You are here:

Defteri Oku



Zehra Deniz Özdemir     29 Kasım 2016 19:50 |
(Alıntı)

O, dokuz ay boyunca seni karnında işte bu şekilde taşıdı.
Mide bulantısı çekti ve sürekli kendini hasta hissetti.
Ayakları şişti, vücudu ödem yaptı, derisi gerildi.
Sen karnındayken en basit işlere bile nefesi yetmez haldeydi..
Çünkü nefesini seninle paylaşıyordu..
Mesela merdiven çıkmak için çok çaba sarfetti.
Ayakkabılarını bağlamak gibi basit bir iş için bile
çabalamak zorundaydı.
Sen onu tekmelerken ve içinde kıvrılırken,
O çok geceyi uykusuz ve ağrılı geçirdi.
Doğumun ise tarifi imkansız bir acı çekmesine yol açtı.
Sana sahip olmaktan başka hiç bir amaç için bu acıya değmezdi.
O senin dadın, hizmetçin, hammalın, öğretmenin, şoförün,
aşçın, temizlikçin, hastabakıcın, en büyük hayranın,
en sadık dostun, en yakın arkadaşın...
Seni hissettiği andan beri sadece senin için yaşadı ve kendini
ikinci plana attı. Sen yedikçe doydu, sen uyudukça dinlendi...
Senin için savaştı, savaşıyor, ve hep savaşacak..
Senin için umut etti, sana dair hayaller kurdu,
senin adına üzüldü, sevindi, kızdı...
ve bunların hepsini karşılıksız yaptı.
Çevrende annesini kaybetmiş,
hatta hiç görememiş insanlar var.
Bu birgün senin de başına gelecek,
olmasa keşke ama yaşanacak..
O'na teşekkür etmek için yeterli zamanı bulamayabilirsin.
Lütfen her fırsatta O'na kendini değerli hissettir,
bunu hala yapabildiğin için de kendini şanslı hisset Anlayana...

Zehra Deniz Özdemir     31 Ekim 2016 02:46 |
(alıntı)

Sevgili Yakınım;
Dokuz aylık yorucu bir süreçten çıktım; tüm bedenimin, tüm psikolojimin anbean değişmesini, bedenimde bir canlının büyümesini izlemek ruhsal olarak çok yorucuydu, doğumu hiç anlatmıyorum- ki hem eylemsel olarak hem ruhsal olarak oldukça zordu benim için. Şimdi;
Tüm bu aşamalardan sonra sahip olduğum minik şey hakkında her söylediğini, anneliğime yapılmış bir hakaret olarak göreceğim, dolayısıyla ben sormadan fikir beyan etme, eğer yardım etmeye çok hevesliysen, mutfak tezgahında biriken bulaşıkları yıka ya da karnımı doyurmam için bana fırsat yarat!
Aşırı yorgun, uykusuz ve dolayısıyla gerginim,benden misafir hizmeti ya da güleryüz bekliyorsan bir yıl boyunca evime gelme.
Başkalarının bebeklerinin başına gelen korku filmlerini hiç merak etmiyorum! Anlatma! (Yüzüstü yatırdığımda boğulur mu diye düşünebilecek kapasitede bir beynim var çok şükür ki ve emin ol senden önceki on misafir de aynı uyarıları yaptı!)
Anlaşılmaya, anlayışa, güleryüze her zamankinden çok daha ihtiyacım var, hayatımı kolaylaştırmaya çalış, stres yükleme, stresimi azalt.
O gördüğün minik şeyi 9 ay karnımda taşıdım, doğurdum ve 7/24 gözlemliyorum; neden ağladığını senden daha iyi tahmin edebilirim, o yüzden tahminlerini kendine sakla. Bebeğim ağlarken zaten yeterince gergin oluyorum o yüzden fikir yürütmek yerine, bana bir bitki çayı yapıp hafif bir müzik açarsan daha fazla yardımcı olursun.
Evin ısısını (ay bu ev çok sıcak terler bu çocuk), bebeğimin giysisini (ince mi o üzerindekiler biraz?) mememden gelen sütü (sütün yetmiyor galiba aç bu çocuk) farkında olabilecek kadar kendimdeyim merak etme, eğer sormadıysam ben de merak etmiyorum demektir.
Telefonda gelmen için saatlerce yalvarmış olabilirim ancak değişken hormonlarımı ve bebeğimin huzurunu düşünerek uzun uzadıya beni darlama. Huzursuzsam huzur ver. Sohbet etmek istiyorsam sohbet et. Uyumak istiyorsam bebeğimi pışpışla.
Arada sırada “bebeği ben kontrol ederim sen banyonu yap”, “bir duşa gir ben burdayken ben misafir değilim”, ” ben bebeğe bakarken biraz uyu istersen” gibi cümleler kurmayı dene çünkü fareyi gözleyen kedi gibi bu anları gözlüyorum.
Sizin nasıl çocuk büyüttüğünüzü hiç merak etmiyorum. Zaten büyütmüşsünüz. İzin verin ben de benimkini büyüteyim.
Eski ben olmamı bekleme! Çünkü bu mümkün değil. Hayata kendimden daha fazla değer verdiğim ve deli endişelere sürüklenmemi sağlayan minik bir can getirdim. Hayatımın bundan sonraki kısmında eski halimi anımsatsam da eski ben olmayacağımı bil. Bana baktığın zaman gördüğün kişi değişmemiş olabilir. Ama tüm duygularım, tüm düşüncelerim, bedenim ve hormonlarım değişti.
Herkes doğurdu evet! Tek doğuran ben değilim ama şu an bunu bilmek benim için birşeyi değiştirmiyor!
Yalnızca birkaç ay şımartılmaya, sevilmeye, korunmaya, kayırılmaya ihtiyacım var. Zor değil.
Sevgiler.
:))))))

Mehmet ARSLAN     29 Ekim 2016 10:55 |
Düzeltme ; 1954, 1961-63 olacak
DAHA SI VAR !
“Zeytinyağlı yiyemem aman,
BASMA da FİSTAN giyemem aman.”
ZEYTİNYAĞI ile BASMANIN altını çizelim.
BASMA deyince aklımıza NAZİLLİ, SÜMERBANK gelir.
Bursa Yöresine ait bu Türkü’de İKİ MİLLİ SPORCUMUZ ; Zeytinyağı ve BASMA var.
Zeytinyağının yerine MARGARİN Ve Soya Fasulyesi’ni; Sümerbank Basmasının yerine Amerikan Bezini
Yediriyorlar.
Hikayeye girelim ;
1961-63 de Yörük Köyü Ahmetler İlkokulunda ; Amerika Bize bayat SÜTTOZU içirdi.
KOYUN+KEÇİ SÜTÜ ayyaşı MİDEMİZ Öğretmenimiz Hasan SEVER 'in pişirip sunduĞU Süttozlarını BÖĞÜRTÜYLE karşıladığı için içiyormuş gibi yapıp toprağa gömdük.
Yıl 1968 Antalya Lisesi Parasız Yatılı Yemekhanesi.
Masamızda Marşal kazığı süresi geçmiş PEMBOŞ Pemboş Peynirler, boğazımızdan geçmezler. Bardaklara doldurduk, isyan bayrağını çekip başkaldırdık. İlk disiplinsizliğimiz…
Bildiğim kadarıyla bu konularda ilk direnişçimiz; Doç.Dr.Osman Nuri KOÇTÜRK, Yani Tarhana OSMAN.
Karşıyakalı Tarhana Osman’a selamlar buradan.

Mehmet ARSLAN     23 Ekim 2016 17:59 |
DAHA SI VAR !
“Zeytinyağlı yiyemem aman,
BASMA da FİSTAN giyemem aman.”
ZEYTİNYAĞI ile BASMANIN altını çizelim.
BASMA deyince aklımıza NAZİLLİ, SÜMERBANK gelir.
Bursa Yöresine ait bu Türkü’de İKİ MİLLİ SPORCUMUZ ; Zeytinyağı ve BASMA var.
Zeytinyağının yerine MARGARİN Ve Soya Fasulyesi’ni; Sümerbank Basmasının yerine Amerikan Bezini
Yediriyorlar.
Hikayeye girelim ;
1954 de Yörük Köyü Ahmetler İlkokulunda ; Amerika Bize bayat SÜTTOZU içirdi.
KOYUN+KEÇİ SÜTÜ ayyaşı MİDEMİZ Öğretmenimiz Hasan SEVER 'in pişirip sunduĞU Süttozlarını BÖĞÜRTÜYLE karşıladığı için içiyormuş gibi yapıp toprağa gömdük.
Yıl 1968 Antalya Lisesi Parasız Yatılı Yemekhanesi.
Masamızda Marşal kazığı süresi geçmiş PEMBOŞ Pemboş Peynirler, boğazımızdan geçmezler. Bardaklara doldurduk, isyan bayrağını çekip başkaldırdık. İlk disiplinsizliğimiz…
Bildiğim kadarıyla bu konularda ilk direnişçimiz; Doç.Dr.Osman Nuri KOÇTÜRK, Yani Tarhana OSMAN.
Karşıyakalı Tarhana Osman’a selamlar buradan.

Zehra Deniz Özdemir     24 Eylül 2016 14:02 |
Yeni anne olmuş bir kadının dilinden


1579
Ziyaretçi defteri kaydı
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

EasyBook