You are here:
Yayla Göçü Yaklaşıyor PDF Yazdır E-posta
Salı, 19 Mayıs 2009 06:18

Komisyon, Göç Yolunu Onayladı

Sizin çoğunuz yayla göçünü bilmezsiniz. Belki de çoğunuz iki kuşak önce hepimizin dedelerinin göçer geleneğini sürdüren birer yörük beyi olduğunu bile bilmezsiniz. Kim bilir bazılarınız o kadar uzak kalmışsınızdır ki yörük olduğunuzu söylemekte bile zorlanırsınız. Elbette hepimiz artık yörük değiliz; çoğumuz köylülükten bile çıktık; kentleştik.

Eskiden buna "manavlık" denirdi. Yani ya yörük olurdunuz yazları yaylaya çıkardınız ya da yaylacılığı, hayvancılığı bıırakıp bağa bahçeye bakmak için köyde kalır, "manav" olurdunuz. Şimdi bizller, hepimiz "manavlaştık."

Komisyon, Göç Yolunu Onayladı

Sizin çoğunuz yayla göçünü bilmezsiniz. Belki de çoğunuz iki kuşak önce hepimizin dedelerinin göçer geleneğini sürdüren birer yörük beyi olduğunu bile bilmezsiniz. Kimbilir bazılarınız o kadar uzak kalmışsınızdır ki yörük olduğunuzu söylemekte bile zorlanırsınız. Elbette hepimiz artık yörük değiliz; çoğumuz köylülükten bile çıktık; kentleştik. Eskiden buna "manavlık" denirdi. Yani ya yörük olurdunuz yazları yaylaya çıkardınız ya da yaylacılığı, hayvancılığı bıırakıp bağa bahçeye bakmak için köyde kalır, "manav" olurdunuz. Şimdi bizller, hepimiz "manavlaştık."

Dedelerimiz deveye, ata binerdi. Şimdi çoğumuzun altında son model arabalar var. Yaylaya develerle, atlarla çıkılırdı; şimdi traktörler, kamyonlar göçürüyor. Alacalı desenli yün çuvalların yerini, naylon torbalar, sentetik çuvallar alıyor. Kıl çadırlar kaybolmakta. Bunlar olmadan yörükçülük mü olur? Ama genlerimizdeki, kanlarımızdaki yörüklüğü kimse atamaz. Atmamalıyız da... Hem "Aslını saklayana haramzade" derler; hem de bu ülkenin en sadık insanları biziz ve bizim atalarımızdır. Bu nedenle her yerde yörük kökenli olduğumuzu gururla söyleyebiliriz. Bir de Antalya toprağında yörük olmayan var mı kli?

Elbette "yörük" ya da "manav" olmak önemli değil. Ama önemli olan bir şey var: Hepimizin iki kuşak, üç kuşak önceki dedeleri yaylaya göçerdi. Bu yayla göçü ve yayla kültürü başlı başına önemli bir olaydı. Fakat, padişah fermanıyla köyümüze tahsis edilen Akseki, Çimi köyü yakınlarındaki Ahmetler Yaylası, çeşitli hukuk oyunları ve sahipsizlikten dolayı 1928 yılından beri mahkemelerde sürünüyor. Buna rağmen yüz yıllık dava, sanki artık sonuna geliyor gibi. Geçmişte yaşananlara bakarak ihtiyatlı konuşmak istiyorum. Yine de "belli olmaz", diyerek sonucu bekleyeceğiz. Ama önümüzdeki hafta köylülerimize ve yaylacılara iyi haberler vermek istiyoruz.

Yüz Yıllık Bir Dava...

Bu konuyu bilenlere baş vurarak daha sonra geniş bir şekilde yazıya döküp sitede yayınlayacağız. Ancak "yaylanın tapusunu isteriz" diye dedelerimizin, babalarımızın savaştığı konu bugün bizlerin elinde kaldı. Yayla mahkemelerinin yüz yıldır sürmesi, köylüyü yordu; köylülerimizin yayla geleneğini azalttı; hayvancılık da azaldı. Yani yörükller azaldı; manavlar arttı. Azalsa da hala bu işi sürdürmeye çalışan çobanlarımız, sürücülerimiz var. Bu geleneğin kaybolmamasını, yörük adetlerinin, oba geleneğinin ve göç kültürünün bir folklör olarak bile yaşatılmasını istemeliyiz.

Şimdiki kuşakların çoğu artık köyden ve yayladan giderek uzaklaştığı için bu konulardan da uzaklaşmış olabilir. Ama yayla davası, köyümüzün onurudur. Bu davanın hem geçmişini bilmeli hem de bugün sahip çıkmalıyız. Çünkü hepimizin köklerinde bir yayla geleneği var. Belki bir gün keçilerimizle koyunlarımızla değil ama arabalarımızla, jiplerimizle yazları tekrar yaylaya çıkacağız.

Şimdi Durum Ne? 

Çimi köyünün bıktırıcı itirazları ve yayla göçü sırasında yarattıkları gerilim, her sene valileri ve kaymakamları da meşgul eden bir arkası yarın dizisine dönmüştü. Biz yeni çıkan Mera Yasası gereğince tapu istemekten vaz geçtik. Ama Çimi köyü bu konuya itiraz etmekten vazgeçmedi. Son 8-10 yıldır ben de bizzat içindeyim; Tarım İl Müdürlüğündeki Mera Komisyonunca "kadimden beri kullananlara" tanıdığı haktan yararlanarak yaylanın köyümüze tahsis edilmesini bekliyoruz. Bu konuda çok yorucu, çok zor ama epeyce uzun bir yol aldığımızı söylemek istiyorum. Konuyu sonuna kadar takip etmekten vaz geçmeyeceğiz.

Göç Yolu Talebimiz Kabul Edildi 

Yaylanın köyümüze tahsisi yapılırsa bu tartışmalar kısmen sona erebilir. Şu anda komisyon karar aşamasında. Muhtarımızın göç yolu talebi için verdiği dilekçeye dün olumlu cevap geldi. Komisyon göç yolunu (göç güzergahını) onayladı. Göç yolu onaylanınca umarım yaylanın köyümüze tahsis edilmesinin de sonuna geldik. Hüseyin Kara'yla birlikte komisyon üyelerini tekrar ziyaret edip bir yanlışlık daha yapılmasını iönlemeye çalışacağız. BAzen haklı olmak bile yetmiyor: işi sahiplenmek gerekiyor. Komisyonun önümüzdeki hafta bu konuda olumlu bir karar vermesini bekliyoruz. 

Köylülerimize iyi bir haber vermek istiyoruz.

Eğer tahsis kararı alırsak, yukarıdaki önerimi ve temennimi tekrarlamak istiyorum. Bu kez yaylayı sadece yörüklerin, çobanların kullandığı bir yer olarak düşünmeyin. Olanakları olanlar yaylada küçük yazlık evler yaparak buraya sahiplenmeli; hem atalarımızın mirasını korumalı hem de dünyanın en güzel balının, peynirinin, sütünün, yoğurdunun üretildiği Ahmetler Yaylasının tadına bakmalı. "Vatan" ve "yurt" dediğimiz şey, eğer ona sahip çıkanlar olursa hak edilir. 

Komisyondan beklediğimiz karar çıkarsa herkesi bu yayla konusunda biraz daha duyarlı olmaya davet edieceğim.

Nerde yaşıyor olursanız olun; ama köyümüze ve yaylaya sahip çıkın! 

Mustafa Koç, Antalya