetlerlinin boyuna yazıp durmasına anlam verememiş olacak ki sonunda dayanamayıp; “Niçin yazıyorsunuz?” diye soruvermişti. Soru gerçekten çok güzeldi. Bu soruyu cevapsız bırakmak istemiyordum. Yeni yazının konusunu bulmuş kafamda kurguluyordum. “Niçin Yazıyorum?” diye başlık atıp bir şeyler yazmayı planlarken bu olay oldu.

Siteye girişler kesilince doğrusu ben de biraz tuhaf oldum. Adeta birden önemli bir şeyi kaybettiğimi düşündüm. Sanki işimden kovulmuş sokakta kalmıştım. Neden bilmiyorum ama dün gece siteyi yeniden yayına döndürmeye çalışırken çocuğunu aramaya çıkan, ya da onu bir tehlikeden kurtarmaya çalışan bir baba gibiydim. Bu sizlere tuhaf gelebilir ama gerçekten öyle oldu. Ya bütün emeklerimiz uçar gider, bütün arşivimiz silinirse diye meraklandım. Sonradan sitenin teknik bir nedene açılmadığını öğrenince ise aynı ölçüde sevindik.

Gece boyunca Savaş Koç’la birlikte İstanbuldaki servis sağlayıcıları aradık; diğer ilgililerle haberleşerek sorunu çözdük ve rahatladık.

Site uzun süre açılmayınca bir arkadaş telefonla arayarak; “Hocam siteye girilmiyor; şu Çimililer bir şey etmiş olmasınlar” diye şaka yollu takılınca çok gülmüştüm.  Bu vesileyle şakayla karışık Çimili dostlarımızı da anmış olalım. Zaten bazen onlarla ilgili çeşitli şakalar yapılıyor ama bu, her zaman hoş bir şakadan öteye gitmiyor. Çünkü geçmişe döndüğümüzde zaman zaman ciddi sıkıntılar yaşanmış da olsa Çimililerle aramızda yüzlerce yıllık hukukumuz var. Umuyorum ki artık birbirimizi daha iyi anlayacağız.

Ne zaman bir Çimili arkadaşla karşılaşsak hemen bu yayla konusu gündeme gelir: “Arada bazı fanatikler olmasa gerçekte bizim Ahmetlerle sorunumuz yok.” diye yakınırlar. Bizler de; “üç yüz yıllık hukuku, şu çağda birkaç fanatiğe kurban etmeyelim” diye düşünen insanlarız.

Her ne kadar kendimizi tarih boyunca mağdur edilmiş olarak görsek de onlarla aramızdaki husumeti büyüten Çimiller değil, devletin adil davranmayan kurumlarıdır. Herkes bilir; “Geciken adalet, adalet değildir.” derler. Bir yayla mahkemesi bir asırdan fazla sürüyorsa; üstelik sorunları çözecek yerde büyüterek yeni kuşaklara devrediyorsa insanlar ne yapsın? Şükretmeliyiz ki geçmişe baktığımızda yine de aramızda telafisi mümkün olmayan bir durum yok. Sitedeki sorun nedeniyle bütün Çimili dostlarımızı selamlamış olduk.

Neyse ki, sitemizin tekrar yayına başlaması hepimizi sevindirdi. Ama biz yine de “ahmetler.net”’in sadık izleyicilerine iki gün hizmet veremediğimiz için özür diliyoruz. Bizleri yalnız bırakmayıp yeniden sitemizi ziyaret etmeye başlayan bütün misafirlere de teşekkür ediyoruz. Bir televizyon kanalının ünlü sloganında dediği gibi;

“Bizi izlemeye devam edin!”