You are here:
HAYATIMIZ, ZATEN SEÇİMLERDEN İBARET PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 11 Haziran 2011 01:33

Seçimler, Ülkemize ve Halkımıza Hayırlı Olsun!

Mustafa Koç

Hayatımızı, sürprizlerle dolu bir yolculuğa da benzetebiliriz. Bilmediğiniz bir yolda yürüdüğünüzü düşünün… Önünüze çıkan yol kavşaklarından hangisine gideceğinize karar vermek de bir seçim değil midir?

****

Siz "geçim" derdinde olsanız da işte yine bir "seçim" dönemindeyiz... Düşünürsek, hayatımız zaten seçimlerle geçip gitmiyor mu? Çünkü insanoğlu hayatının her döneminde bir takım seçimler yaparak yürüyor yoluna. Kaderimiz her zaman bizi, önümüze çıkan seçeneklerden birini kabullenmeye zorluyor. İşimizi seçerken de eşimizi seçerken de; arkadaşlarımızı, yolumuzu, yönümüzü hatta hastanemizi, okulumuzu seçerken de sonuçta bir tercih yapmış oluyoruz.

Oysa seçim yapmak, aslında sadece önümüzdeki seçeneklerden birini kabul etmek değil ki… Seçim yapmak; bir bakıma diğer seçeneklerden vazgeçmek ya da diğerlerini reddetmektir. Çünkü bir seçim yaptığımızda önümüzdekilerden birini kabul ediyoruz ama diğerlerini terk ediyoruz demektir. İşte bu nedenle birini ya da bir şeyi “seçmek”, ötekileri görmezden gelmek anlamını da taşıyor.

Mesleğimizi, işimizi seçerken bazen birden çok seçeneğimiz vardır. Ama ne yazık ki hayat bize sadece bunlardan birini seçme ve deneme fırsatı verir. Kim bilir, belki seçemediğimiz mesleklerden birinde bizi daha güzel bir iş hayatı ve başarı beklemektedir. Eşimizi seçerken de öyle: Vazgeçtiğimiz sevgiliyle ömür boyu daha büyük bir mutluluğu reddedip etmediğimizi bilemeyiz ki… İnançlarımızı, siyasi görüşlerimizi seçerken de yaşayacağımız yeri, tutacağımız takımı, çevremizdeki arkadaşlarımızı seçerken de daima hep en iyisini seçtiğimizi düşünürüz.

Hayatımızı sürprizlerle dolu bir yolculuğa da benzetebiliriz. Bilmediğiniz bir yolda yürüdüğünüzü düşünün… Önünüze çıkan yol kavşaklarından hangisine gideceğinize karar vermek de bir seçim değil midir? Ama bilinmezlerden birini seçerken bile ikinci yolu, başka bir yolu deneme şansımız yoktur. O yollardan birine girdiğimizde öteki yollarda bizi bekleyecek sürprizlerden mahrum kalırız. Bu yollardan biri felaket, fakirlik, başarısızlık getirecek de olabilir. Belki diğeri de fırsatlar, zenginlik ve başarı sunacaktır. Ama ne yazık ki üçüncü yolu seçtiğimizde neler kazandığımızı da neler kaybettiğimizi de bilemeyiz.

Yine de seçim yapabilmek ve önümüzde farklı seçenekler olması güzel bir şey. Ya bunlar birkaç tane değil de bir tane olsaydı yani bir seçenekli bir seçim karşısında olsaydık daha mı iyi olurdu? Yani o zaman bize seçme hakkı değil boyun eğme görevi verilmiş olmaz mıydı? İyi ki seçimler var, seçme hakkımız var. Günlük hayatta da kendi hayatımızda da daima seçenekler olması, hepsinden önemlisi “seçme hakkımız” olması ne kadar güzel.

İnsan toplumları, binlerce yıldır birbirleriyle dövüşe dövüşe toplu yaşamanın kurallarını bulmaya çalışıyor. Sosyal hayatı düzenlemek için seçim yöntemini buluncaya kadar, ne kadar çok kan döküldüğünü bir bilen var mı? Her düşünceden, her görüşten, her partiden, her ırktan, her dinden insanlar ancak ortak değerler üreterek bir arada huzur içinde yaşayabiliyor. Demokrasi dediğimiz şey de belki bu. Ötekilere tahammül etmeyi, başkalarının hakları da olabileceğini kabul etmeyi ve bizim gibi düşünmeyenlerle bir arada yaşamayı demokrasi kültürüyle öğreniyoruz. Belki de gerçek demokrasi, seçimleri kazanan çoğunluğun haklarını değil de kaybeden azınlığın haklarını koruma ve tanıma rejimidir.

Artık hayatın her aşamasında seçimlerimiz var. Eksiklerimiz de olsa demokrasi bunu gerektiriyor ve bunun kıymetini bilmeliyiz. Çünkü seçimlerimizin çoğunu özgürce yapabiliyoruz.

Ama unutmayalım ki insanlık buralara kolay gelmedi. Her şey son yüzyılda hızla değişti. Önceleri herkesin seçme ve seçilme hakkı yoktu. Avrupa, düne kadar bir birini boğazlayarak yaşıyordu. Türk kadınlarının seçme hakkına kavuşması bile Atatürk gibi bir kahramanın Avrupa’dan önce kazandırdığı bir hak değil mi? Bu hakları elde etmek için çok büyük mücadele vermiş bir toplum olmasak da sahip olduklarımızın farkına varmak, değerini bilmek herkesin görevi olmalı.

Ülkede yapılan seçimler için de öyle diyebiliriz. Demokrasi oyunu bugün çok iyi oynanmasa da bunu öğrenmeye devam ediyoruz. İşte size seçme hakkı… Hiç değilse bu hakkınızı kullanın. İstediğiniz başkanı, istediğiniz siyasi partiyi ya da istediğiniz belediye başkanını, istediğiniz muhtarı seçin.

İş seçerken, eş seçerken; arkadaş, okul seçerken; hastane, dişçi, doktor ve öğretmen seçerken yaptığımız seçim gibi bu seçimlerde de yine bir tanesini tercih etme hakkımız var. Öyleyse geriye ne kalıyor? Aslında gerisi size kalmış. Şimdi isabetli seçim yapmak sorumluluğumuz ve ülkemiz için en doğru seçimi yapma görevimiz var. İşte sizin kaderinizi de etkileyecek bir seçme fırsatı. Kim bilir belki de meydanlarda söylendiği gibi size vaat edilen “aş, iş, ekmek” için, “huzur, barış ve çağdaş demokrasi” için, “eğitimli, kalkınmış, büyük bir Türkiye” için de bir şans günüdür.

Sandığa gidin ve mutlaka oyunuzu kullanın. Yurttaş olmak, sorumluluk almak ve katılmak demektir. Seyrederek kaderimizi değiştiremediğimiz gibi, katılmayarak eleştirme, şikayet etme ve seçilenlerden hesap sorma hakkına da sahip olamayız. O zaman yapılacak şey seçimlere mutlaka katılmaktır. Çünkü seçimler de toplumlar için bir yol kavşağı ve bir fırsatlar dönemidir. İşte bu fırsatı iyi kullanmak gerekir.

Unutmayın, hayatta üç şey geri gelmezmiş:

Atılan ok, söylenen söz ve kaçırılan fırsat…

Hayatın size iyi fırsatlar sunmasını ve iyi seçimler yaptırmasını diliyorum.

Belki de ülkemiz söylendiği gibi gerçekten bir yol kavşağında… Eğer öyleyse Türkiye için öncekilerden daha önemli bir seçime gidiliyor. Bu seçimler halkımıza ve ülkemize hayırlı olsun!

Bu sabah bir arkadaşımın, Facebook’ta şöyle yazdığını okudum:

“Seçim sandığına giderken TC Kimlik Kartınız ve vicdanınız yanınızda olsun!”

Siz de öyle yapın…

Mustafa Koç - Antalya