You are here:
Ahmetler'de Sevdaya Düştüm PDF Yazdır E-posta
Salı, 28 Haziran 2011 13:07

Köyüne Sevdalı Olan Herkese Selam

İbrahim KOÇ

Goramşa’da doğdum, Ahmetler’de sevdaya düştüm; sevdalandım; saz çaldım; türkü çığırdım; Ahmetler sevdalısı oldum.

“Hepimizin bu dünyaya bir gelme nedeni olmalı.” diye düşündüm; geçmişi merak ettim; sordum, sorguladım, aradım; yazılı bir belge bulamadım. Yeni yetmeliğimde ve de gençlik yıllarımda ve hatta pişmeye başladığım ilk olgunlaşma dönemimde dahi yeterince farkında olmadan önemsemediğim değerlere yeniden sevdalandım.

Dedelerimi, ebelerimi, ana, baba atalarımı, akrabalarımı bilmek istedim. Karşılaştığım tüm yüksek matematik problemlerinden karmaşık, tüm geometri çizimlerinden ve de tüm çok bilinmeyenli cebirsel denklem, integral, türev, sonsuz olasılık, sonsuz faktöryel gibi daha belalı matematik bilmece bir konuyu merak etmiştim de, güçsüz, bilgisiz, beceriksiz olduğumun farkına varmıştım.

Büyüklere sormak istedim; Zobu ve Daylak Emmilerim hakka yürümüştü de fırsatı kaçırmıştım. Daha eskiler, yeni gidenler ve henüz hayatta olanlar da var. Düşüncelerimizle gerçekleştirmek istediklerimiz, iflah olmaz tembelliğimizle bahanelerimizin bilmecesi gibi…

Kendime kızdım, kırıldım, darıldım, yoruldum. Kendimden büyük kim varsa okumuş üflemiş ağabeylerimden önüme gelene verdim, veriştirdim; onlara da kızma, kırılma, darılma numaraları yaptım.

İlk olarak “her şeyi bilen, her şeyi yapan, Konfüçyüs Müridi Aynşıtayn Ali Varol Abimi cebren ve hile ile tuzağa düşürerek köyümüzün “SOY AĞACI”nın ilk özetini yazmasına sebep olanlardan oldum ve de ona her şeyimize “ yetiş ya Hızır Ali” diyorum.

Mustafa Abim siteyi kurmuş; hem çocuk, hem yeni yetme öğrenci, hem öğretmen, hem de tarih olarak herkesle haberleşmeye başlamış, bilgileri toplamış, Orkestra Şefi yerine tarafımdan hilesiz “Oymak Beyi” seçilmişti. Her ne kadar her şey ondan sorulsa da, tarih konusunda büyük bir eksikliğimiz vardı. Tarihin “ T “ ile başladığını keşfeden Mehmet Arslan Abim, tarafımızdan Adem ile Havva’dan bu güne insan, toplum, ilk ve son Türkler ile “Ahmetler Tarihi” uzmanı olarak “SOY AĞACI”mızın, kışlak ve yaylaklarımızın tüm gelmiş geçmiş ve bu günü ile ilgili konularda bir numaralı otorite seçilmiştir.

Bir de; her şeye koşan, herkese veren, herkese yeğen, elimizin yeni ulağı gelecek de umudumuz, yüreğimiz olan adam Mehmet Kocaakça’ya sonsuz teşekkürlerim var…

Üç isim var ki; sitemizin var olma ve yaşama nedenidir. Bu üç isme; yani Ahmetlerli Mustafa’lara, Ali’lere ve de Mehmet’lere tekrar selamlar…

Geçmişte neler yazmışım bu isimlere diye site hafızamıza baktığım zaman güzelliklerden bir demet buldum paylaşmaya değer…

  

1- İbrahim Koç; 23 Aralık 2009

 

Goramşa’dan,

Cipcikli’den,

Oğlan öldüğü’ndeki molalardan

Yazı’dan, Kapız’dan, Murtiçi’nden,

Güzelsu’dan, Alavada’dan,

Aldürbe’den

Ahmetler Kuyu’sundan, Çırlavık’tan,

İmalı’dan, Bozlağan’dan, Popaz Başı'ndan,

Deke Taşı’nın yalak’larından içilen sudan,

Sayyatak’tan,

Köse Dağı’ında kurulan planlardan,

Pantır Mustafa’dan, Goca Mehmet’ten, Gedik Hüseyin’den, Deli Ali’den,

Ata’larımızdan,

Oymak Bey’imiz Mustafa Koç’tan,

Soy ağacımızın ışığı Ali Varol’dan,

Tarihimizin “T“si Mehmet Arslan’dan,

Ve Güngür Mehmet ile, Kocaakça Mehmet’ten,

Ve hatta İsveç’teki Mehmet’ten,

Cennet‘in kızı sihirli kalem Huriye’den,

Ve sehildeki evlerimizden,

Ve gurbet’teki ellerimizden,

Ve içimizdeki yüreklerimizdeki sevgilerimizden

Ve de "BEN"'den,

Birlikte, Sevgilerle bütünleşmiş nice sevdalar dilerim.

 

2 - İbrahim Koç; 23 Aralık 2009

 

Sevgili Mehmet’im, Kocaman Akçam benim;

Kara Osman inatçılığıyla Köprüayağ’ından boru döşeyerek Bük’e su getirdi ve karpuz ekti.

Her yaz, her güz babamla çalıştım. O karpuzları babamla ben ektim, suladım, büyüttüm.

Yıllar sonra Bük’te karpuz tarlasında babamla bir fotoğrafımı da elde ettim.

Fotoğrafa baktım , yazdıklarından çook etkilendim.

Babamın boruları hala toprak altında gömülü….

Ve BÜK Ahmetler’in gelecek nesillere bırakacağı en büyük hazine..

O günleri yaşayan bir abin olarak gözyaşlarımı tutamadım, ağladım, ağladım;

Ama, bir o kadar da gururlandım.

Bük’ün sulanmasıyla, köyümüze ilk pamuğu da Kara Osman ekti. Ve ben o zaman babamın yardımcısıydım. Pamuk suladım, Bük’te hem pamuk, hem de karpuz yetiştirmiştik.

Ha; hatırlatayım: Babam Kara Osman’ın cesur insan olduğunu söyler Pantır Emmi, hala yaşıyor. Bir de, arı kovanından en doğal balı getiren adam ve Çimi “Tokat“’ından her canlıyı çıkaran, en cesur adam da o diyorlar.

Mehmet’im, babama ben şahidim, bir de “ALLAH“...

Köyümüzün en cesur insanlarından birisinin de babam olduğunu söylüyorlar.

Yazan sensin, anılarda hayat bulan sensin.

Selam sana, öptüm…

 

3 - İbrahim Koç; 26 Şubat 2010

 

Ahmetlerli Mustafa’lara, Ali’lere

Ve de Mehmet’lere selamlar…

Emeklerinize, yüreklerinize sağlık…

Bir başkadır, Ahmetler insanı.

Her biri yazan da olur, yazar da.

Anıdır, anılandır, anlatandır.

Tarihe “T“ dir,

Dağda, taşta çarık izleri de vardır.

Ekmeği de alın teriyle emeğindendir.

Ve, helaldir anamızın ak sütü kadar.

Ve; her biri yazılmamış “roman’dır“.

Yürekleri, sevgilerle sevdalı.

 

Ahmetler’in, olmazsa olmaz isimleri var.

Mustafa’lar, Ali’ler ve de Mehmet’ler.

 

Mustafa’lar:

Belki de, Hz. Muhammed Mustafa’dandır;

Kim bilir, belki Mustafa Kemal'dendir

Ya da Büyük Dedemiz Pantır Mustafa’sındandır.

Yani, Mustafa Koç’lardandır; “Oymak Bey’imizdir”.

Ahmetler, nice Mustafa’lardır.

 

Ali’ler:

Belki de, Hz Ali’dendir;

Dedem “ Del’Ali’dendir “.

Koç Ali’lerden, Ali Varol’lardandır.

Ahmetler, nice Ali’lerdir.

 

Mehmet’ler:

Goca Mehmet’den,sarı Mehmet’lerden,

Arslan Mehmet’ten, Kocaman Akça Mehmet’ten,

Güngör Mehmet’ten ve de İsveçli Mehmet’ten,

Hatta Mehmetçik Mehmet’lerdendir.

 

Ahmetler, nice Mehmetler'dir; Ahmet'lerdir.

Ahmetler’de, her isim birdir ve sevgidir.